Buradasınız:
Lütfen Çözüm masalları ve “Biz Kimiz?” bölümümüzdeki SSS
sekmesine de bakın.
İklim değişikliğiyle ilgili, kulağa doğru gelmeyen bir şey
duydunuz mu? Belki de bir süredir sizi rahatsız eden, bu konuya ilişkin bir
soru var. Bunu bize gönderin. Sizden haber almaktan gerçekten memnun oluruz –
öğrenci, blogcu, halkın bir üyesi ya da fosil yakıt endüstrisinin bir PR
elemanı olmanız bir şey değiştirmez. Bir soruyu yeterli sayıda kişi sorarsa,
cevabı burada yayımlayacağız.
İklim değişikliği hakkında yaygın mitler, yanlış kanılar ve
birkaç güzel soru:
S: İklim değişikliği konusunda bildiğimizi düşündüğümüz
şeyler gerçekten somut bilimsel hakikatlere dayanıyor mu? Bazı bilim
insanlarının hala fikir ayrılığı içinde olduğunu duydum.
Royal Science (dünyanın en eski bilim kuruluşu) Başkanı Lord Robert May, 2004
yıldönümü konuşmasında ne güzel söylemiş:
Belirli ayrıntılar hakkında, her zaman olduğu gibi, bazı sorular var. Ama
(bazılarının hala yaptığı gibi) iklim kalıplarındaki değişikliklere insan
eylemlerinin eşlik etmediğini öne sürenler, (bazılarının hala yaptığı gibi)
sigara içmenin akciğer kanserinin başlıca nedeni olmadığını öne sürenlerden
farksızdır.”
Gerçek şu ki, iklim değişikliği konusunda fikir ayrılığından çok daha fazla
fikir birliği vardır. Konuya ilişkin sözde “tartışma”nın büyük kısmı fosil
yakıt endüstrisinin sofistike halkla ilişkiler çalışması ve gazetecilerin (bir
taraf kanıtlanabilir biçimde yanlış olduğunda bile) “hikayenin her 2 tarafı”nı
da hesaba katmaya kendilerini zorunlu hissetmesi gerçeğine dayanır.
Bilimsel fikir birliği sayfamıza da bakınız.
S: Daha fazla nükleer santral inşa etmemiz gerekmez mi? Bunlar sera gazı
üretmez, değil mi?
Gerçekten, (nükleer endüstrisi dışından) herhangi biri bunun iyi bir fikir
olduğunu neden düşünür, anlayamıyoruz. Nükleer güç insanın su buharı elde etmek
için bugüne dek icat ettiği en pahalı ve tehlikeli araçtır. Artı; 10, 20 ve 30
yıl önce sahip olduğu temel sorunların tamamını (nükleer silahların yayılması,
çözüme kavuşmamış radyoaktif atık sorunu, santral güvenlik sorunları, askeri
saldırı gibi güvenlik konuları, vs. vs.) hala barındırmaktadır. Değmeyecek
işler için çok para harcamaya son vermenin zamanıdır. Ayrıca, nükleere
yapılacak her kuruş yatırım; yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği gibi
gerçek çözümlerden çalınan yatırımdır.
Kanıtlanmış enerji alternatifleri için Çözümler
sayfalarımıza bakınız.
Nükleerin neden iklim değişikliğinin cevabı olmadığı
konusunda daha fazla bilgi almak için lütfen Nükleer Enerji bölümümüze bakın.
S: Kurmaca yazarı Michael Crichton’un “Korku Devleti”
kitabında karakterler iklim değişikliğinin (teröristler tarafından)
uydurulduğunu söylüyor, onun da (konunun teröristler kısmı dışında) gerçekten
böyle düşündüğünü duydum.
Biz edebiyat eleştirmeni değiliz, bu yüzden (bu baştan çıkarıcı olabileceği
halde) bir kurmaca çalışması olarak “Korku Devleti” hakkında hüküm vermiyoruz.
Bilimsel doğruluk açısından, kitabın yalanlar ve aldatıcı yarı gerçeklerle dolu
olduğunu söyleyeceğiz. Onu çürütme konusunda başkaları bayağı iyi bir iş
çıkardığından biz buna zahmet etmeyeceğiz…
Buna boşuna bilimkurgu demiyorlar (NRDC)
Michael Crichton ve Küresel Isınma -Brookings
Michael Crichton’un Kafa Karışıklığı Devleti-RealClimate
Michael Crichton’un Kafa Karışıklığı Devleti 2-Bilimin Geri Dönüşü-RealClimate
Bununla birlikte “süregiden politik tartışmanın büyük
kısmına şekil veren mantıksız ve dikkat dağıtıcı ihtilaflılık yüzünden
huzursuz” olduğunu öne süren birinin laf kalabalığı yapmaktan kaçmayacağı
kesin.
S: Bitkilerin büyümek için karbondiokside ihtiyaç duyduğu
kesin olarak biliyorum. Daha fazla karbondioksit bitkilerin daha fazla
büyümesini sağlamaz mı –böylece daha fazla ormanımız, daha fazla yiyeceğimiz
olur ve iklim değişikliği olmaz çünkü bitkiler fazladan karbondioksidi emer,
değil mi?
Maalesef, hayır. Karbon gübrelemesi (bu etkiye bu ad verilir) kısa vadede bir
ölçüde işe yarar ama bunun boş bir ümit olduğu belgelerle açıkça
ispatlanmıştır. Sorunlarımızdan biri şudur ki bitkileri sonsuz büyümeden mahrum
bırakan, karbondioksitten başka etmenler de vardır. Bunların bir örneği toprak
besinleridir. Bir diğeriyse sudur.
S: Birkaç derece nasıl bu kadar büyük bir mesele olur?
Yaşadığım yerde sıcaklık, bir gün içinde bundan daha fazla değişiyor.
Küresel ortalama sıcaklıktaki küçük değişikliklerin büyük
etkileri olabilir. Örneğin, son buz çağı, bugünden sadece yaklaşık 5° Celsius
(9°F) daha soğuktu. 1800’lerin sonundan bu yana gezegenimiz yaklaşık 0.8°Celcius
(1.1°F) ısındı ve bu küçük miktardaki ısınmayla bile ciddi etkiler görüyoruz.
Daha fazla bilgi için Bilim sayfamıza bakınız.
S: İklim değişikliğini durdurmak pratik değil. Neden buna
uyum göstermekle yetinmiyoruz?
Eviniz yanarken yaptığınız ilk şey ateşi söndürmektir,
deneyip sıcaklığa alışmak değil. Gerçek şu ki şimdi, temelde geri dönülemez
olan 1°C’den (1.8°F) fazla değişimle (ki bu geçmişte ve halen gerçekleşen
salımlara dayanır) baş etmek için bile pek çok uyum gösterme çabasına
girişmemiz gerekecek. Ama sıcaklıktaki küresel artışı 2°C’nin (3.6°F) altında
tutmamız da gerekecek. Bunun üzerine çıkarsa kıyamet kabilinden etkiler ve ani
ve aşırı geri besleme etkilerine ilişkin daha büyük bir riskle karşı karşıya
kalırız.
Ayrıca, Stern Raporu’na göre, iklim değişikliğine uyum
sağlamak için iklim değişikliğini engellemeye oranla 5 kat daha fazla para
harcıyoruz.
Neyse ki ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi daha fazla iklim değişikliği yaratmadan elde etmek için kullanabileceğimiz kanıtlanmış teknolojiler var. Daha fazla bilgi için Çözümler bölümümüze bakınız.
Yine de hem uyum gösterme hem de çözümleri uygulama açısından, daha zengin
uluslar liderlik etmeli ve yardım sağlamalıdır. Aslında, BM İklim Değişikliği
Çerçeve Sözleşmesi’ni imzaladıkları için antlaşma yükümlülükleriyle bunu
yapmaya mecburdurlar. Daha fakir pek çok ülke bu yolda kendi başlarına
ilerleyecek kaynak, para ya da uzmanlığa sahip değildir. Bunun yanı sıra,
yüzyıllar süren fosil yakıt yakma ve ormansızlaştırmayla bu sorunu yaratan
evvela, büyük ölçüde, daha zengin uluslardır.
Bağlantılar:
RealCimate.org
PR Watch
Exxon secrets