Nükleer santral üzerine Greenpeace'in yaptığı projeksyon eylemi.

 

Fukuşima nükleer felaketinin birinci yıl dönümü yaklaşırken, felaketin sosyal, politik ve ekonomik etkileri dalga dalga yayılmaya devam ediyor. Nükleer teknolojiyi savunan ve ülkelerine nükleer santral vebasını sokmaya çalışan hükümetler, halk referandumunun sonuçlarıyla sarsılıyor. Nükleer santral bulunmayan İtalya’da, Berlisconu Hükümeti 12 Haziran 2011 de nükleer santral kurma isteğini halk oylamasına taşımış ve %95’lik ezici bir çoğunluk, ‘Nükleere hayır demişti’.

Polonya’nın Baltık Denizi’nin kenarında bulunan Mielno şehrinde, Mersin’de oldupu gibi ilk defa nükleer santral kurulması planlanıyordu. Polonya Başbakanı Donald Tump Mielno şehrinde kurulması öngörülen nükleer santral mevzusunu, geçen Aralık ayında referanduma götürme kararı aldı ve Polonya’da o bölgede yaşayan halkın %94’ü nükleere hayır dedi!

Politik kararların, halkın menfaatlerine en ters düştüğü alanların başında enerji politikaları ve nükleer santral inşa etme kararı geliyor. Kısa ve dönemsel başarılar peşinde koşan politikacılar, halklarının geleceğiyle kumar oynamaktan nedense çekinmiyorlar. 

Halkın görüşüne başvurulduğunda, nükleer santraller kırmızı kart görüyor. İnsanların sağ duyusunu, politikacılar görmek istemeseler de, İtalya, Polonya ve Türkiye nükleer santral istemiyor! Türkiye'nin %64'ü, Mersin'in %72'si ve meclisteki tek bir vekil dışında hiçbir politikacı nükleer santral istemiyor.

Türkiye’nin saf çoğunluğunun istemediği nükleer santralleri Akkuyu’ya inşa etmekte diretenler, halklarına hizmet ettiklerini söyleyebilirler mi?

Harekete geçin!

Nükleersiz bir Türkiye için internet eylemimize katılın.