Skip navigation.

“Denizin çobanları”, “Boğaziçi'nin bekçileri”, “Denizin elmasları”... Orkinoslara yüzyıllar içinde takılan pekçok başka tanımlama, aslında denizlerin en muhteşem canlılarından biri olan bu balığa karşı duyulan hayranlığı kanıtlıyor.

"Thunnusthynnus" yani mavi yüzgeçli orkinoslar, 700 kiloluk ağırlık ve 3 metre uzunluğa varabilen cüsseleri ile bir at gibi atağa geçecek hızda yüzerek inanılmaz mesafeleri katederek yaşamlarını geçirirler. Orkinos yüzyıllar boyunca, bölgedeki ülkelerin hemen tümünün yaşam kaynağı olan Akdeniz'in sembollerinden biri olarak görülmüştür.

Bunların yanında deniz yaşamında besin zincirinin en tepesindeki yırtıcılardan olan orkinosun Akdeniz ekosistemi içinde oldukça önemli bir yeri vardır. Bu balıkların popülasyonlarının değil yokolması, önemli ölçüde azalması bile alt türlerin de varlığını ciddi ölçüde tehdit eder. Bu durum, hem ekosistemin dengesi hem de özellikle kıyı balıkçılığı açısından son derece ciddi bir tehdit oluşturur. Buna en güzel örnek, açık denizlere gidemeyen kıyı balıkçılarının orkinosa denizin çobanı tanımlamasının küçük türleri kıyıya yani balıkçılara doğru kovalaması nedeniyle vermiş olmalarıdır.

Ancak bu saygı uyandıran özeliklerinin yanında mavi yüzgeçli orkinos aynı zamanda çok zengin ve lezzetli bir gıda olarak deniz ürünleri pazarında önemli bir yer tutuyor. Ünlü Japon mutfağı, her yıl yaklaşık yüzbinlerce ton orkinosu suşi ve saşimi (çiğ balık) yapmak için tüketiyor. Her yıl çok sayıda orkinos, tam da yumurtlama dönemlerinde ve alanlarında avlanarak bu endüstrinin kurbanı haline geliyor.

Bu türün korunmasından sorumlu bir komisyon mevcut : Uluslararası Atlantik Orkinosunu Koruma Komisyonu (ICCAT). Bu komisyona üye 45 ülke, hem ticari hem de ekolojik anlamda bu türün devamlılığını sağlamakla yükümlüler. Ancak gelinen nokta, bu kurumun ve üye ülkelerin bu sorumluluğu yerine getiremediklerini açıkça ortaya koyuyor. ICCAT'in kendi oluşturduğu bilimsel komitesi ise son yıllarda çok ciddi uyarılarda bulunarak avlanma kotasının radikal biçimde azaltılması gerektiğini, aksi takdirde türün tamamen kaybolacağını tekrarlıyor. Ancak kendi bilim komitesinin önerilerine kulak tıkayan ülkeler sorumsuzluklarına devam ediyor ve Akdeniz'in geleceğini tehdit ediyorlar.

ICCAT durmak bilmeyen aşırı avlanma ve korsan balıkçılık nedeniyle Atlantik Okyanusu ve Akdeniz'de yokolmanın eşiğine gelen orkinos türlerinin yönetimini tartıştıkları bu yılki olağan toplantısını Antalya’da gerçekleştirdi. Biz de “Orkinoslar ve Zaman Tükeniyor” mesajımızla birlikte oradaydık. 

Ancak ICCAT bir kez daha mavi yüzgeçli orkinosları kurtarma konusunda başarısız oldu. Greenpeace, stokların durumu iyileşene dek kuzey mavi yüzgeçli orkinos avcılığının durdurulmasını talep etmişti ancak toplantıda orkinoslar için kurtarıcı bir karar alınmadı.

Akdeniz’in bu eşsiz canlıları için zaman tükeniyor. Greenpeace, orkinos ve benzeri türlerin aşırı avlanmasına ve sömürülmüş durumdaki denizlerimizin iyileştirilebilmesine uzun vadeli çözüm olarak, acil olarak dünya denizlerinin yüzde 40'ını koruyacak bir deniz rezervleri ağının oluşturulmasını talep ediyor ve bu konuda tüm dünyada kampanya yürütüyor.