Basın Konseyi Yüksek Kurulu, dün Greenpeace'in Habertürk
gazetesinde yayınlanan nükleer enerji hakkında bazı haberlerle
ilgili yaptığı şikayet başvurusu konusunda
bir karara vardığını açıkladı. Konsey Yüksek Kurulu'nun oy
birliği ile aldığı karara göre Greenpeace'in "şikayeti yersiz"
bulunmuştu. Bu açıklama önce Konsey'in kendi sitesinde daha sonra
da medya sitelerinde yer aldı.
Bütün bu sürece kabaca bakıldığında işleyen demokratik bir
sürecin varlığından söz etmek mümkün ama derinlere inildikçe işler
biraz karışıyor. Gerçeği anlamak için de tarafsız bir gazetecilik
anlayışı ile olayın nasıl başladığına bakmak gerekiyor.
29 Nisan 2009 tarihinde Habertürk Gazetesi'nin Ekonomi ekinde
gazetenin sahibi Ciner Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Ciner
ile yapılan bir röportaj yayınlandı. "Nükleer ile 18 Milyar Dolar
Sermaye Gelir" başlıklı röportajın konusu da tahmin edileceği gibi
nükleer enerjinin Türkiye'ye getireceği "kazançlar" üzerineydi.
Ciner Grubu, nükleer santral için yapılan ihaleye Ruslarla ortak
girdi ve (her nedense) ihaleye teklif veren başka firma yoktu.
Turgay Ciner, kendisiyle yapılan röportajda nükleer enerjinin ne
kadar "gerekli ve önemli" olduğunu anlatırken, kendisine sorulan
bir soruya da şöyle cevap veriyordu: "Bakın Greenpeace bile artık
nükleerci oldu. Çünkü çevreye en az zararlı olanın nükleer olduğu
anlaşıldı. Çevre açısından, küresel ısınma açısından en tehlikeli
olan sera gazlarıdır. Greenpeace yöneticileri bile artık nükleere
yönelin diye açıklama yapıyorlar.."
Turgay Ciner'in burada referans aldığı "Greenpeace yöneticisi
", geçmişte bir dönem Greenpeace İngiltere Genel Direktörü olan
Stephen Tindale'di. Tindale, Greenpeace'ten ayrıldıktan sonra,
nükleer enerji alanında büyük yatırımları bulunan Alman enerji devi
RWE ile anlaşarak, bu şirkete danışmanlık yapmaya başladı.
Greenpeace, konu ile ilgili daha önce defalarca
açıklama yapmış, nükleer enerji konusundaki görüşünün hiçbir
şekilde değişmediğinin altını çizerek, Tindale' in söylediklerine
kesinlikle karşı çıkmıştı .
Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi, bu röportaj
üzerine Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı'ya bir
tekzip gönderdi ve yapılan yanlışlığa dikkat çekerek yazının
gazetede yayınlanmasını istedi. Ancak gazete, tekzip yazısını
yayınlamadı. Üstelik 30 Nisan 2009 tarihinde "Nükleer Sponsor:
Rusya" başlıklı ve Rusya'nın nükleer enerji konusundaki
başarılarını anlatan bir yazının içinde, hiçbir şekilde gerçeği
yansıtmayan bir dil kullanarak Greenpeace'in nükleer enerji
konusunda ikiye bölündüğünü iddia etti.
Bu gelişmeler üzerine Greenpeace Akdeniz de, Habertürk
Gazetesi'nin, basın ve meslek ilkelerine aykırı davrandığını
belirterek Basın Konseyi'ne
başvuruda bulundu. Çünkü Habertürk Gazetesi, her iki haberi de
hazırlarken hiçbir şekilde Greenpeace Akdeniz'in görüşlerini almak
çabasına girmediği gibi ait olduğu Ciner Grubu'nun çıkarları
doğrultusunda taraflı ve yanlış habercilik yapmakta ısrarcı oldu.
Habertürk Gazetesi, her iki haberi de hazırlarken hiçbir şekilde
Greenpeace Akdeniz'in görüşlerini almak çabasına girmediği gibi ait
olduğu Ciner Grubu'nun çıkarları doğrultusunda taraflı ve yanlış
habercilik yapmakta ısrarcı oldu.
Konuyla ilgili karşı tarafı da bilgilendiren Basın Konseyi
Yüksek Kurulu'nun bu çağrısına karar metninde yer alan açıklamaya
göre "Sayın Fatih Altaylı'dan herhangi bir yanıt gelmedi".
Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi, yaşanan bu
süreç ve Basın Konseyi Yüksek Kurulu'nun kararını talihsiz
bulduğunu söyleyerek "Greenpeace gazetecilik ve doğru habercilik
konusunda medyamıza güvenmektedir. Ancak maalesef kimi zaman belli
çıkarları savunan habercilik örneklerine de rastlıyoruz. Bir sivil
toplum kuruluşu olarak bu durumlara toplumun dikkatini çekmek
görevimiz. Özellikle de bu taraflı habercilik insanın temiz bir
çevrede yaşama hakkını elinden almayı hedefliyorsa" dedi.
Habertürk'ün taraflı gazeteciliği ve Basın Konseyi'nin ise
gerekçeleri tarafımızca çok iyi anlaşılamayan "yersiz" ibareli
görüşü için son karar sizin!