Skip navigation.
Aktivistler bir termik santralin önünde “Kömür iklimi öldürür” yazılı 
pankartı taşırken. Santral, Avrupa’nın en büyük enerji üreticilerinden 
biri olan Electrabel adlı şirkete ait. Electrabel kömür ve nükleer 
enerji kullanarak kirli enerji üreten, rüzgar ve güneş gibi temiz 
enerji üretim yöntemlerine ilgi duymayan bir şirkettir.

Aktivistler bir termik santralin önünde “Kömür iklimi öldürür” yazılı pankartı taşırken. Santral, Avrupa’nın en büyük enerji üreticilerinden biri olan Electrabel adlı şirkete ait. Electrabel kömür ve nükleer enerji kullanarak kirli enerji üreten, rüzgar ve güneş gibi temiz enerji üretim yöntemlerine ilgi duymayan bir şirkettir.

Büyütmek için tıklayın

Dünyanın en büyük karbon üreticilerinden biri olarak Avrupa Birliği (AB) dünya çapındaki iklim değişikliğini durdurma çabalarına önderlik etmelidir. Şimdiye dek, AB iklim değişikliği konusunda bir vizyon sahibi olmuş; ortalama sıcaklık artışının sanayileşme çağından önceki değerlerinin 2°C üstüne kadar sınırlandırılması gerektiği görüşünü benimsemiş ve sürekli olarak Kyoto Protokolü’nü ABD, Avustralya ve petrol üreticisi OPEC ülkelerinin saldırılarına karşı korumuştur.

Ancak Greenpeace’in endişesi, AB’nin iklim değişikliği ile mücadeleyi genel politikasının merkezine yerleştirmemiş olmasıdır. AB, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği gibi, enerji sektöründeki toplam sera gazı salımının azaltılmasındaki en ucuz, en güvenli, en çabuk ve hem çevresel hem de sosyal anlamda en kabul edilebilir olan yolları henüz yeterince desteklemiş değildir. AB halen fosil yakıt ve nükleer enerji için yüksek sübvansiyonlar vermeye devam etmektedir. İklime zarar veren florlu gazların iklim dostu alternatifleriyle değiştirilmesi hususunda ise yeni yeni politik irade göstermektedir.

AB, Kyoto Protokolü ile 2008-2012 döneminde sera gazı salımını 1990 yılındaki seviyesinin %8 altına indirmeyi taahhüt etmiştir.

Kyoto Protokolü tek başına iklim değişikliğini durduramaz; bu nedenle AB 2012 sonrası (Kyoto’nun ardından) gelecek stratejileri tartışmaya başlamıştır. Greenpeace Kyoto Protokolü’nün ilkelerinin onun ardından gelecek anlaşmalara temel oluşturmasını desteklemekte ve AB’ye şunları önermektedir:

* Kyoto’nun ikinci döneminde de aynı isteği ve çabayı göstererek iklim değişikliği konusunda liderliğini sürdürmesi.

* Ortalama sıcaklık artışı sınırını 2°C’nin de altına çekecek hukuksal bağlayıcılığı olan azaltım hedeflerini benimsemesi. Bu, yine 1990 değerleri üzerinden, 2015 yılı itibariyle %15, 2020 yılı itibariyle ise en az %30 azaltım anlamına geliyor.

* Uzun vadeli planlamalarla, 2050 yılında %80’lik bir azaltımın başarılması.

* İlgili tüm alanlarda ama özellikle enerji üretimi, ulaşım, tarım, kimyasal üretim ve büyüme alanlarında 2°C’nin altında kalma hedefinin eşgüdümlü politikalarla sağlamlaştırılması.

AB Devlet Başkanları heyeti Mart 2005’te doğru yolda ilk adımlarını attılar. Bu konudaki basın açıklamamızı okuyabilirsiniz: http://www.greenpeace.org/eu-unit/

Her ne kadar, Avustralya ve ilk sıradaki sera gazı üreticisi ABD’yi işin içine katma konusundaki çabaları yoğunlaştırmak gerekse de, Avrupa Birliği 2012 sonrası hedeflerini belirlemek için bu ülkeleri beklememeli. ABD’nin isteksizliği, dünyanın geri kalanının ilerlemesine engel olmamalı, bunun kabulü hayati önem taşıyor.

AB’ye sunduğumuz politika önerilerimiz ise şunlardır:

  • Enerji tüketiminin azaltılması ve yenilenebilir enerji kullanımı konusunda uzun vadeli, güçlü ve hukuki açıdan bağlayıcı hedefler benimsenmeli;
  • Temiz enerji sektörünün büyümesine engel olan, fosil yakıt ve nükleer enerji sektörlerine uygulanan sübvansiyonlar hemen durdurulmalı;
  •  İthalat Kredisi Ajansları’nda (ECA) yeni düzenlemeler yapılarak, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji gelişimine öncelik verilmeli. Enerji sektörüne yapılacak tüm maddi yardımlar, yenilenebilir enerjinin varolan elektrik taşıma hatlarıyla sanayi kuruluşlarına ve evlere ulaştırılabileceği bir seviyeye yükseltilmesini amaçlamalı;
  •  Aşırı etkileşime sahip olan florlu gazların buzdolabı, klima, köpük vb. kullanımlarının tamamıyla sonlandırılması sağlanmalı.


Daha fazla bilgi için:

Greenpeace Avrupa ofisinin iklim ve enerji sayfalarına bakabilir (http://www.greenpeace.org/eu-unit/) ve

Avrupa’nın Kirli Enerji Sübvansiyonları başlıklı pdf belgesini okuyabilirsiniz. (http://www.greenpeace.org/international/press/reports/SubsidiesReport)