Istanbul, Türkiye
—
8 haziran günü takvimler Dünya Okyanus Günü'nü gösteriyor. Okyanuslar, Dünya yüzeyinin %71'ni kaplar ve tüm yaşamın %80'ine sahiptir. Yeryüzünü yaşamla doldurur ve dünya oksijeninin yarısını üretir: Aldığımız her nefesin yarısı denizlerden gelir!
Oysa
bugün denizlerimiz pekçok tehditle karşı karşıya: aşırı ve tahrip edici
balık avcılığı, korsan avlanma, iklim değişikliği etkileri ve kirlilik
nedeniyle denizlerimiz ve okyanuslarımız, onu vareden canlıların ve
ekosistemlerin yıkımın eşiğine gelecek kadar artan bir şekilde
sömürülüyor.
Akdeniz,
onu çevreleyen tüm ülkelerin ve insanlarının en değerli yaşamsal
kaynağı olmasına karşın aynı tehditlerle yüzünden can çekişmekte;
Gittikçe artan avlanma, kirlilik, kıyısal yapılaşma, deniz ticareti
etkileri, iklim değişikliği, yabancı türlerin taşınması bunların
başlıcaları. Buna karşılık bu ülkelerin hükümetleri ve politikacıları
hala gerekli önlemleri almaya ve bu gidişi durdurmaya yönelik eyleme
geçmekte gecikmekteler.
Bu yıl
içinde 260'dan fazla biliminsanı, pekçok Avrupa araştırma organizasyonu
yöneticileri ve üniversiteler de dahil olmak üzere, tam koruma altına
alınmış deniz rezervleri belirlenmesi ve tanınması için ortak bir
bildiriye imza attılar (1). Greenpeace, karar vericileri bu bildiriyi
desteklemeye ve sağlıklı denizlere kavuşabilmemizi sağayacak kararlar
almaya çağırıyor.
Greenpeace
Akdeniz, Denizler kampanyası sorumlusu Banu Dökmecibaşı,
“Denizlerimizin yönetiminde izlediğimiz yolun kesinlikle radikal bir
değişime ihitiyacı var. Deniz ekosistemlerinin korunması yaşamları ona
bağımlı olan milyonlarca insanın geleceği için kaçınılmaz önemdedir”
dedi.
BM Gıda
ve Tarım Organizasyonu verilerine göre, dünya balık stoklarının üçte
ikisinden fazlası tamamen veya kısmen sömürülmüş, ya da tüketilmiş
durumda (2). Dünya çapında baktığımızda, morina balığı, orkinos ve
kılıçbalığı gibi besin zincirinin en üstünde yer alan büyük türlerin
%90'dan fazlası avlanmış durumda (3). AB'ye ait balıkçı tekneleri,
avlarının yaklaşık %20-60'ını dökerek ıskartaya çıkarıyorlar.
Balinalar, yunuslar, denizkuşları, deniz kaplumbağaları ve foklar gibi
hedeflenmeyen türler ise çoğu yasadışı ve yanlış yöntemler nedeniyle
ölüyorlar.
Greenpeace,
bu geri dönülmez gidişatı sağlıklı denizler adına tersine çevirebilmek
için dünya denizlerinin %40'ının deniz rezervi ilan edilmesi için
çağrıda bulunuyor. Her ne kadar Avrupa ve Akdeniz'de bazı ülkeler kendi
ulusal suları dahilinde bazı koruma alanları belirlemiş olsalar da bu
kesinlikle yeterli değildir. Gerekli olan adım, ülkelerin birlikte
çalışarak gerek ulusal ve bölgesel gerekse küresel deniz rezervleri
ağları tanımlamaları ve oluşturmalarıdır.
Banu
Dökmecibaşı, “Türkiye, Akdeniz'de en zengin deniz yaşamına sahip
bölgelerden biri olmasına karşın ne yazık ki elindeki bu çok değerli
kaynağı yeterince koruyamamaktadır. Türkiye'nin acilen deniz rezervleri
ağını içeren bir yasal düzenlemeye ve sıkı kurallar ve denetimlerle
yapılanmaya ihtiyacı vardır” diye ekledi.
Greenpeace'in
küresel deniz rezervleri ağı kampanyası dahilinde Rainbow Warrior
gemisi şu anda, Akdeniz'in son kalan değerli ve muhteşem balığı mavi
yüzgeçli orkinosları avlamakta olan balıkçı tekneleri ile
yüzleşmekte .
Notlar: (1) Biliminsanlarının hazırladığı bildiri ve imzalar için: http://www.york.ac.uk/admin/presspr/press.htm (2) FAO, 2004, The State of World Fisheries and Aquaculture, biennial report (3) Myers RA, Worm B, 2003, Rapid World Depletion of Predatory Fish Communities, Nature 423: 280-3.