“Çözümün parçası değilseniz sorunun parçasısınızdır”, Bush yönetimi ve iklim değişikliği söz konusu olduğunda altı çizilmesi gereken bir söz. Dünya nüfusunun %5’inden azının yaşadığı ABD dünyanın en büyük sera gazı üreticisi ve atmosfere salınan karbondioksitin yaklaşık %25’inden sorumlu.
Bunlara rağmen, dünyada iklim değişikliğini durdurmak için
atılmış tek uluslararası bağlayıcılığı olan adım – Kyoto Protokolü’nü
onaylamıyor. Bunun yerine, Bush yönetiminin ve onunla birlikte hareket eden
yasa yapıcıların politikası işlere aynen hatta artırarak devam etmek. Petrol,
doğalgaz ve kömür sanayisini milyon dolarlarla sübvanse etmeye devam ederken,
yenilenebilir enerji kaynaklarına hiçbir destek vermiyor, Alaska’da bulunan
Kuzey Kutbu Doğal Koruma Alanı’nda kuyu açılmasına izin veriyor. Uluslararası alanda
da Bush yönetimi iklim değişikliğini durdurmaya yönelik tüm çabalara engel
olmak için elinden geleni yapmakta. Sürekli olarak, Bush heyetinin geçen 15
yılda kazaya uğratmaya çalıştığı diğer görüşmeler gibi, küresel salımları
azaltmaya yönelik tüm uluslararası çabaları da zayıflatmaya ve engellemeyi
hedeflediğine Greenpeace delegeleri tanık olmaktadır.
Sözünü tutmamak
Aslında ABD iklim değişikliğine dönük çabalarda lider
konumunda olabilirdi. Enerji verimliliğinin yanında, Bush yönetiminin destek
vermemesine rağmen, rüzgar ve güneş enerjisi teknolojilerinin geliştirilmesinde
ABD dikkate değer katkılar yapmış ve bu iki sektör yerel alanda büyük ilerleme
kaydetmiştir. Ayrıca Amerikalı bilim insanları iklim deşikliği araştırmalarında
da büyük rol oynamışlardır. Örneğin, küresel ısınma kanıtları arasında “dumanı
tüten silah” olarak kabul edilen, dünyanın soğurduğundan daha az enerjiyi
yansıtmaya başladığını ortaya çıkartan ve böylece enerji dengesizliği sonucu
ısınan bir dünyaya doğru ilerlediğimizi gösteren araştırma NASA tarafından
yapılmıştır.
İklim değişikliği alanında lider bir konuma sahip olmakla
aslında ABD de pek çok kazanç sağlayabilir:
* Daha fazla yetenek gerektiren meslekler – Yenilenebilir
enerji sektörü, fosil veya nükleer yakıtlara göre kilovat başına daha fazla iş
yaratır.
* Daha az bütçe açığı – Güneş ve rüzgar enerjisi üretmek
için gerekli olan aletlerin üretimiyle karlı bir ihraç ürünü yaratılabilir.
* Daha güvenli enerji – Petrolde dışa bağımlılık
azaltılabilir.
* Uluslararası prestij – İklim değişikliği mücadelesinde
dünyanın geri kalanına katılmak bunu artırabilir.
Tüm bunların yerine, Bush yönetimi kendi bilim insanlarını
bile duymamazlıktan gelerek iklim değişikliği yokmuş gibi davranıyor. Eğer
fosil yakıt ve nükleer enerji sanayisinden kampanyaları için doğrudan para
almıyorlarsa, Bush ve yakınındakilerin enerji politikası gerçeklikten tamamen
uzak. Görünen o ki, bu para sağlayıcıların kaynaklarının etkisi Bush’un petrol
sanayisindeki geçmişiyle de birleşerek, bilimsel verilerin ve geri kalan bütün
dünya insanlarının görüşlerinin de ötesine geçiyor ve yönetimin enerji politikasında
belirleyici oluyor.
Greenpeace, iklim değişikliği konusunda harekete geçmesi
için ABD hükümetine baskı yapmaya devam edecektir. Ayrıca hükümeti beklemeden,
ABD eyaletlerinin, şehirlerinin, iş çevrelerinin ve bireylerin daha verimli
enerji teknolojilerini ve yenilenebilir enerjiyi kullanarak bu yönde
ilerlemeleri sağlıyor. Nasıl yardımcı olabileceğinizi görmek için Greenpeace
ABD sitesindeki Harekete Geç sayfasına bakabilirsiniz. (http://usactions.greenpeace.org/
Daha fazla bilgi için:
ABD Kyoto Protokolü’nden çekildi (http://www.greenpeace.org/usa/news/u-s-withdraws-from-kyoto-prot)
Kutup Koruma Alanı’nda kuyular açılmak üzere (http://www.greenpeace.org/usa/news/stage-is-set-to-drill-in-arcti)
Bush’un enerji oyunu (http://www.greenpeace.org/usa/news/bush-cheney-national-energy-po)
Enerji oyunu devam ediyor (http://www.greenpeace.org/usa/news/energy-scam-continues)
Greenpeace ABD (http://www.greenpeace.org/usa/campaigns/global-warming-and-energy)
Büyük petrol şirketleri çıkarlarını koruyor – Center for
Public Integrity adlı haber kuruluşu (http://www.publicintegrity.org/oil/report.aspx?aid=345&sid=100)
ABD Hükümeti iklim değişikliği hakkında bilimsel destekten
yoksun – Royal Society adlı haber kuruluşu (http://www.royalsoc.ac.uk/news.asp?id=2992)
Rio’dan 10 yıl sonra kim suçlanmalı? (pdf) (http://archive.greenpeace.org/earthsummit/docs/blame2.pdf)