29 Haziran 2007 - İtfaiyeciler Kruemmel nükleer santralindeki bir yangını söndürmeye çalışırken. Güvenlik risklerine rağmen, operatörler santralin kapatılmasını geciktirmek için lobi yaptılar.
16 Temmuz 2007:
Japonya'da bulunan, dünyanın en büyük nükleer santralinde yangın
çıktı ve radyoaktif sızıntı meydana geldi.
Bildirimiz.
Nükleer sanayinin, nükleer enerjinin
güvenilirliği konusunda ettiği yeminler, Merkel'in, Almanya'nın
nükleer santralleri 2021'e kadar kesinlikle kapatmayacağına dair
açıklamasına tuz biber oldu. Diğer taraftan, daha bir hafta önce
Kruemmel ve Brunsbuttel'daki iki nükleer santral, çıkan yangınlar
sonucunda acilen kapatıldı.
Mayıs ayında da İngiltere'de benzer bir kaza
sonrası Oldbury'deki reaktör kapatılmıştı.
Bir çok
ülkede nükleer santrallerin çoğu 25-30 yıllık ömürlerinin sonuna
gelirken, santralleri işleten şirketler, bu süreyi uzatma çabası
içindeler. Bunun getireceği güvenlik riskleri inanılmaz boyutlara
ulaşabilir. Bir çok eski ve komplike makinenin olduğu gibi, nükleer
santrallerin de hayati parçaları, kaza sırasında meydana
gelebilecek komplikasyonlarla başaçıkabilme yetilerini
kaybediyorlar. Örneğin, santralin ortasındaki nükleer gemi, zamanla çok
daha hassas bir duruma giriyor.
Güvenlik mayenesini geçemeyen eski bir otomobil trafikten men
edilirken, eski bir nükleer santral yamalanıp, milyonlarca insanın
hayatını ciddi tehlike altına sokma pahasına, kullanılmaya devam
edilebiliyor. Operatörlerin popüler lafı ise, Çernobil'den 21 sene
sonra, artan deneyimleri ve teknik gelişimleri sayesinde,
reaktörleri çok daha güvenli bir şekilde çalıştırdıkları.
Son çıkan yangınlar, ne
operatörlerin laflarına, ne de hukuki düzenlemelere
güvenemeyeceğimizin ıspatı. Olayların iç yüzü çoğunlukla bizden
saklanıyor. Nitekim, Krummel'daki yangından sadece bir hafta sonra,
doğrudan bir nükleer riskin söz konusu olduğu ortaya çıktı.
Santralde çalışan operatör Vattenfall açıklaması ise şöyleydi:
"Kaza olduğundan çok daha dramatik görünüyordu. Nükleer güvenlik
için hiç bir tehdit teşkil etmeyecek şekilde, yalnızca tek bir
dönüştürücü etkilendi."
"Nükleer bir rönesanstan bahsedenlerin şapkalarına her zaman buz
küpleri koymak istiyorum. "
Jorma Aurela, Finlandiya Ticaret ve Sanayi Bakanlığından,
enerji konusunda uzman bir üst düzey görevli.
Reaktör yeni ama, sorunlar aynı
Nükleer
sanayinin büyük umudu Finlandiya
Olkiluoto'daki EPR reaktörü, daha yapımı bitmeden bile bir çok
sorun çıkardı. İnşaatı 18 ay gecikmeli olarak iki senedir devam
ediyor ve bütçe çoktan 700 €'yu aşmış durumda. Bu "gurur kaynağı",
standart altı inşaasıyla, Finlandiya nükleer düzenlemelerin örtbas
ettiği bir çok güvenlik eksiğiyle karşı karşıya. Herşeyden önce, zemin
düşük kaliteyle yapıldı. Yetmiyormuş gibi, reaktör gemisi güvenlik
standartlarının altında. Düşük kaliteli çelikten yapıldığı için
soğutma borularının parçalanması gerekti. Üstüne üstlük, radyasyon
sızıntılarına karşı koruma görevi yürüten celik koruma astarında
neredeyse 50 delik olduğu ortaya çıktı.
Yol
açtıkları onca kaza ve komplikasyona, sarfettikleri milyonlarca
dolara rağmen, eski ve tehlikeli nükleer santrallerin kapatılma
tarihlerini uzatmaya çalışmak, insanların hayatını tehlikeye
atmaktan başka hiç bir işe yaramıyor.
Neyse
ki, tehlikeli nükleer santraller olmadan da enerji üretebilir ve
tehlikeli iklim değişikliğini önleyebiliriz.
Enerji [D]evrimi senaryomuzun da gösterdiği gibi, yenilerini
inşa etmeye gerek kalmadan, eski nükleer santrallerden
kurtulabilir, ve karbon emisyonlarındaki gerekli kısıtlamaya
kolayca gidebiliriz.