Geçtiğimiz haftalarda gazetelerde yer alan “Eski Savaş Başlıkları Evleri Aydınlatıyor” başlıklı haberde, Rusya’dan gelen savaş hurdalarının A.B.D.’nin nükleer santrallerinde yakıt olarak kullanıldığı belirtiliyordu. Ancak haberlerde belirtilmeyen nokta uranyum stoklarının hızla erimekte olduğuydu; günümüzde yıllık uranyum üretimi 40.000 ton iken tüketilen miktar 60.000 tonu buluyor. Bu rakamlara göre 2013 yılında tüm stoklar eriyecek.

GP0CLENükleer endüstrisinin 2013 yılından sonra uranyum tedarikinde ciddi bir dar boğaza girmesine kesin gözüyle bakılıyor. Madenlerde bulunan uranyum rezervleri de endüstriye iç açıcı rakamlar sağlamıyor. Dünya üzerindeki toplam uranyum rezervleri; bilinen 1,5 milyon ton ve tahmin edilen 3,2 milyon ton olarak hesaplanıyor. Bir başka deyişle günümüz tüketimiyle dahi, endüstriye 78 yıl yetecek kadar uranyum kaldı.

Bu önümüzdeki dönemde uranyumun spot fiyatlarının da artışa geçeceği anlamına geliyor. Halihazırda spekülasyona çok açık olan uranyum piyasası, ilerde çok daha sert çıkışlarla karşı karşıya kalacak. Uranyum rezervlerinin yüzde 58’inin üç ülkede bulunuyor olması ve yüzde 52’sini üç şirketin çıkartıyor olmasıysa durumu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirecek.

Türkiye’de de nükleer yanlılarının en büyük argümanlarından birisi olan yerli kaynakların kullanımı, Devlet İstatistik Enstitüsü’nün rakamlarına göre pek de mümkün görünmüyor. DİE’nin hazırladığı rapora göre Türkiye’nin düşük tenör ve rezervli olan uranyum kaynaklarının madenciliği, ancak fiyatlar iki katına çıktıktan sonra ekonomik olacak. Planlanan nükleer santraller içinse sadece 6 yıl yetecek kadar uranyum rezervimiz mevcut.

energy_costs_chart

Yenilenebilir enerji kaynaklarımızsa günümüz teknolojileriyle, bugünden 2020 yılının bütün ihtiyacı kadar enerjiyi ekonomik anlamda üretmeye yetecek kadar çok; kaynak ise sınırsız!