Istanbul, Türkiye
—
İklim felaketi kapımızda. İklim felaketlerinden bahsedildiğinde, kuraklık şu anda öncelikli etki olarak gösteriliyor. Su yönetimi bu tehdit için kısmi bir çözüm olabilir ama başka tehditlerle de karşılaşmamız kaçınılmaz görünüyor. 2 derecelik artışın sonucunda, erozyon nedeniyle toprağımızı, yangınlar ve seller nedeniyle ormanlarımızı ve sıtma, Kırım Kongo Ateşi gibi hastalıklar yüzünden de insanlarımızı geri dönülmez bir şekilde kaybedeceğiz. Bu etkiler, yüzlercesinin yalnızca bir kaçı.
Tehlikeden hepimiz haberdarız, ama ne yapmamız, kime hesap sormamız gerektiğini biliyor muyuz?
Bugüne
kadar Türk hükümeti bize hep kulaklarını kapatmayı tercih etti. Çünkü
liderler için fosil yakıt ve nükleer lobileriyle geçirilen vakit, halkı
yaklaşan felaketten kurtarmaktan daha önemliydi. Yaklaşan tehlike
Türkiye tarafından öyle umursanmadı ki, Türkiye seragazı salımının
artış hızı açısından, diğer ülkeleri geçti ve iklim katilleri arasında
ilk yirmi arasına girmiş oldu. Bütün dünya Kyoto Protokolü’nü
imzalamışken hükümetimiz ABD ve Avustralya ile bu suça ortaklık yapmayı
tercih etti.
Ama şimdi her şey değişmek zorunda. Çünkü fazla zamanımız kalmadı.
Hükümet
soruna gözlerini kapamakla kalmıyor, bizi gelecekteki felaketlerden de
habersiz bırakıyorlar, aynı zamanda yenilenebilir ve verimli enerji
sistemlerine geçiş seçeneğini sadece sözde ifade ediyorlar. Hiçbir
hükümet iklim değişikiliğini önleme görevinden muaf değildir.
Hükümetimiz vatandaşlarını felaketin tüm boyutları hakkında
bilgilendirmek ve çözüme yöneltmek zorunda. Özellikle, yaklaşan
seçimler sırasında, siyasi parti liderlerinin iklim değişikliğine karşı
ciddi politikalar geliştirmelerini talep etmeliyiz. Seçimlere katılan tüm siyasi partiler, iklim felaketlerini engellemek için acil enerji politikaları benimseyerek,; - Fosil yakıt ve nükleer enerji için verilen teşvikleri kesmek - Yenilenebilir enerjiler ve enerji verimliliğinin önündeki engelleri kaldırmak - Kyoto’yu imzalayarak uluslararası işbirliğine katılmak zorundalar.
Geleceğimizi
ve çocuklarımızın geleceğini bu kadar yakından ilgilendiren küresel
ısınma seçimlere katılan hiçbir partinin programında bulunmuyor.
Hepimize düşen görev ise, liderlere bu sorumluluklarını sürekli hatırlatmak ve onlardan bizi koruyacaklarına dair söz almak.