Bugün, Çernobil’in yaratmış olduğu kirliliğin kanser vakalarının geniş çaplı artışına neden olduğu açıktır. Özellikle, referans gruplarıyla (nispeten radyasyona maruz kalmamış) gruplarlarla karşılaştırıldığında, kanser vakaları, yüksek kirliliğin görüldüğü yerlerde ve “tasfiye memurları” (en yüksek radyosyona maruz kalanlar) arasında kanserin çok daha yaygın olduğu görülüyor. Örneğin, Beyaz Rusya’dan “tasfiye memurlarında” böbrek, üriner ve tiroid kanserleri vakaları, karşılaştırılabilir bir referans grubuna göre 1993 – 2003 arasında önemli miktarda daha yüksektir.
Lösemi/kan kanseri Ukrayna’daki
“tasfiye memurları”nda, Beyaz Rusya’daki yetişkinlerde ve en çok
kirliliğin görüldüğü Rusya ve Ukrayna bölgelerinde özellikle çocuklarda
büyük oranda yüksekti.
Diğer örnekler şunlardır: (bu liste ayrıntılı ve etraflı olmaktan uzak olsa da)
•
1990 ve 2000 arası Beyaz Rusya’da tüm kanser vakalarında 40% bir
artış saptanmıştır. Bunlardan, yüksek oranda kirliliğin görüldüğü Gomel
bölgesinde daha yüksek (52%) bir artış görülürken, daha az kirliliğin
yaşandığı Brest (33%) ve Mogilev (32%)’da daha az bir artış görülmüşür.
•
Rusya’da ise kanser hastalığı bütün ülkeyle karşılaştırıldığında,
yüksek oranda kirlenmiş Kaluga and Bryansk bölgelerinde daha yüksektir.
Örneğin, Bryansk bölgesinin yüksek oranda kirlenmiş alanlarında,
hastalığın görülmesi bölgenin daha az kirletilmiş yerlerinden 2.7 katı
kadar daha .
•
Ukrayna’nın Zhytomir bölgesinin kirlenmiş alanlarında,
yetişkinlerde kanser 1986-1994 arasında 1.34% ten 3.91%’e, yani üç
katına çıkmıştır.
Tiroid kanseri
Tiroid
kanseri üç ülkede de radyoaktif iyotların Çernobil faciasıyla
yayılmasıyla beraber, beklenildiği gibi önemli ölçüde artmıştır.
Örneğin, 1988-1998 arasında Rusya’nın yüksek oranda kirletilmiş
Bryansk bölgesinde vakalar iki katına çıkmıştır ve 2004’te rakamlar üç
katını bulmuştur. Ayrıca yaklaşık 60, 000 vakanın daha Ukrayna, Beyaz
Rusya ve Rus Federasyonu’nda görüldüğü tahmin edilmektedir.
Olay
sırasında, özellikle 0 ile 4 yaş arasında olan çocuklar bu kanser
türüne karşı savunmasız kalmıştır. Kazadan önce, tiroid kanserinin
çocuklarda ve gençlerde meydana gelme oranı ortalama 100 000’de
0.09’du. 1990 sonrasında, meydana gelmesinin sıklığı her 100 000
de 0.57- 0.63 oldu. Tiroid kanserinin çocuklarda ve gençlerde
meydana gelmesinin uç noktasının 2001-2006 yıllarında gerçekleşeceği
tahmin ediliyor.
Çernobil’den
sonra meydana gelen tiroid bezi kanserinin olağan dışı bir şekilde
şiddetli olduğu gözleniyor. Erken ve hızlı ilerlemesi ve ikinci
tümörlerin lenf bezlerinde ve akciğerlerde oluşması hastalığın
gelişimini daha da kötüleştiriyor ve bu da sık sık çoklu cerrahi
müdahalelere başvurulmasını gerektiriyor.
Lösemi
Akut
löseminin Beyaz Rusya’daki “tasfiye memurlarında” yüksek oranlar
görüldüğü ilk defa 1990-91’de gözlemlenmişti. 1992’den itibaren,
löseminin tüm yetişkin Beyaz Rus nüfusunda önemli oranlarda artış
kaydettiği ortaya çıkmıştır. Ukrayna’da kötü huylu kan kanserinin
görülme sıklığı, facia öncesine kıyasla Zhytomyr ve Kiev gibi yüksek
kirliliğe mağdur kalmış alanlarda artmış olduğu, hem ilk dört sene
boyunca hem de faciadan sonraki altı yıl boyunca gözlemlenmiştir.
Çernobil
sonrası Tula bölgesinde yaşayan özellikle 10-14 yaş arasındaki
çocuklarda lösemi vakaları Rusya’daki ortalama oranlarını önemli ölçüde
aşmıştır. Lipetsk’te 1989’dan 1995’e lösemi vakaları 4.5 katına
çıkmıştır. Bazı veriler ana rahminde radyasyona maruz kalmış çocukların
lösemi riski taşıdığını öne sürüyor.
Tiroid
kanseri ve löseminin yanısıra solunum yolları, mide, akciğer, meme,
rektum, kolon, kemik iliği ve lenf sistemi kanserleride de artış
gözlemlenmiştir.