Skip navigation.

Bağdat’ın 18 km güneyinde bulunan tesis 1960 yılında inşa edildi.100 civarında binayla 56 km2 alana yayılalarak Irak nükleer programının kalbi olmuştur. İlk aktiviteleri çeşitli reaktör araştırmaları, plütonyum ayrıştırılması, atık işleme, uranyum metalurjisi, nötron zinciri geliştirme ve bir takım uranyum zenginleştirme çalışmaları oldu.

1991 Körfez savaşı sonrasında UAEK Irak stoklarındaki tüm nükleer materyali BM Güvenlik Konseyi 687 sayılı kararı uyarınca toplatmıştı. Kalanların hepsi kapalı varillerde Tuwaitha da yıllık kontrol altındaydı. 2002 yılında IAEA Tuwaitha da 500 ton ‘’sarı pasta’’  ve 1.8 ton düşük zenginleştirilmiş uranyum kaldığını ayrıca yüksek oranda radyoaktif endüstri kökenli pek çok maddenin de bulunduğunu bildirdi.

Sorun ABD Irak’ın kontrolünü 09 Nisan 2003’de ele geçirince diğer nükleer tesisler gibi Tuwaitha’nında güvenliği kalmadı. İşgal güçleri ayrıca herhangi bir yerde de başka madde bulamadı.

Bir gün sonra Tuwaitha da depo kapılarından biri kırılmış olarak bulundu. IAEA 11 Nisanda tesisin güvenliği için ABD askerlerini yönlendirdi .Fakat 3 mayısta bile ‘’işçiler’’ tesislere girip istediklerini alabiliyordu. Pentagonun araştırmaları da aynı sonucu verdi. Tesis yağmalanmıştı.

Tuwaitha yakınlarında oturan sakinler, yüksek oranda radyoaktif olan varilleri yiyecek içecek saklamak ve benzeri işler için kullanmıştı. Kendilerini büyük riske atmışlardı. Görgü tanıkları varillerin toprağa ve yerel sulara dökülerek kullanıldığını söylüyor. Uyarı işaretleri sınırlı sayıda ve sadece İngilizce. Bazı yağmalanan maddeler saklanmak üzere yakındaki bir camiye getiriliyor. Ama eksikler var ve kontrol yok.

Yerel doktorlar, insanların radyasyon hastalığının bazı belirtilerini gösterdiklerini söylüyor. Dr.Jaafar Suhayb kliniğinde 5 gün içinde benzer belirtiler gösteren 20 hastaya baktığını bildiriyor. Doktorun endişesi hastalarda kanamalar,kusma, nefes darlığı, mide bulantısı, kaşıntılı yaralar gibi akut radyasyon hastalığı belirtileri görülmesi.

Greenpeace Araştırması

Irak’a 2003 haziranında yerel çevre ve nükleer kirliliği kontrol için gittik. Ekip yerinde gözlemle radyasyon dedektörlerini kullanarak sonuç almak istiyordu. Greenpeace radyolojik araştırması yüksek seviyeli ve yeterli değildi. Sadece insanların ve çevrenin gerçek bir risk içerip içermediğini anlamaya çalışıyordu.

Radyasyon uzmanlarımız terk edilmiş uranyum sarı pasta karışımlarını silindirlerde buldular. Maddelerin çoğu köylüler tarafında yağmalanmıştı. Potansiyel tehlikenin farkında değildiler. Greenpeace’in açığa çıkardığı gibi.

- Bazı evlerde radyoaktivite normalin 10,000 katı kadar

- 900 öğrencinin okuduğu bir okulda normalin 3000 katı kadar

- Yerel halk hala radyoaktif varilleri evelerine almaya devam etmekte

- Daha küçük radyoaktif kaynaklar araziye yayılmış

- Devamlı anlatılan Tuwaitha’da ki maddelerle temasa geçenlerin sıra dışı hastalıkları

- Bir çok nesne ıskartaya çıkartılmış radyoaktif madde sembolü taşıyor.

Irak takım Lideri Mike Towsley, ‘’Birine evinde artık kalamayacağını nasıl söylersiniz? Azıcık eşyası olan birinin gözüne bakarak elindeki radyoaktif, onu bırakmalısın denebilir mi? Üstelik gidecek başka yeri olmadıktan sonra? Biz bugün bunu yapmak zorunda kaldık. Hergün  gün kabuslar arıyor, diğer gün onları buluyoruz.”