Açıkça görülüyor ki, Çernobil kazası sonucu yayılan radyasyonun insan sağlığı üzerine etkisi oldukça müteferrik ve karışık ama yine de çok belirgin. Kazanın bir çok özelliği ve sonuçları, yayılan radyonüklidlerin miktarı hakkındaki bilinmemezlik, radyasyonun eşitsiz dağılımı,bir arada yer alan ve sırayla birbirini takip eden çok sayıdaki radyoaktif izotopların etkileri ve tıbbi gözlemlerin, teşhis koymanın, evvelden tahminlerin, ve tedavinin sınırlı olması durumun kendine has olmasına neden oluyor ve daha önceden kullanılmış metod ve standartların bu durumda kullanılmasını imkasız kılıyor. Çernobil kazasının insan sağlığına etkisinin bütünsel bir değerlendirmesini yapmak imkansız bir görev olmayı sürdürüyor ve öyle ki kazadan kaynaklanan hastalık ve ölümlerin gerçek rakamları hiç bir zaman bilinmeyebilir.
Pek çok
bilinmezlik varolmaya devam ediyor. Özellikle, hala kanserle ilgisi
olmayan ama Çernobil’e bağlanan ölümler hakkında çok az tahminler
bulunuyor. Hem de kanser gelişiminin gecikme süresi de göze alındığında
yeni vakaların da kaçınılmaz bir şekilde gelecekte karşımıza çıkması
sözkonusu olabiliyor (bazı durumlarda 40 yıldan sonra).
Kazaya
maruz kalmış çocuklardaki sağlık problemleri ise açıkça görülebiliyor
ve hayatları boyunca da görülmeye devam edecek ve büyük olasılıkla bu
çocukların çocuklarında da devam edecek. Varolan verilerdeki boşluklar,
bazı tutarsızlıklarla (bazı kanserlerin çok daha fazla olması gibi)
birleştiğinde genel olarak insan sağlığına etkileri hakkında tek bir
sağlam değerlendirilme yapılmasına olanak vermiyor ve kafalardaki bazı
önemli sorunları cevapsız bırakıyor.
Fakat yine de iki önemli sonuca varılabilir:
İlk
olarak, raporda da belirtilmiş verilerin de dahil olduğu çok daha geniş
bir veri bütününün uluslarası camia tarafından ele alınması ve insan
sağlığı üzerindeki etkisinin derecesi ve kapsamı hakkında sonuçlara
varılması hayatidir. Özellikle, IAEA ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından
kabul edilen tahminlerle, en yüksek tahminler arasında neden bu kadar
tutarsızlık olduğu araştırılmalıdır.
İkinci
olarak, birleşik ve uluslarası bir yaklaşımla olayların, kanser ve
kanser olmayan hastalık durumlarındaki trendlerin etkilenen bölgede ve
özellikle Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya’daki en çok kirlenmeye maruz
kalmış kesimde incelenmemesi bütünüyle ve uzun süren sonuçlarıyla bu
tip bir felaketin nasıl sonuçlanacağını anlama fırsatının kaçırılmasına
neden olmuştur. Üstelik, gerekli tıbbi nezaharette, tedavide ve bakımda
erken müdahele etme şansı kaçırılmıştır.
Diğer
küresel felaketlerle ortak özellikler göstermekle beraber Çernobil
kazası kendi şahsına münhasırdır. Biz de sadece öyle kalmasını ümit
edebiliriz. Bu nesil onun başlangıcını gördü ancak sonunu görmemiz
olası değil.