Sayfa - 24 Nisan, 2006
Plütonyum, Birleşik Devletler’de 1941’de, bilim insanları laboratuvarda uranyumdan nötron radyasyonu açığa çıkartırken keşfedildi.
Bu
yolla buldukları ilk elemente neptünyum adını verdikleri için, yeni
madde, güneş sistemimizde Neptün’ü takip eden gezegen Plüton’dan
esinlenilerek plütonyum adını aldı.
Daha
sonra bu adın çok uygun olduğu ortaya çıktı: Yunan ve Roma
mitolojisinde, Plüton zenginlik ve iktidar ama aynı zamanda cehennem ve
ölüm tanrısıdır ve plütonyum insan evladının bugüne dek yarattığı en
ölümcül maddelerden biridir.
Plütonyumun
bir toz zerresinden küçük olan tek mikrogramını solumak bile ölümcül
akciğer kanserine neden olur. İnsanların maruz kalabileceği güvenli bir
doz yoktur ve bu bir kez vücuda girince çok uzun bir süre orada kalır
–insanlığın ortalama ömründen daha uzun bir süre.
1945
Ağustos’unda Japonya’nın Nagasaki kentini yerle bir eden ve 50.000
insanın ölümüne neden olan bomba sadece 6.1 kilogram plütonyum
içeriyordu. Devasa patlayıcı gücü nedeniyle bu, terörist grupların yanı
sıra militer devletler tarafından da rağbet gördü.
Nükleer
sanayi, idare edilmesine eşlik eden hiçbir yıkıcı tehlikeyi
umursamaksızın, plütonyumun adı sözde hızlı üretici olan reaktörlerde
yakıt olarak kullanılmasını teşvik etti.
Bu
programların çoğu teknik, ekonomik ve politik sorunlar yüzünden iptal
edildi ama bazı ülkeler, sıradan nükleer reaktörlerde “oksit karışımlı”
(MOX) plütonyum yakıtını kullanmaya başladı ya da gelecekte bunu
yapmayı planlıyor.