Greenpeace’ten düzenli haber almak için isminizi ve e-postanızı belirtin!
Geleceğe Yatırım (Future Investment) raporunda yer alan sonuçlar, dünyada güvenli ve yenilenebilir enerjiye geçilmesinin, 2030 yılına kadar elektrik sektörünün küresel CO2 emisyonlarını yarıya düşürmekle kalmayacağını, aynı zamanda, şu anda fosil yakıtlardan elde edilen enerjiye göre 10 misli daha ucuz enerji elde edilmesini sağlayacağını gösteriyor.
Önümüzdeki 23 yıl içinde, küresel
yatırımları yenilenebilir enerjiye (güneş, rüzgar, hidro, jeotermal ve biyoenerji
gibi) kaydırarak, kirli ve tehlikeli kömür ile nükleer enerjiye yatırım
yapmayarak, yılda 180 milyar ABD doları gibi muazzam bir düzeyde tasarruf
gerçekleştirebiliriz.
Bu nedenle, basit ama yaşamsal öneme sahip bir tercihin eşiğindeyiz: Ya
10,000'i aşkın yeni kömür ve gaz enerji santraline yatırım yapacağız, ve bunun
sonucunda yakıt masraflarını ikiye katlanarak, CO2 emisyonları yüzde 50'den
fazla artacak, ya da, güvenli ve yenilenebilir enerjiye geçmeyi tercih
edebiliriz. Böylece dünyamızdaki elektriğin yüzde 70'i, gezegenin doğal
kaynaklarından elde edilebilir.
Bunu yaparsak, sadece tasarruf etmekle kalmayacağız, aynı zamanda, 2030 yılına
kadar elektrik sektörünün CO2 emisyonlarını yarıya düşüreceğiz.
Yılda 180 milyar ABD doları tasarruf ettiğimizde, bu parayla ne türden kalkınma
hedeflerini gerçekleştirebileceğimizi Action Aid'e sorduk. Verdikleri yanıtta, hedefledikleri
üzere 2015 yılında Milenyum Kalkınma Hedefleri'ne (Millennium Development
Goals) erişmek için gereksinim duyulan ilave yardımın tam da bu düzeyde
olduğunu belirttiler.
Bu hedefler ise şunlar: Aşırı yoksulluğu ve açlığı ortadan kaldırmak, dünya
çapında herkese ilköğretim imkanı sunmak, cinsiyetler arasında eşitliği
sağlamak ve kadınlara kendi ayakları üzerinde durabilecek gücü elde etme
koşullarını sunmak, çocuk ölümlerini azaltmak, anne sağlığını geliştirmek, HIV/AIDS,
sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele etmek, çevresel sürdürülebilirliği
sağlamak ve kalkınma için küresel çapta bir ortaklık oluşturmak.
İklim değişikliğinden dünyada en çok fakir insanlar çekiyor, ve bir an önce
önlem almazsak en çok kaybı da yine onlar yaşayacak. ‘Daima iş’ odaklı bir
senaryonun maliyeti katıksız ekonomi
yapmaktan çok daha ileriye gidiyor. Pasifik Adası’nda yaşayan bir ailenin sular
altına gömülen evlerinin maliyetini nasıl ödeyebilirsiniz?
İklim değişikliğinin bu raddeye gelmesine en çok katkıyı gelişmekte olan dünya
yaptı. Dolayısıyla en ağır faturayı da yine gelişmekte olan dünya ödüyor.
Enerji [D]evrimi, fark yaratmamız için bize bir şans sunuyor.
Yol çok basit ve gerekli! Yenilenebilir enerjiye yapacağımız 22 milyar dolarlık
bir yatırımla Enerji [D]evrimini yapmak mümkün. Her yıl kömür ve petrole
yaptığımız 250 milyar dolarlık yatırımı dünyanın doğal kaynaklarından elde
edeceğimiz temiz ve güvenilir enerjiye yaparsak başarabiliriz.
Hükümetler, Live Earth için biraraya gelmiş milyonlarca insanın sesini
duymalılar ve doğru kararı DERHAL almalılar. Önümüzdeki on yılda, varolan bir
çok güç santrali yenilenebilir enerji santralleriyle değiştirilmeli ve Çin,
Hindistan ve Brezilya gibi gelişmekte olan ülkeler acilen yeni enerji altyapısı
kurmalılar.
BM Çevre Programına göre, raporumuz “yenilenebilir enerji alanında uzman ve
acemiler arasındaki gerekli bağı kurabilecek ideal yayın. Daha sürdürülebilir,
iklim dostu, çeşitliliğe sahip, yenilenebilir enerjilerin heycan verici, tam
potansiyellerine kavuşabilmeleri doğrultusunda daha büyük ilgi ve hareket
başlatacak.”
Rüzgar enerjisi pazarı 2006’da % 36 oranında büyüdü, ve Enerji [D]evrimi yolunu
seçersek, 2030’a kadar 288 milyar dolara ulaşacak. Yenilenebilir enerji
dünyanın ihtiyaç duyduğu enerji santrallerini yapmaya istekli. Tek yapmamız
gereken derhal doğru seçimleri yapmak!