Greenpeace’ten düzenli haber almak için isminizi ve e-postanızı belirtin!
Her Poseydon Deniz Çayırı Yok Olduğunda, Akdeniz Yaşam Desteği Yapılarından Birini Kaybediyoruz.
Büyütmek için tıklayınNe zaman bir posedonya deniz çayırı yok olsa veya zarar görse, Akdeniz’in yaşam desteği yapılardan birini kaybetmekteyiz. Deniz çayırları, binden fazla çeşit sualtı canlısının gelişmesi için bir barınak sağlamalarının yanı sıra, aynı zamanda oksijen üretimi için de vazgeçilmez bir kaynak vazifesi görmekteler.
Genelde ‘denizin ormanları’ diye de tanımlanan ‘Posidonia oceanica’ yani Akdeniz deniz çayırları, Akdeniz’in kıyısal habitatlarını oluşturan en önemli türlerden biri sayılıyor. Ekosistem açısından önemli olan işlevlerinin yanı sıra, posedonya çayırları aynı zamanda sahil şeritlerini aşındırıcı etkilerden koruyor ve de her bir metre kare çayırın günde 14 litre oksijen ürettiği tahmin ediliyor. Dahası, 1200’den fazla türün posedonya çayırı ile yakından bağlantılı olduğu bilinmekte.
Türkiye’nin Ege kıyıları ise, Akdeniz’in en önemli habitatlarının başında gelen posedonya çayırları açısından oldukça zengin bir yapıya sahiptir. Ancak yasalarla da koruma altında bulunan bu deniz bitkileri, ne yazık ki Türkiye’de de aynı tehditlerle karşı karşıya. Özellikle yoğun deniz trafiği, aşırı ve hızla artan kıyısal yapılaşma ve kirlilik bu habitatları tehdit ederken, ticari pek çok balık türünün de gelişme alanının yok olmasına yol açıyor. Türkiye, hala en değerli kaynaklarından biri olan denizel alanlarını korumada başarılı deği. Posedonya çayırları gibi her anlamda koruma altında olan habitatların öncelikle haritalandırılması ve özellikle de yoğun oldukları alanlarda bu tehditlere karşı acilen önlem alınması gerekiyor.
Posedonya deniz çayırları, AB mevzuatına göre çevre koruma açısından öncelikli bir tür olarak tanımlanmasına rağmen, kirlilik, kıyısal yapılaşma, balıkçılık, iklim değişikliği ve de tropik macroalgo Caulerpa taxifolia yosunu tarafından istila edilmesi sebebiyle, Akdeniz havzasında ciddi ölçülerde ve yaygın olarak yokoluyor. Üstelik, bu çayırlar uzun yaşayan, yavaş gelişen ve az miktarda tohum üreten bir bitki türü olduğundan dolayı, ve de özellikle yokolan deniz çayırlarının telafisinin birkaç yüzyıl kadar sürebileceği de göz önünde bulundurulduğunda, her kaybın neredeyse geri dönülemez olduğu da söylenebilir.
Akdeniz genelinde ise, İspanya, Fransa, İtalya ve Yunanistan, önemli üreme ve büyüme alanlarında ciddi tahribata yol açacak oranda balıkçılık faaliyetlerine izin veriyorlar. Bu nedenle bu ülkeler, AB’nin çevre kanunları açısından, hassas denizel alanların korunması konusunda sınıfta kaldılar. Şikayetimiz konuya ilişkin eylemsizliğin boyutlarını belgeliyor, Avrupa Komisyonu’ndan, AB kurallarının uygulanıp uygulanmadığını takip etmesini talep ediyoruz.
Yerel habitatların etkili bir şekilde korunması, aşırı avlanan türlerin yeniden çoğalması ve ekosistemlerin iklim değişikliğine karşı direncinin artırılması için Akdeniz’in acilen büyük çaplı bir deniz rezervleri ağına ihtiyacı var. Posedonya çayırları ise Akdeniz’deki deniz rezervleri ağı için kilit bir unsur olmalıdır.