Yaygın Mitler

Sayfa - 24 Ekim, 2007
İklim değişikliği konusunda gerçek soruları olan pek çok kişi var, bu konuya ilişkin şüphe uyandırarak hayatını kazanan birkaç kişi de. Bu sayfada tartışmalı sorulardan bazılarını ve bunlardan çok daha sık tekrarlanan yekten yalanların az denemeyecek bir kısmını ele alıyoruz.

İklim değişikliğiyle ilgili, kulağa doğru gelmeyen bir şey duydunuz mu? Belki de bir süredir sizi rahatsız eden, bu konuya ilişkin bir soru var. Bunu bize gönderin. Sizden haber almaktan gerçekten memnun oluruz – öğrenci, blogcu, halkın bir üyesi ya da fosil yakıt endüstrisinin bir PR elemanı olmanız bir şey değiştirmez. Bir soruyu yeterli sayıda kişi sorarsa, cevabı burada yayımlayacağız.

İklim değişikliği hakkında yaygın mitler, yanlış kanılar ve birkaç güzel soru:

İklim değişikliği konusunda bildiğimizi düşündüğümüz şeyler gerçekten somut bilimsel hakikatlere dayanıyor mu? Bazı bilim insanlarının hala fikir ayrılığı içinde olduğunu duydum.

Royal Science (dünyanın en eski bilim kuruluşu) Başkanı Lord Robert May, 2004 yıldönümü konuşmasında ne güzel söylemiş:

Belirli ayrıntılar hakkında, her zaman olduğu gibi, bazı sorular var. Ama (bazılarının hala yaptığı gibi) iklim kalıplarındaki değişikliklere insan eylemlerinin eşlik etmediğini öne sürenler, (bazılarının hala yaptığı gibi) sigara içmenin akciğer kanserinin başlıca nedeni olmadığını öne sürenlerden farksızdır.”

Gerçek şu ki, iklim değişikliği konusunda fikir ayrılığından çok daha fazla fikir birliği vardır. Konuya ilişkin sözde “tartışma”nın büyük kısmı fosil yakıt endüstrisinin sofistike halkla ilişkiler çalışması ve gazetecilerin (bir taraf kanıtlanabilir biçimde yanlış olduğunda bile) “hikayenin her 2 tarafı”nı da hesaba katmaya kendilerini zorunlu hissetmesi gerçeğine dayanır.

Daha fazla nükleer santral inşa etmemiz gerekmez mi? Bunlar sera gazı üretmez, değil mi?

Gerçekten, (nükleer endüstrisi dışından) herhangi biri bunun iyi bir fikir olduğunu neden düşünür, anlayamıyoruz. Nükleer güç insanın su buharı elde etmek için bugüne dek icat ettiği en pahalı ve tehlikeli araçtır. Artı; 10, 20 ve 30 yıl önce sahip olduğu temel sorunların tamamını (nükleer silahların yayılması, çözüme kavuşmamış radyoaktif atık sorunu, santral güvenlik sorunları, askeri saldırı gibi güvenlik konuları, vs. vs.) hala barındırmaktadır. Değmeyecek işler için çok para harcamaya son vermenin zamanıdır. Ayrıca, nükleere yapılacak her kuruş yatırım; yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği gibi gerçek çözümlerden çalınan yatırımdır.

Kanıtlanmış enerji alternatifleri için Çözümler sayfalarımıza bakın.

Nükleerin neden iklim değişikliğinin cevabı olmadığı konusunda daha fazla bilgi almak için lütfen Nükleer Enerji bölümümüze bakın.

Kurgu yazarı Michael Crichton’un “Korku Devleti” kitabında karakterler iklim değişikliğinin (teröristler tarafından) uydurulduğunu söylüyor, onun da (konunun teröristler kısmı dışında) gerçekten böyle düşündüğünü duydum.

Biz edebiyat eleştirmeni değiliz, bu yüzden (bu baştan çıkarıcı olabileceği halde) bir kurmaca çalışması olarak “Korku Devleti” hakkında hüküm vermiyoruz. Bilimsel doğruluk açısından, kitabın yalanlar ve aldatıcı yarı gerçeklerle dolu olduğunu söyleyeceğiz. Onu çürütme konusunda başkaları bayağı iyi bir iş çıkardığından biz buna zahmet etmeyeceğiz…

Bağlantılar:

Bitkilerin büyümek için karbondioksite ihtiyaç duyduğu kesin olarak biliyorum. Daha fazla karbondioksit bitkilerin daha fazla büyümesini sağlamaz mı –böylece daha fazla ormanımız, daha fazla yiyeceğimiz olur ve iklim değişikliği olmaz çünkü bitkiler fazladan karbondioksidi emer, değil mi?

Maalesef, hayır. Karbon gübrelemesi (bu etkiye bu ad verilir) kısa vadede bir ölçüde işe yarar ama bunun boş bir ümit olduğu belgelerle açıkça ispatlanmıştır. Sorunlarımızdan biri şudur ki bitkileri sonsuz büyümeden mahrum bırakan, karbondioksitten başka etmenler de vardır. Bunların bir örneği toprak besinleridir. Bir diğeriyse sudur.

Birkaç derece nasıl bu kadar büyük bir mesele olur? Yaşadığım yerde sıcaklık, bir gün içinde bundan daha fazla değişiyor.

Küresel ortalama sıcaklıktaki küçük değişikliklerin büyük etkileri olabilir. Örneğin, son buz çağı, bugünden sadece yaklaşık 5°C daha soğuktu. 1800’lerin sonundan bu yana gezegenimiz yaklaşık 0.8°C ısındı ve bu küçük miktardaki ısınmayla bile ciddi etkiler görüyoruz.

Daha fazla bilgi için Bilim sayfamıza bakın.

İklim değişikliğini durdurmak pratik değil. Neden buna uyum göstermekle yetinmiyoruz?

Eviniz yanarken yaptığınız ilk şey ateşi söndürmektir, deneyip sıcaklığa alışmak değil. Gerçek şu ki şimdi, temelde geri dönülemez olan 1°C’den fazla değişiklikle (ki bu geçmişte ve halen gerçekleşen salımlara dayanır) baş etmek için bile pek çok uyum gösterme çabasına girişmemiz gerekecek. Ama sıcaklıktaki küresel artışı 2°C’nin altında tutmamız da gerekecek. Bunun üzerine çıkarsa kıyamet kabilinden etkiler ve ani ve aşırı geri besleme etkilerine ilişkin daha büyük bir riskle karşı karşıya kalırız.

Ayrıca, Stern Raporu’na göre, iklim değişikliğine uyum sağlamak için iklim değişikliğini engellemeye oranla 5 kat daha fazla para harcıyoruz.

Neyse ki ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi daha fazla iklim değişikliği yaratmadan elde etmek için kullanabileceğimiz kanıtlanmış teknolojiler var. Daha fazla bilgi için Çözümler bölümümüze bakınız.

Yine de hem uyum gösterme hem de çözümleri uygulama açısından, daha zengin uluslar liderlik etmeli ve yardım sağlamalıdır. Aslında, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ni imzaladıkları için antlaşma yükümlülükleriyle bunu yapmaya mecburdurlar. Daha fakir pek çok ülke bu yolda kendi başlarına ilerleyecek kaynak, para ya da uzmanlığa sahip değildir. Bunun yanı sıra, yüzyıllar süren fosil yakıt yakma ve ormansızlaşmayla bu sorunu yaratan evvela, büyük ölçüde, daha zengin uluslardır.

Bağlantılar:

Kategoriler
_fbq.push(['addPixelId', '1478316175734165']); })(); window._fbq = window._fbq || []; window._fbq.push(['track', 'PixelInitialized', {}]);