Sayfa - 1 Mart, 2007
Geleneksel enerji kaynaklarının kullanımı için çok büyük çevresel, ekonomik ve sosyal bedeller ödendi. Kömürün, petrolün dumanı havayı zehirledi. Şehirleri nefessiz bıraktı,sera gazı salımı geri dönülmez biçimde gezegeni ısıttı; nükleer atıklar ve kazalar insanları ve vahşi yaşamı öldürüp, çevreyi aşırı derecede kirletti. Ek olarak, inanılmaz bir eşitsizlikle karşılaşmaktayız; elinde gereğinden fazla enerji olup bunu boşa harcayanlar ve hiç enerjisi olmayanlar. 21. yüzyılda sürdürülemez ve kabul edilemez bir şekilde 1.6 milyar insan temel enerji servislerinden faydalanamayacak.
Enerji
teminin güvenliği ayrı bir sorun,kullandığımız fosil yakıtlar sınırlı
rezervlerde ve rezerv azaldıkça fiyatlar yükseliyor. Bu da doğal
olarak beraberinde karmaşayı ve askeri müdahaleleri getiriyor.
Ortadoğu
özgün bir bölge ve açıkça küresel enerji tartışmalarında önemli bir
odak noktası. Aslında geçen yüzyılda bölgenin jeopolitik tarihçesi de
enerji kaynaklarının kontrolü ekseni üzerinde dönmüştü. Politik
dengesizlik bölgede anahtar unsur ve hidrokarbon kaynakları hala
belirleyici rol üstleniyor.
Ortadoğu’da
bulunan ülkeler farklı gelişmişlik seviyelerinde, bazı ülkelerin
nüfus yapıları hem kırsal hem de kentsel nüfus olarak çok fazla yoksul
insan içeriyor. Gelişmekte olan bölge 2050 yılında 350 milyon nüfusa
erişecek. Ekonomik büyümeye olan açlık nedeniyle iş dünyasında oluşacak
büyüme akabinde büyük bir enerji üretimi ve tüketimi olgusunu yaratacak.
Her ne
kadar sürekli ve büyüyen ekonomik gelişme, olsa da bu hacimli bir
enerji tüketimini gerektirmeyebilir. Bölge sadece geleneksel enerji
kaynakları tarafından kutsanmamış, Orta Doğu aynı zamanda rüzgar,
güneş, jeotermal ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynakları
açısından da oldukça şanslı.
‘’Ortadoğu’nun
Sürdürülebilir ve Temiz Enerji Geleceği için Yollar’’ projesi
bölge için oluşturulan 10 senaryodan bir tanesidir. Senaryo Greenpeace
önderliğinde, Avrupa Yenilenebilir enerji komisyonu (EREC) ve Alman
Havacılık Merkezi tarafından hazırlandı. Dünya çapında bilim adamlarının,
mühendislerin, üniversitelerin ve yenilenebilir enerji endüstrisinin
ortak çalışmasıyla geliştirildi.
Rapor
genel anlamda yenilenebilir enerjinin gerekliliğini, buna bağlı olarak
geçiş dönemi ile ilgili fizibiliteleri ve küresel öngörüleri içererek
bunları enerji verimliliği ve tasarrufu çerçevesinde nasıl
gerçekleşeceğini ve 2050’lerde yenilenebilir enerji payının nasıl ve
neden %50 olması gerektiğinin altını çiziyor. Bu bölgesel rapor
sürdürülebilir enerji yolunun Ortadoğu için faydalarının da altını
çiziyor.Aynı zamanda bölge insanının çevre, güvenlik ve ekonomi gibi
faktörlerden ödün vermeden enerji ihtiyaçlarını yeni enerji sistemleri
ile nasıl karşılayabileceğini gösteriyor.