Uluslararası
—
Greenpeace İspanya ve Yunanistan'da aynı anda yayımladığı raporlar ile önemli kıyısal ve denizel alanların korunması adına acil önlemler çağrısı yapıyor! Ya Türkiye?
Milyonlarca
insan şu sıralarda Akdeniz'de tatil yapmaya hazırlanırken,
Greenpeace'in iki yeni raporu (1), Avrupa'nın en fazla ziyaret edilen
tatil beldelerinden olan İspanya ve Yunanistan'ın, ölümcül hale gelen,
geniş ölçekli, sürdürülemez, ve genelde yasadışı kıyısal yapılaşma,
ticari balık avcılığı ve kirlilik tehditlerinin altında olduğunu
gösteriyor.
Madrid'de bu sabah duyurulan “Tüm kıyılardaki (maliyetlerdeki) yıkım”
(‘Destruction at all co(a)st’) adlı rapor, İspanya kıyılarındaki,
gelecek bir kaç yıl içinde iki milyonun üzerinde yeni ev inşaatının
yapımının planlandığı, sürdürülemez ve kontrol dışı kentsel gelişimin
etkilerini gözler önüne seriyor.
Golf sahaları ve marinaları olan yerleşim alanlarının sayısında da
inanılmaz bir artış gözlendi. Bunun dışında İspanya kıyılarında,
genelllikle de iklim değişikliği etkileri nedeniyle çevrenin ağır baskı
altında olduğu alanlarda, 312 yeni golf sahası ve 109 yeni marinanın
yapılmakta veya varolanların genişletilmekte olduğu vurgulanıyor.
Bunlara ek olarak, 350 kasaba ve ilçe, halihazırda yasadışı atık
boşaltımı veya kentsel atıkların doğru arıtılamaması sorunlarından
sıkıntı yaşamakta.
Rapor ayrıca büyük oranlardaki yolsuzlukları da ortaya çıkarıyor. Bu
tarihe dek, yaklaşık 100,000 ev yasadışı olarak yapılmış ve kentsel
gelişime bağlı olarak 85 yolsuzluk olayı yetkililerce soruşturmaya
açılmıştır.
Rapor, hükümetlere özellikle önemli kilit kıyısal alanlarda, bir dizi
çözümün uygulamaya geçirilmesi için çağrı yapıyor ve kıyıların yıkımına
son verebilmek için kıyısal alan yönetiminde acilen reformlar
yapılmasının gerekliliğini vurguluyor.
Greenpeace İspanya ofisinin denizler kampanyası sorumlusu María José
Caballero, “İspanya'nın Akdeniz kıyı şeridindeki durum her yıl
daha da kötüye gidiyor, ve artık ortada insanların buralara asıl geliş
nedenini yokedecek gerçek bir tehdit var” dedi. “İspanya kıyılarındaki
turizm endüstrisinin tam bir analizinin yapılmasını talep ediyoruz- bu
analiz, çevresel etkiler, sürdürülebilirlik ve öngörülen büyüme,
ve bu kıyısal ve denizel çevrenin düzgün korumasının garanti altına
alınması için acil önlemleri içermelidir” diye ekledi.
Kıyısal yapılaşmanın, gerek turizm adına gerek yerleşim alanları açma
adına, kontrolsüz büyüdüğü ve hem deniz hem kıyısal alanlardaki doğal
kaynakların acımasızca yok edildiği Akdeniz ülkelerinden biri de
Türkiye.
Greenpeace Akdeniz Ofisi Denizler Kampanyası sorumlusu Banu
Dökmecibaşı, “İspanya, Yunanistan gibi ülkelerde yaşanan tecrübelerden
ders alamayan Türkiye, en değerli varlıklarımızın, deniz ve
kıyılarımızın gitgide yapılaşmaya ve tahribata kurban edilmesine göz
yummaktadır. Bir yandan kıyı alanlarını yağmaya açacak yasa tasarıları
zorlanırken, bir yandan da Çeşme gibi SİT alanı olacak kadar önemli
doğal yapılara sahip turizm beldelerinde yeni yapılaşmaların önünü
açacak kararlar alınıyor. Bu gidişi çok geç olmadan durduracak bir
kıyısal yönetim planı hazırlanmadan benzer hiçbir kararın alınmaması
gerek” dedi (2).
Bugün aynı zamanda Yunanistan'da Greenpeace ve Korint Çevre Hareketi
tarafından Korint Körfezine yönelik tehditlere dikkat çeken bir rapor
yayımlandı. Korint Körfezi, sıradışı güzellliği ve deniz
biyoçeşitliliği, onlarca yıldır aşırı avlanma ve özellikle de Yunan
Alimünyum sanayinin boşaltmakta olduğu kırmızı çamurun neden
olduğu kontrolsüz kirlenme yüzünden can çekişiyor.
Korint Körfezi'nin bir “deniz rezervi”olması gerektiğini öneren “Korint
Körfezi, yaşam için küçük bir sığınak” adlı rapor, bu sabah Rainbow
Warrior'da basın toplantısı ile duyuruldu. Körfezin deniz rezervi ilan
edilmesi, Akdeniz'deki diğer benzer deniz alanlarının da bir deniz
rezervleri ağı olarak oluşturulmasına model oluşturacaktır.
Greenpeace Yunanistan Ofisi Denizler Kampanyası sorumlusu Sofia
Tsenikli, “Korint Körfezi, eşşiz ve sıradışı zenginlikte bir deniz
yaşamına sahip, Ancak şu anda korkunç bir durumda, ve eğer korunması
için hızlı bir değişim yapılmazda, bölgedeki pekçok insanın yaşamının
bağımlı olduğu doğal kaynaklar ve çevre geri dönülmez felaketlere varan
sonuçlar yaşanabilir” dedi. “Yunan hükümetini Korint Körfezi'nin
korunması için deniz rezervi olarak ilan etmeye, böylece hem Yunanistan
hem de geniş anlamda Akdeniz için örnek oluşturmaya çağırıyoruz” diye
ekledi.
Greenpeace Akdeniz Ofisi Denizler Kampanyası Sorumlusu Banu
Dökmecibaşı, “Aynı Yunanistan'da önerilen Korint körfezi deniz rezervi
örneği gibi Türkiye'nin de en değerli yaşamsal kaynaklarından olan
çevreleyen denizlerinin biyoçeşitliliğini koruyabilmek için acilen bir
deniz rezervleri ağı çalışması yapmalı, ve bununla ilgili yasal
düzenlemleri hazırlamalıdır. Aksi takdirde denizlerimizin doğal
yapısını kaybetmesinin devamı olarak hem sosyal hem ekonomik anlamda
geri dönülmez zararlar yaşanacaktır” dedi. “ Yeni seçimlerin arifesinde
tüm politik partilerin söz konusu bile etmedikleri denizlerimizin
sürdürülebilirliği üzerine yasal çalışmalara başlamaları konusunda
uyarıyoruz” diye ekledi.
Greenpeace deniz yaşamının korunması ve balık stoklarının
iyileştirilmesi için en etkin yöntem olan ve tüm dünya denizlerinin %40
ının deniz rezervi ilan edilmesi için kampanya yürütmektedir. Bu
kampanyanın bir parçası olarak Rainbow Warrior şu anda Akdeniz'de
dolaşarak denizlere yönelik tehditleri belgelemekte ve deniz
rezervlerinin oluşturulması için çalışmaktadır.
2- Greenpeace 2006 yılında Çeşme yarımadasının özellikle de aralarında
koruma latında olan türlerin de bulunduğu önemli canlı yaşam alanlarını
kapsayan tahsis kararlarına karşı, SAD-AFAG, Ege Doğa Derneği, Doğa
derneği gibi kuruluşlar ile ortak açtığı dava dilekçesi için
tıklayınız: http://www.greenpeace.org/turkey/press/reports/ala-at-dava-dilek-esi