Birleşmiş Milletler, iklim değişikliğine karşı alınacak önlemlerin koordinasyonunda kilit rolü oynamaktadır. Ancak veriler açık bir şekilde tehlikeye işaret etse de, hepsi de farklı çıkarlara ve politikalara sahip 191 üye ülkenin tam işbirliği içinde anlaşmaya varması kolay değildir.
İklim değişikliği ile doğrudan ilgili BM kurumları, İklim
Değişikliği Uluslararası Paneli (IPCC) ve BM İklim Değişikliği Çerçeve
Sözleşmesi (UNFCCC)’dir. İlki, karar vericilere bilimsel ve teknik önerileri sunar,
ikincisi ise iklim değişikliğine karşı politikalar üretir.
İklim Değişikliği Uluslararası Paneli (IPCC)
IPCC 1998 yılında Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) öncülüğünde oluşturulmuştu. O
zamanlarda iklim değişikliğinin ciddi bir konu olduğu ve dünya liderlerinin
ulusal çıkarlardan ve şirketlerin etkisinden bağımsız, bilimsel öneriler alması
gerektiği düşünülmekteydi.
IPCC’nin rolü, politika üretenlere tavsiyelerde bulunmak
üzere ulaşılan en son bilgiyi sunmaktır. Kurumsal olarak araştırmalar yapmaz,
bunun yerine iklim değişikliği üzerine yayımlanan binlerce akademik makaleyi
değerlendirir ve her beş yılda bir, bu bilgiler ışığında bir rapor yayımlar.
2001’de yayımlanan raporun hazırlanmasında dünya çapından 1000 kadar uzman
görev almış, 2500 uzman ise değerlendirme sürecine katılmıştır. Dördüncü rapor
ise 2007 yılının Kasım ayında yayımlanacaktır. IPCC bunun dışında hükümetlerin,
uluslararası kuruluşların isteği doğrultusunda veya anlaşmaların gerektirdiği
durumlarda çeşitli raporlar da yayımlamaktadır.
IPCC üç çalışma grubuna ayrılmıştır. Bunlardan ilki, iklim
sistemi ve değişimi hakkında bilimsel veri toplar. Bu grup sayesinde iklim
değişikliğinin varlığını, nedenini ve hızını bilebiliyoruz. İkinci grup, sosyoekonomik
koşulların ve doğal unsurların iklim değişikliği karşısındaki zayıflığını
değerlendirir, olumlu ve olumsuz yönleriyle olası durumlara uyum sağlama
yollarını arar. Başka bir deyişle, insanın ve çevrenin ne ölçüde
etkileneceğini, hangi değişikliklerin iklimde etki yaratacağını araştırır.
Üçüncüsü, sera gazlarının azaltılması ve iklim değişikliğinin sınırlandırılması
çalışma grubudur. İnsan kaynaklı iklim değişikliğini durdurmayı, hiç değilse
azaltmayı amaçlar.
Greenpeace, uluslararası iklim kampanyasında ağırlıklı
olarak bu kuruluşun raporlarını kullanır.
Bilimsel Uzlaşı (http://www.greenpeace.org/international/campaigns/climate-change/science/scientific_consensus)
sayfamızda IPCC’nin ulaştığı son verilerin bir özetini bulabilir,
IPCC değerlendirme raporu hakkında ayrıntıları (http://www.greenpeace.org/international/press/reports/dangerous-interference-with-th)
okuyabilir veya Üçüncü Değerlendirme Raporu’nun tam metnini okumak için
IPCC’nin internet sitesini (http://www.ipcc.ch/pub/reports.htm)
ziyaret edebilirsiniz.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi
(UNFCCC)
UNFCCC, 1992 yılında Brezilya’nın Rio de Janerio kentinde
düzenlenen Dünya Zirvesi’nde kabul edilmiş ve şimdiye dek 189 ülke tarafından
benimsenmiştir. Ana amacı:
“Atmosferdeki sera gazı oranını, iklim sisteminin insan
kaynaklı etkilerin oluşturduğu tehditten uzak tutacak bir seviyede
durdurmaktır. Bu seviyeye, zaman ölçekli bir plan dahilinde, ekosistemlerin
değişime ayak uydurabilmesini sağlayacak, besin üretimini tehdit etmeyecek ve
sürdürülebilir ekonomik gelişmeye engel teşkil etmeyecek şekilde
ulaşılacaktır.”
Sözleşmede ayrıca:
“Taraflar, hakkaniyet ölçülerine uygun bir şekilde, ortak
ancak birbirinden farklı sorumluluklarına ve kapasitelerine bağlı kalarak, insan
neslinin ve gelecek nesillerin yararı için iklim sistemini korumalılardır.”
denmektedir.
Sözleşmenin tam metni: http://unfccc.int/essential_background/convention/background/items/1349.php
UNFCCC adından da anlaşılacağı üzere bir “çerçeve”
sözleşmedir, bu nedenle belirtilen amaçların gerçekleştirilebilmesi için ek
anlaşmalara (örneğin protokollere) ihtiyaç duyar. Sanayileşmiş ülkelerin 1990
yılındaki salım değerlerine dönmeleri için hukuki bağlayıcılığı olmayan bir
amaç oluşturur. Tabii, 1995 yılı itibariyle bu gönüllü hedeflerin geçersiz
olduğu ortaya çıktı ve yeni bir girişim, sözleşmeye taraf olan devletlerin
“acil bir mesele” olarak değerlendirdiği bağlayıcılığı ve zaman sınırları olan
bir protokolün görüşmeleri başladı. Kyoto Protokolü bu görüşmelerin sonucudur
ve Aralık 1997’de imzalanmış ve 16 Şubat 2005’te yürürlüğe girmiştir.
Sözleşme taraflarının yıllık görüşmelerine Taraflar
Konferansı (COP) denir. Bu toplantılara hükümet yetkilileri, sanayi
temsilcileri, Greenpeace ve pek çok diğer grup katılır. Taraflarının çoğu
Kyoto’nun da ötesine geçecek yeni düzenlemeleri isterken, fosil yakıt
sanayisinin devam etmesinde yerleşik çıkarları olan Bush yönetimi temsilcileri
ve OPEC ülkeleri gibi katılımcılar sözleşmeyi baltalamaya ve atılacak adımları
engellemeye çalışmaktadırlar.
Bu toplantılara katılanların görüşlerini, Greenpeace’in
görüşlerini açıkladığı belgeleri ve ilgili diğer belgeleri Uluslararası Görüşmeler
sayfamızda bulabilirsiniz. (http://www.greenpeace.org/international/campaigns/climate-change/our_work/negotiations)