Çernobil | Greenpeace Akdeniz

Çernobil'in geçmişi, Türkiye'nin geleceği olmasın...

Greenpeace tarafından, Çernobil nükleer felaketinin 20. yıldönümünde hazırlanan video, felaketin, insanlar üzerinde hala devam eden etkilerini yansıtıyor.

Video detayları



Çernobil

Zaman herşeyi iyileştirir, değil mi? Çernobil adı Batı Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya’da milyonlarca insanın hayatını mahveden utanç verici kazaya dönüşeli 28 yıl oldu. 28 yıldan sonra bile binlerce insan için kâbus hâlâ korkutucu.

Greenpeace, bütün dünyada yıllarca nükleer enerjiye karşı savaştı, savaşmaya devam edecek çünkü insanlığın ve dünyamızın böylesine büyük riskleri almaya zorlanmasını kabul etmiyoruz. Nükleer enerjinin yayılmasını önlemek için tek çözüm varolan nükleer santrallerin kapatılması ve yeni nükleer santral planlarının iptal edilmesidir.

Bizim iklim değişikliğiyle mücadele edebilecek bir enerji sistemine ihtiyacımız var. Bu da yenilenebilir enerjileri, enerji verimliliğini ve merkeziyetçi olmayan bir enerji anlayışını benimsememizdir. Gayet açık ki, nükleer enerji şu anda bile bütün dünyada yenilenebilir enerjilere oranla daha az enerji üretiyor ve bundan sonraki yıllarda da payı giderek azalacak.

Nükleer sanayinin bizi inandırmaya çalıştığının aksine, seragazı salımında kayda değer bir azalma olması için yapılması önerilen nükleer santraller trilyonlarca dolara malolacak, onbinlerce tonluk yüksek düzeyli radyasyon üretecek, nükleer silah hammaddesi üretimi yüzünden silahlanma riskini artıracak ve her on yılda bir Çernobil ölçeğinde bir kaza ile sonuçlanacak. Ayrıca barışçıl bir gelecek ve iklim mücadelesinde gerçek çözümleri desteklemek için gerekli olan kaynakları da gasp edecek.

Nükleer çağ, Temmuz 1945’de ABD’nin New Mexico’da ilk atom bombasını denemesiyle başladı. Birkaç yıl sonra 1953’de Başkan Eisenhower’ın Barış için Atom Programını açıklamasıyla o yıllarda dünyayı kontrolsüz bir atomik iyimserlik dalgası sardı.

Fakat nükleerle ilgili hiçbir konunun “barışçıl” olmadığını iyi biliyoruz. Eisonhower’ın konuşmasının ardından yarım yüzyıl sonra, gezegenimiz nereye saklanacağı bilinemeyen korkunç bir nükleer atık mirasıyla ve Çernobil gibi insanlık tarihinin en büyük endüstriyel kazasıyla başbaşa bırakıldı. Bu kazanın korkunç bedelini en çok radyasyonun etkilerinden habersiz bırakılan yüzbünlerce yoksul insan ödedi, halen ödüyor.

Nükleer enerjinin riskleri, atomu parçalama işleminin doğasından kaynaklanır, hiçbir zaman tam olarak kontrol altına alınamaz ve felaketsel sonuçları uzun sürelidir.

Kategoriler
Etiketler