Ekonomik ömürlerinin sonuna gelmiş ve hurdaya çıkarılan
gemilerin son durağı gemi söküm tesisleridir. Özellikle asbestin ve
hurda gemilerdeki diğer tehlikeli maddelerin yarattığı kirliliğin
ve insan sağlığına zararlarının anlaşıldığı 1980'lerden sonra gemi
sökümü işleri, Avrupa ve Amerika'dan Hindistan, Pakistan, Çin,
Bangladeş ve Türkiye gibi ülkelere kaymıştır. Hurda gemilerden
çıkarılan sacların haddehanelere ve kullanılabilir durumdaki
parçaların ikinci el olarak gemi sahiplerine ve dekoratörlere
satıldığı bu ülkelerdeki tesislerde, insan sağlığı ve çevre
şartları kabul edilemez durumdadır.Akdeniz'de Türkiye'den başka hiç
bir ülke artık büyük çaplı gemi sökümü yapmamaktadır ve Aliağa Gemi
Sökümü Tesisleri Türkiye'de bu işlemin yapıldığı tek yerdir.
Greenpeace'in araştırmaları, tesislerde işçi sağlığının ve
çevrenin, hurda gemilerden kaynaklanan toksik (zehirli) maddeler ve
ilkel çalışma koşulları nedeniyle sürekli biçimde tehdit altında
bulunduğunu ortaya koymaktadır. Aliağa Gemi Söküm Tesisleri için
genel olarak şunlar söylenebilir: İşçiler için herhangi bir korunma
sağlanmamaktadır ve çevre kirliliğini önleme amaçlı hiçbir ciddi
önlem alınmamıştır. Diğer AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında çevre
ve çalışma koşulları kabul edilemez durumdadır.
Aliağa gemi söküm tesislerine gelen yabancı bayraklı gemilerin
çoğu -20 yaş üstü eski gemiler olduklarından- depolarında,
gövdelerinde ve makine ve ekipmanlarının bir parçası olarak
toksik(zehirli) maddeler içermektedir. Greenpeace tarafından alınan
numunelerin analizleri bu maddelerin gemi sökümü işlemi sırasında
çevreye yayıldığını ispatlamaktadır. Gemi söküm tesisleri
bölgesinden alınan örnekler, gemi sökümü faaliyetlerinin yerel
çevreyi asbest, madensel yağlar, ağır metaller ve Birleşmiş
Milletler tarafıdan dünyadaki en zehirli 12 madde arasında
gösterilen poliaromatik hidrokarbonlar, poliklorlu bifeniller ve
organotin bileşikleriyle kirlettiğini ortaya koymaktadır. Hurda
gemilerden çıkan kabloların yakılmasının çok zehirli dioksinlerin
oluşumuna neden olduğu yine yapılan analizlerle kanıtlanmıştır.
Neredeyse bütün kimyasalların düzeyleri sınır seviyelerin
üzerindedir, bu da Aliağa Gemi Söküm Tesisleri'nde çevrenin çok
ciddi şekilde kirlenmiş olduğunun göstermektedir.
Türkiye, kağıt üzerinde bu türdeki tehlikeli atık ticaretine
karşı kendini koruyabilmek için yeterli yasal araçlara sahiptir.
Buna karşın, var olan "Tehlikeli Atıkların İthalinin
Yasaklanması"na ilişkin yasal düzenlemeler Türkiye'ye ithal edilen
hurda gemilere uygulanmamaktadır. Ayrıca, her beş yılda bir
yenilenmesi gereken "gayri sıhhi müessese" izinleri gemi sökümü
yapan şirketlere gerekli koşullar yerine getirilmediği halde
verilmektedir. Yetkili kurumların görevlerini ihmal ettiği ve bu
yasadışı işleme göz yumdukları açıktır:
1) Çevre Bakanlığı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı yasaları
uygulamak ve tehlikeli atık içeren hurda gemilerin Türkiye'ye
ithalini durdurmakla yükümlüdürler.
2) Türk Hükümeti tesislerdeki çalışma ve çevre standartlarını
yükseltmelidir ve mevcut durumun devam etmesine kesinlikle izin
vermemelidir. Denizcilik Müsteşarlığı, ilgili kurumların ve sivil
toplum kuruluşları ile işçi sendikalarının katkılarıyla, tesislerde
gerekli iyileştirmelerin sağlanmasını zorunlu kılacak yeni bir
yönetmelik hazırlamalıdır.
Türkiye AB üyeliğine aday bir ülke olduğu halde, halen AB
ülkeleri ve diğer gelişmiş ülkeler tarafından bir atık alanı olarak
kullanılmaya devam etmektedir. Hurda gemi kisvesi altında, asbest
ve PCB'ler gibi tehlikeli atıklar Aliağa gemi söküm tesislerine
gönderilmekte ve çevreye boşaltılmaktadır. Bu durum; başta insan
sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerini umursamadan tehlikeli atık
içeren gemilerini Aliağa'ya yollayan gemi sahiplerinin, daha sonra
işçilerini ve çevreyi korumak adına hiçbir önlem almayan gemi söküm
şirketlerinin ve yasaları uygulamayarak bu durumun süregelmesine
göz yuman yetkililerin sorumluluğudur.
Bu delillerin ışığında;
Greenpeace'in uluslararası bir çözüm için istemleri
şunlardır:
1. Gemi sahipleri/işletmecileri*, gemilerindeki kirleticileri
kaydederek ve tehlikelerini araştırarak gemideki tehlikeli
maddelerin tam bir envanterini çıkarmalıdır.
2. Gemi sahipleri/işletmecileri, hurda gemileri ihrac etmeden
önce tehlikeli maddelerden arındırmalıdır.
3. Gemi sökümü faaliyetleri işçilerin sağlığına ve çevreye risk
teşkil etmeyecek şekilde yürütülmelidir.
4. Gemi sökümü tek taraflı önlemler yerine küresel bir yasal
rejime tabi olmalıdır.
İleriye dönük Greenpeace istemleri:
1. Mevcut gemiler; bakım, onarım ve yenileme işlemleri sırasında
içerdikleri toksik ve tehlikeli maddeler sistemli bir şekilde
değiştirilerek ve gemiden uzaklaştırılarak aşamalı olarak
temizlenmelidir.
2. "Yeni nesil" gemiler "temiz gemiler" olmalıdır, yani ekonomik
ömürlerinin sonunda çevre, sağlık ve güvenlik koşulları üzerine
olumsuz etki etmeyecek şekilde tasarlanmalı ve üretilmelidir.
Yukarıdaki istemlerden de anlaşılabileceği gibi, Greenpeace
denizcilik veya gemi sökümü endüstrisinin karşısında değildir.
Greenpeace, diğer yandan, gemilerin kirletici maddelerden
temizlenmeden ihrac edilmesinin aktif olarak karşısında duracak ve
işçi sağlığını ve çevreyi tehdit eden kirli gemi söküm
faaliyetlerine karşı mücadelesini sürdürecektir.
* "Gemi sahipleri(armatörler)", hurda gemilerin gemi söküm
şirketlerine satılmadan önce ait oldukları kişi yada kuruluşlardır.
"Gemi işletmecileri" ile ise, söküme gönderilmeden önce bu gemileri
sahiplerinden -insan yada yük taşımacılığı yapmak üzere- son olarak
kiralamış olan şirketler kastedilmektedir.