Greenpeace Irak savaşına karşıdır.
Greenpeace
kitle imha silahlarındaki artışa savaşla cevap verileceğine
inanmamaktadırDünyanın her yerinde bir çok insanla beraber aylarca bir
çok küresel eyleme katılarak şiddetsiz bir çözümü teşvik ederek “benim
adıma değil’ dedik.
Biliyoruz
ki, bu savaş varlığı hiç bir zaman kanıtlanamayan kitle imha
silahlarından çok petrol nedeni ile yapılıyor. Irak savaşının kanunsuz
olduğuna inanıyoruz. İnsan ve çevresel sonuçları mahvedici olmakta ve
kötü bir örnek oluşturmaktadır.
Gerçi,
işgal güçleri hemen Irak petrol kuyularını, petrol bakanlığını hatta
müzeleri bile koruma altına almalarına rağmen tehlikeli nükleer
maddeleri ihmal ettiler. Nedense bu maddeler okullarda, teslim olan
köylerde ve evlerde arandı.
Uranyum
ve diğer nükleer materyaller BM kontrolü altına Saddam devrilip her şey
yağmalandıktan sonra alındı. İşgalden ancak 6 hafta sonra Amerikan
birlikleri Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumuna giriş izni
verdi. Ancak bundan sonra Tuwaitha’dan neler çalındığını tayin etmek
için geri dönebildiler. Fakat UAEK nükleer kompleksten ayrılma izni
vermedi, toplumun içine girip diğer nükleer alanlar bile araştırılmadı.
Bu BM çözümünün ihlaliydi.
Greenpeace
Irak’a Haziran 2003’de savaş sona erdi açıklamaları üzerine küçük bir
uzman grubu ile çevresel etkileri görmek ve herhangi bir nükleer
kirlenme olup olmadığını tespit etmek için gitti. Ekip yerinde
görüntüleme ile çalışıp radyasyon dedektörleri kullandı. Elbetteki
Greenpeace’in radyolojik çalışması kapsamlı değildi; insanlara
bulundukları yerde her hangi bir risk olup olmadığını bildirmek için
yapılıyordu.