Haber - 18 Ocak, 2007
17 Ocak 2007 tarihinde TBMM Çevre Komisyonu beşinci Yasama döneminin birinci toplantısında görüşülen “Nükleer Güç Santrallerinin kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun tasarısı”, sivil toplum kuruluşlarının tüm karşı çıkışına rağmen komisyon tarafından kabul edildi. CHP milletvekillerinin, görsel medyanın salondan çıkarılması nedeniyle tasarıyı hiç tartışmadan terkettikleri toplantıda, Greenpeace Akdeniz, TEMA vakfı ve Elektrik Mühendisleri Odası nükleer enerjinin Türkiye için tehlikeli ve gereksiz olduğu yönünde görüş bildirdiler.
Greenpeace
Akdeniz Enerji ve İklim kampanyası sorumlusu Hilal Atıcı komisyon
toplantısında, “Greenpeace Akdeniz ofisi Lübnan, Mısır, İsrail ve
Türkiye’de aktif kampanyalar; Yemen, Katar, İran ve Arap Emirlikleri
gibi ülkelerde ise, yoğun diplomatik faaliyetler ve lobi çalışmaları
yürütmektedir. Bu nedenle Ortadoğu’daki gelişmeleri yakından takip
edebiliyoruz. Türkiye’den hemen sonra Mısır, Nükleer santral
yapacaklarını açıklamış, Yemen ve Katar gibi Körfez ülkeleri ise, Mısır
nükleer silah sahibi olacaksa, kendilerinin de silah sahibi olması
gerektiği yönünde açıklama yapmışlardır. Nükleer santral ve nükleer
silah arasındaki hızlı geçişkenliğe dikkatinizi çekmek istiyoruz.
Yasaya dair burada alacağınız karar, yalnızca Türkiye’nin değil,
Ortadoğu’nun en az 50 yıllık geleceğini ciddi biçimde yaralayacaktır.
Türkiye Pandora’nın kutusunu bir kere açarsa, bölgede gerilimlere yol
açacak bir nükleer yarış başlayacak ve nükleer santraller terör ve
askeri saldırıların potansiyel hedefi haline gelecektir. Türkiye
bölgede böylesi tehlikeli bir zincirleme reaksiyonu başlatmaktansa,
Ortadoğu ülkelerine liderlik yapmalı ve nükleersiz bir Ortadoğu
anlaşmasının hayata geçmesini sağlamalıdır. Türkiye önemli bir yol
ayrımındadır. Türkiye, Avrupa ve ABD’de pazar bulamayan nükleer
endüstrinin can simidi mi olacak, yoksa çevresel maaliyetleri en az
olan barışçıl yenilenebilir enerjiler ve enerji verimliliğine mi
yönelecek? Biz Türkiye’nin Ortadoğu’da barış için adımların
atılmasında liderlik yapabilecek bir ülke olduğuna inanıyoruz” dedi.
TEMA
Vakfı genel müdürü Dr. Uygar Özesmi ise Türkiye için nükleer enerjinin
bir gereklilik olmadığını TEMA gönüllülerinin ve destekçilerinin
tepkisini çektiğini, TBMM’nin ve hükümetin kamuoyunun ve sivil toplumun
sesini dinleyerek nükleer enerji için öngörülen destek ve yatırımların
enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjilere yönlendirilmesi
gerektiğini ifade etti.
Rüzgar
enerjisi için yapıldığı gibi, diğer gerekli araştırmalar yapıldığında
Türkiye’nin 2030 yıllarında dahi yeterli olabilecek kaynağının var
olduğunu söyleyen Elektrik Mühenhdisleri Odası Yönetim Kurulu başkanı
Kemal Ulusaler, “Son rüzgar potansiyeli tespiti ile 2020 yılı
hedeflerinde 3080 Mw. olarak yer alan tespitin 9000 Mw.rahatlıkla
çıkartılabileceği söz konudur. Dolayısıyla sisteme 6000 Mw.rüzgar
enerjisi ilave edileceğinden; atık sorunları çözülememiş, ilk yatırım
maliyetleri çok yüksek, uzun erimli teşvikleri içeren,kamuya risk ve
zararlar getirecek olan 4500 Mw.’lık nükleer enerji santrallerinin
kurulmasından derhal vazgeçilmelidir” dedi.
Yasanın gerekçelerine tamamen karşı çıkan Greenpeace, TEMA ve EMO temsilcileri, yasanın madde madde görüşmelerine katılmadılar.
TBMM
Çevre Komisyonunun sivil toplum ve kamuoyu görüşlerinin tersine nükleer
enerjide diretmesi, çevreye ve barışa gönül vermiş halkımız için kaygı
uyandırıcıdır.