Greenpeace’in kamuoyu araştırmasında Türk halkının %83’ü GDO’ları yemezler dedi!

Halk GDO'ya "Yemezler" Dedi!

Türkiye’de GDO’lar konusunda çok şey söylendi. Ancak bugüne kadar GDO’lar konusuna kamuoyunun nasıl baktığına dair araştırmalar yok denecek kadar azdı. Greenpeace Akdeniz’in Gezici Araştırma’ya hazırlattığı ve GDO konusunda bugüne kadar ülkemizde yapılmış en kapsamlı araştırma olma özelliği taşıyan bu çalışma*, ülkemizdeki çok önemli bir eksikliği ortadan kaldırmayı ve halkımızın GDO’lar konusundaki bakış açısını ortaya koymayı amaçlıyor.

Türkiye tarihinde görülmemiş görüş birliği: GDO’yu yemezler!

Kamuoyundaki GDO tartışmaları genel olarak vatandaşın bu konuda ‘bilgisiz’ olduğu varsayımından yola çıksa da, araştırma sonuçları ortaya koyuyor ki halkımızın %82 gibi çok büyük bir çoğunluğu GDO’nun ne olduğunu gayet iyi biliyor.

Soru: GDO ne demek?

GDO Ne Demek

GDO’lar hakkında gerekli bilgi sahibi olan halkımızın yine çok büyük bir çoğunluğu GDO’lara nasıl baktıkları konusunda gayet net bir fikre sahip: Halkımızın %80’e yakın bir çoğunluğu GDO’ları genel olarak ‘kötü’ veya ‘çok kötü’ olarak nitelendiriyor.

Soru: GDO – Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar sizce genel olarak nasıldır?

GDO – Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar sizce genel olarak nasıldır?

GDO’lar konusundaki bu genel görüntüye bağlı olarak halkımızın %81 gibi çok büyük bir çoğunluğu GDO’lardan ciddi şekilde endişe duyuyor: Her 2 kişiden 1’i de GDO’lardan endişelendiğini, her 3 kişiden biri ise GDO’lardan ‘çok’ endişelendiğini dile getirdi.

Soru: GDO’lardan endişeleniyor musunuz?

GDO'lardan ne kadar endişeleniyorsunuz?

Markanıza GDO bulaştırmayın!

Greenpeace’in GDO konusundaki kamuoyu araştırmasının en çarpıcı sonuçlarının başında, halkımızın gıda markalarına bakışı geliyor. Araştırmanın amaçlarından bir tanesi GDO’ları doğrudan gıdamızda kullanmak üzere ithal etmek isteyen ve/veya GDO’lu gıda üretmek isteyen firmalara halkımızın bakışını ortaya çıkartmaktı.

Halkımızın çok büyük çoğunluğunun GDO’lu ürünlere karşı duruşu çok net: ‘Ambalajlı bir ürünün içinde GDO olduğunu bilirseniz ne yaparsınız?’ sorusuna %83 gibi ezici bir çoğunluk ‘almam’ cevabı verdi. Bu oran, ülkemizde gıda alışverişini ağırlıklı olarak yapan kesim olan kadınlar arasında ise %90’ı buluyor.

Soru: Ambalajlı bir ürünün içinde GDO olduğunu bilirseniz ne yaparsınız?

Ambalajlı bir ürünün içinde GDO olduğunu bilirseniz ne yaparsınız?

Halkımızın bu konudaki net tavrı sadece GDO’lu ürünlerle de sınırlı değil. Bir firmanın herhangi bir ürününde GDO olması halkın gözünde o firmanın kara listeye alınması için yeterli oluyor. ‘Bir markanın bir ürününde GDO varsa, o firmanın diğer ürünlerini alır mısınız?’ sorusuna ‘asla almam’ veya ‘almam’ diyenlerin oranı %60’ı geçiyor.

Soru: Bir markanın bir ürününde GDO varsa, o firmanın ürünlerini alır mısınız?

Bir markanın bir ürününde GDO varsa, o firmanın ürünlerini alır mısınız?

GDO ithalatı için başvuru yapmak bile tüketiciler nezdinde marka değerinin yok olması için yeterli. ‘GDO ithalatı yapan (veya ithalat yapmak için başvuru yapan) bir firmaya/markaya güveniniz nasıl olur?’ sorusuna her 2 kişiden 1’i ‘azalır’, yaklaşık her 3 kişiden 1’i de ‘çok azalır’ yanıtı veriyor. Bir başka deyişle bırakın GDO’lu ürün üretilmesini, GDO ithalatına yeltenilmesi bile halkımızın %80’i için bir firmaya veya markaya duyulan güvenin yerle bir olması için fazlasıyla yeterli bir sebep oluyor.

Soru: GDO ithalatı yapan (veya ithalat yapmak için başvuru yapan) bir firmaya/markaya güveniniz nasıl olur?

GDO ithalatı yapan (veya ithalat yapmak için başvuru yapan) bir firmaya/markaya güveniniz nasıl olur?

Ülkemizin en büyük gıda firmalarını bünyesinde barındıran Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu TGDF, gıda üretiminde kullanılmak üzere 29 adet GDO için Bakanlığa ithalat başvurusunda bulundu. Araştırma sonuçları ortaya koyuyor ki, TGDF’nin bu başvuruyu yapması bile, gerek TGDF’ye gerekse TGDF’nin bünyesinde barındırdığı yüzlerce gıda şirketine duyulan güveni yok eden çok tehlikeli bir adım.

Bırakın başvurunun sonuçlanmasını veya gıda amaçlı GDO’lara izin verilmesini, bu başvurunun varlığı bile TGDF üyesi olan en büyük ve saygın gıda firmalarını şaibe altında bırakmaya yetmekte. GDO konusunda ülkemizin en büyük gıda şirketlerinin marka değerlerinin korunması ve o markalara güvenin yok olmaması adına atılması gereken yegane adım, TGDF’nin yaptığı –ve yasallığı da tartışmalı olan- GDO ithalatı başvurularını, tüketicilerin tepki ve taleplerini dikkate alarak, ivedilikle geri çekmesi.

Halkımız Mehdi Eker’e güvenmek istiyor. Bunun için adım bekliyor!

Araştırmamızın çarpıcı sonuçlarından bir başkası, halkımızın Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ve Sayın Bakanımız Mehdi Eker’e bakışıyla ilgili. Halkımız GDO konusunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yeterli denetim yaptığına veya yapabileceğine güvenmiyor. Bu durum, GDO’ların bir kez sisteme girdiğinde gerekli ve yeterli kontrolün asla yapılamayacağı gerçeğinin bir kez daha altını çiziyor.

‘Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, ürünlerin GDO’lu olup olmadığı konusunda etkin ve yeterli denetim yapıyor mu?’ sorusuna katılımcıların %73’ü ‘hayır’ cevabı verdi.

Soru: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, ürünlerin GDO’lu olup olmadığı konusunda etkin ve yeterli denetim yapıyor mu?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, ürünlerin GDO’lu olup olmadığı konusunda etkin ve yeterli denetim yapıyor mu?

Madalyonun diğer yüzü ise halkımızın Sayın Bakan Mehdi Eker’e güvenme ihtiyacı/isteği ve bu güveni duymaya hazır olduğu gerçeği. GDO’ların denetimine güvenmeyen halkımızın büyük çoğunluğu GDO’lu yemle beslenmiş hayvanlardan elde edilen et, süt, yumurta gibi ürünlerin etiketlenmesi gerektiğini savunurken, böyle bir etiketleme kuralı getirmenin Bakanlığın ve Sayın Mehdi Eker’in gıda güvenilirliği konusundaki samimiyetini göstereceği konusunda hemfikir.

Soru: GDO’lu yemle beslenmiş hayvanlardan elde edilen et, süt, peynir, yumurta gibi ürünlerin GDO’lu olarak etiketlenmeli midir?

GDO’lu yemle beslenmiş hayvanlardan elde edilen et, süt, peynir, yumurta gibi ürünlerin GDO’lu olarak etiketlenmeli midir?

Tarım Bakanı Mehdi Eker, GDO’lu yemle beslenmiş hayvanlardan elde edilen et, süt, peynir, yumurta gibi ürünlerin buna uygun şekilde etiketlenmesi için çalışıldığını açıkladı. Bu kararı alması, bakanlığın gıda güvenliği konusundaki samimiyetini arttırır mı?’ sorusuna halkımızın %60ı ‘çok arttırır’ veya ‘arttırır’ cevabı verdi.

Soru: Tarım Bakanı Mehdi Eker GDO’lu yemle beslenmiş hayvanlardan elde edilen et, süt, peynir, yumurta gibi ürünlerin buna uygun şekilde etiketlenmesi için çalışıldığını açıkladı. Bu kararı alması, Bakanlığın gıda güvenliği konusundaki samimiyetini arttırır mı?

Tarım Bakanı Mehdi Eker GDO’lu yemle beslenmiş hayvanlardan elde edilen et, süt, peynir, yumurta gibi ürünlerin buna uygun şekilde etiketlenmesi için çalışıldığını açıkladı. Bu kararı alması, Bakanlığın gıda güvenliği konusundaki samimiyetini arttırır mı?

Bu sonuçlar gösteriyor ki, samimiyetle gıda güvenilirliği konusunda adımlar atan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in GDO’lu yemle beslenmiş hayvanlardan elde edilen ürünlerin etiketlenmesi konusunda yakmış olduğu yeşil ışığın gerekliliklerini ivedilikle yerine getirerek bu konuda adım atması, vatandaşımızın kendisine ve Bakanlığına duyduğu güveni çok ciddi oranda artıracak.

Bilim insanından bilim insanına fark var!

GDO araştırmasının en çarpıcı bulgularından bir tanesi de halkımızın bilim insanlarına bakışı. Sonuçlar ortaya koyuyor ki, halkımız endüstrinin bilim camiası üzerindeki etkisinin son derece farkında ve GDO konusunda söz söyleyen tüm akademisyenleri aynı kefeye koymamakta.

Halkımız sırf ‘akademisyen/bilim insanı’ diye bu kişilerin her söylediğini körü körüne kabullenmemekte. Söylenenleri ve özellikle bunları söyleyenleri kendi süzgecinden geçirip ona göre yargıya varmakta. Halkımız endüstri yanlısı bilim insanları ile toplum yararına çaba gösteren bilim insanlarını çok keskin bir çizgiyle birbirinden ayırmakta.

GDO’lar konusunda çalışmalar yapan bir çok bilim insanı, doğrudan veya dolaylı olarak GDO geliştiren küresel şirketlerle işbirliğine gitmekte. Bu durum da yapılan çalışmaların kamu yararına mı, yoksa egemen endüstrinin çıkarlarına yönelik mi olduğu sorusunu doğurmakta.

Araştırma, vatandaşımızın bu durumun farkında olduğunu ortaya koymakta. ‘GDO yanlısı bilim insanlarının araştırmalarına güveniyor musunuz?’ sorusuna katılımcıların %28i ‘hiç sanmıyorum’, %43’ü ‘pek sanmıyorum’ cevabını verdi. Bir başka deyişle halkımızın 70’i GDO yanlısı bilim insanlarına güvenmiyor.

Soru: GDO yanlısı bilim insanlarının araştırmalarına güveniyor musunuz?

GDO yanlısı bilim insanlarının araştırmalarına güveniyor musunuz?

GDO’lar konusunda temkinli yaklaşan bilim insanlarına güven konusu ise tam tersi bir görüntü çiziyor: ‘GDO karşıtı bilim insanlarının araştırmalarına güveniyor musunuz?’ sorusuna katılımcıların %21’i ‘kesinlikle inanıyorum’, %36’sı ise ‘inanıyorum’ cevabını verdi. GDO yanlısı bilim insanlarına güven %15 civarındayken, GDO karşıtı bilim insanlarına güven %60’a yaklaşmakta.

Soru: GDO karşıtı bilim insanlarının araştırmalarına güveniyor musunuz?

GDO karşıtı bilim insanlarının araştırmalarına güveniyor musunuz?

* Araştırma Türkiye genelinde, Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinde, 42 il ve 194 ilçede, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 2.430’u kadın olmak üzere toplam 4.860 kişiyle yüz yüze görüşme metoduyla yapıldı. Bu büyüklükteki bir araştırmanın istatistiki hata payı güven sınırları içerisinde ± % 1,2’dir.

Araştırma hakkında daha fazla bilgi almak için PDF versiyonunu buradan indirebilirsin.

comments powered by Disqus
Kategoriler
Etiketler