Skip navigation.
Greenpeace Akdeniz Nükleer Silahsızlanma Kampanyası Sorumlusu Aslıhan 
Tümer, Greenpeace'in İncirlik'te bugün bir basın toplantısıyla açtığı 
'Barış Elçiliği'nin basın toplantısında. İncirlik, ABD'nin 90 nükleer 
bombasının bulunduğu bir üsse evsahipliği yapıyor.

Greenpeace Akdeniz Nükleer Silahsızlanma Kampanyası Sorumlusu Aslıhan Tümer, Greenpeace'in İncirlik'te bugün bir basın toplantısıyla açtığı 'Barış Elçiliği'nin basın toplantısında. İncirlik, ABD'nin 90 nükleer bombasının bulunduğu bir üsse evsahipliği yapıyor.

Büyütmek için tıklayın

Geçtiğimiz hafta New York’ta bir toplantı sessiz sedasız başladı. 2 Mayıs günü 184 ülkenin delegeleri, NPT’yi (Non-Proliferation Treaty/ Nükleer Silahların Artırılmasının Önlenmesi Anlaşması) gözden geçirmek amacıyla toplandı.

Bu toplantı, bir yanıyla bildiğimiz uluslararası toplantılara benziyor. Takım elbiseli, bond çantalı adamlar, bir odadan diğerine koşturup, birbirleriyle görüş alışverişinde bulunuyor, pazarlık yapıyorlar. Ancak bir yanıyla da, dünyanın kaderi tartışılıyor. NPT, 1968 yılında nükleer silahların tehlikeli bir biçimde artmasından korkan devletlerin bu gidişi durdurmaya karar vermeleri nedeniyle imzalandı. NPT 1968 yılında ilk kez imzaya açıldığında, dünya devletleri, yerküre üzerinde kesin ve geri dönülemez bir felakete sebep olacak nükleer silahların ilk etapta artırılmasını önlemeyi; ikinci etapta ise dünyayı nükleer silahlardan tamamen arındırmayı hedeflemişlerdi. Halihazırda dünyayı birkaç kere yok edecek kapasiteye sahip olan bu bombaları durduracak olan anlaşma, 1970 yılında yürürlüğe girdi.

Bu anlaşma ile, nükleer silah sahibi olmayan ülkeler, nükleer silah üretmeyeceklerini kabul etmişlerdi. Bunun karşılığında nükleer silah sahibi ülkeler de nükleer silahlarını azaltarak tamamen ortadan kaldıracaklardı. Oysa 35 yıl bunun tam tersi bir şekilde gelişti. Anlaşma esnasında nükleer silah bulundurmayan Hindistan, Pakistan ve İsrail gibi ülkeler, nükleer silah sahibi devletlerin kulübüne katılıp silah depolamaya başladılar. Kuzey Kore NPT’den çekildiğini ve nükleer silah geliştirmiş olduğunu açıklarken, İran nükleer silah üretmeye gidebilecek kaygan bir yolda ilk adımlarını attı. Yürürlüğe girmesinin 35. yılında dünya devletleri, anlaşmanın gereklerini yerine getirmekten hâlâ çok uzakta. Hatta tam tersine, anlaşmayı imzalamış olan ülkeler, yeni nükleer silahlar geliştirmek için hiç olmadığı kadar büyük bir hızla birbirleriyle yarışıyor. ABD, nükleer silahlara kocaman bütçeler ayırmaya devam ederken, Putin, Rusya’nın bugüne kadar yapılmış en büyük nükleer silahı yaptığını gururla açıklayabiliyor! Bir diğer deyişle, 35 yıllık ömrünün bu günlerinde, NPT delik deşik olmuş durumda. Bu endişe verici gelişmeler, başarılı bir silahsızlanma programının uygulanamamış olması kapsamında ele alınmalı. NPT tarafından nükleer silah sahibi olarak tanımlanmış olan ABD, Fransa, ve İngiltere gibi bazı ülkeler, nükleer silahları daha etkin bir şekilde kullanabilmek için yeni teknolojiler geliştiriyor. Ayrıca bu ülkeler, nükleer silahlara dair politikalarını bu silahları çatışma halinde istedikleri zaman kullanabilecek biçimde değiştiriyor. Bu durum, soğuk savaş esnasındaki nükleer silahları ilk kullanan ülke olmama ve bu silahları sadece caydırıcılık amacıyla tutuyor olma doktrininin çöpe atıldığının en açık kanıtı.

Bunlara ek olarak, ABD 90’ı Türkiye’de olmak üzere altı Avrupa ülkesinde soğuk savaştan kalan yaklaşık 500 adet nükleer silahı depolamaya devam ediyor. Silahlar NATO üyesi ülkelere işbirliği çercevesinde depolanıyor. Bu durum, nükleer silaha sahip olmayan ülkelerde nükleer silah depolamayı yasaklayan NPT’ye aykırı.

devamı için tıklayın