Greenpeace, gelişmiş ülkelerin kendi toksik atık problemlerini gelişmekte olan diğer ülkelere transfer ettiklerine ya da bunun ticaretini yaptıklarına dair birçok olayı belgelemiştir.
Bugün gelişmekte olan birçok ülke, temiz teknolojileri kabul etmek
yerine, gelişmiş ülkelerden daha çok toksik atıkları, toksik ürünleri
ve kirli teknolojileri alıyor.
Bu çeşit bir ticaret ahlaki olmamasıyla birlikte de alıcı ülkeler ve bu
ülkelerin insanları açısından (sosyal ve sağlık açısından) ve çevresel
anlamda yok edici bir tehdit oluşmakta.
Gelişmiş ülkelerin zehirli atıklarını gelişmekte olan ülkelere ihraç etmeleri açıkça bir 'suçtur'.
Greenpeace Akdeniz, Lübnan ve Türkiye'deki bu yasadışı zehirli atık ticaretini açığa çıkardı.
Greenpeace bu zehirli atık ticaretini yasaklamayı amaçlayan bir çalışma içine girmiş ve bunu Basel Anlaşması ile başarmıştır.
Anlaşma, 1992 yılında yürürlüğe girmiş, ancak zayıf kalmıştır. 1994
yılında, gelişmiş ülkelerin oluşturduğu Konvansiyon, Batı ve Doğu
Avrupa'dan bazı ülkeler ve Greenpeace'in de katılımıyla 'Basel Yasağı'
adındaki kararı kabul etti. Bu kararlar, 1998 yılında
hukuksallaştırıldı ve gelişmekte olan ülkelere atık ticaretini
yasakladı.
Greenpeace, Türkiye'de Tehlikeli Atık Ticareti konusunda şu çalışmaları yürütmektedir:
Gemisökümü etkinliklerinin Anlaşma'nın öngördüğü koşullar altında gerçekleştirilmesi,
Samsun ve Sinop'ta 18 yıldır iki depoda bekletilen İtalyan zehirli atıklarının İtalya'ya geri gönderilmesi,
2000 yılında yasadışı bir şekilde Türkiye'ye giren ve 6 Eylül
2004'te İskenderun Körfezi'nde içindeki tehlikeli atıklarla beraber
batan M/V Ulla adlı İspanyol gemisinin toksik atığının İspanya'ya geri
gönderilmesi