Hükümetler | Greenpeace Akdeniz

Hükümetler

Johannesburg’daki 'Dünya Zirvesi'nde hükümet heyetleri ile dış dünyayı ayıran dikenli tel.

İklim değişikliği sorununun kalbinde önemli bir adaletsizlik ve acı bir mizah yatar. Bugün önümüzde çoğalan kanıtlar, iklim değişikliğinin ilk ve en ciddi zararlarının gelişmekte olan ülkelerdeki yoksullar tarafından hissedileceğini açık bir şekilde göstermektedir. Sorunun çözümündeki ana sorumluluk ise, zengin ülkeler ile artan hızlarla sanayileşen ülkelere düşüyor.

Dünya üzerindeki tüm ülkeler iklim değişikliğine katkı yaptıkları ve potansiyel olarak bu değişiklikten zarar görecekleri için, sorunun çözümüne de katılmalılardır. Gelişmiş ve sabit bir enerji yapılanmaları bulunmayan ülkeler güneş ve rüzgar gibi modern enerji kaynaklarını dönüşümlü olarak kullanıp kazanç sağlarken; hem ahlaki hem de uygulamadan kaynaklanan nedenlerle, insiyatif alması gerekenler sanayileşmiş ülkelerdir:

Sanayileşmiş ülkeler sera gazı salımının büyük bölümünden sorumludur. Geçmişte, ekonomik büyüme karbondioksit salımıyla doğrudan bağlantılıydı (enerji üretmek için yakılan petrol, kömür ve doğalgaz nedeniyle). Yenilenebilir enerji kaynakları bunu değiştirdi, ancak dünya ülkelerinin sadece küçük bir bölümü bunları gerçek anlamda uyguluyor.

2 milyar insan – dünya nüfusunun üçte biri – aydınlatma ve yemek pişirme gibi basit işleri için bile elektrik bağlantısına sahip değil. Temiz su, sağlık koruma tesisleri, ısınma ve aydınlatma gibi insani ihtiyaçlar için temiz ve güvenilir enerji kaynağı bulma sorunu günümüzde insanlığın karşısındaki en büyük sorun.

Sanayileşmiş ülkeler yenilenebilir enerji sektörünü çalıştırmak için gereken anaparaya, kaynaklara ve uzmanlığa sahipler.  Açıktır ki, gelişmiş uzay programlarına, sağlam bir yüksek eğitim sistemine ve yeni yatırımlar yapabilecek maddi kaynaklara sahip olan ülkeler, temel enerji ihtiyaçlarını bile sağlamakta zorlananlara göre daha iyi bir durumdadır.

Belki de sorunun bir kısmı, bu gelişmiş ülkelerin iklim değişikliğine de daha kolay uyum sağlayacak olması. Nüfusları daha kolay göç edebilir, yeni türden yapıları (deniz duvarları vb.) daha kolay inşa edebilir ve güvenli parasal yapılarını koruyabilirler (sigorta imkanları gibi). İklim değişikliğinin zengin ülkelerde yaşayanların hayatına yapacağı etki ile yoksul ülkelerdekilerin etkilenmesi arasındaki farkı anlamak için kasırga gibi doğal afetlerden sonra bu ülkelerde yaşananlara bakmak yeterlidir.

Ancak gelişmiş ülkelerin toplumları da bilmelidir ki, (belki de şimdiden ulaşılmış olan) bir noktadan sonra iklim değişikliğine uyum ekonomik kaygıların ötesine gidecek ve o noktadan sonra, insanın oluşacak olan bu yeni iklime uyum sağlaması imkansızlaşacak.

Bilmeliyiz ki, elimizde sadece bir Dünya var, ve sadece bir küresel iklim!

Daha fazla bilgi için:

Climate Analysis Indicator Tool WRI – Dünya Kaynaklar Enstitüsü

Climate Justice

Kategoriler