Amazonlar için bir tanımlamaya gerek yok; sadece adının telaffuz
edilmesi bile akıllara; dünyanın eko sisteminde direk rol oynayan,
geniş, el değmemiş, vahşi bir ormanı ve insanı hayrete düşüren bir
hayatı getiriyor. Fakat, Mc Donald's ve bir avuç dolusu zengin soya
tüccarına göre, Amazonlar tamamen farklı bir şeyi ifade ediyor.
Onlara göre Amazonlar ucuz toprak ve ucuz işçi demek. Ucuz toprak
çünkü genelde çalıntı, ucuz işçi çünkü ormanları kesen veya
çiftliklerde çalışan çoğu insan, aslında köle.
Soya tüccarları yağmur ormanlarını kesmeleri ve soya ekmeleri
için çiftçileri teşvik ediyorlar. Tüccarlar bu soyaları alıyor ve
gemiyle, tavukların ve domuzların soyayla beslendiği Avrupa'ya
götürüyorlar. Daha sonra bu hayvanlar, Mc Donalds'ın Mc Nuggets'ı
ve birçok diğer fast food satış yerleri ve süpermarketlerdeki, fast
food ürünlerine dönüşüyorlar.
Yağmur ormanlarından restoranlara uzanan bu yolculuk kulağa
basit gelebilir fakat, bu soruşturmayı açığa çıkarmak için bir yılı
aşkın bir süredir devam eden uydu görüntüleri, hava gözetimleri,
önceden yayımlanmamış devlet belgeleri ve karadan izleme yöntemleri
kullanılmıştır.Bulduğumuz ise, Amazon'daki yağmur ormanlarının yok
edilmesinden başlayıp Mc Donald's fast food satış yerlerinden,
Avrupa'daki süpermarketlere devam eden dünya çapında bir soya
ticareti.
"Bu suç Amazonların kalbinden bütün Avrupa yemek sanayisine
uzanıyor. Süpermarketler ve Mc Donald's gibi fastfood devleri,
ürünlerinin Amazon'un yok edilmesi, kölelik ve insan haklarının
suistimali gibi suçlarla bağlantılardan uzak olduklarına emin
olmalıdırlar." Greenpeace orman kampanyası koordinatörü, Gavin
Edwards.
Dünya çapındaki soya ticaretinin çoğunluğu, bir kaç büyük tüccar
tarafından kontrol ediliyor: Cargill, Bunge ve Archer Daniel
Midland (ADM). Brezilyada bu kartel, çiftçiler için banka rolünü
üstlenmekte. Çiftçilere ödünç para vermek yerine, tohum, gübre ve
herbisit (istenmeyen bitklileri öldürmek için ilaç) veriyor, ve
karşılığında hasat zamanı soya alıyorlar. Sadece Bunge, 2004'te
Brezilyalı çiftçilerine, yaklaşık 1 milyar Amerikan dolarına denk
gelen tohum, gübre ve herbisit sağlamıştır.
Bu firmalara eskiden yağmur ormanları olan büyük araziler
üzerinde dolaylı yoldan kontrol sağlıyor. Üç firma beraber,
Brezilya'daki soya üretiminin finansmanının yaklaşık yüzde 60'ınını
karşılıyorlar.
Ormandan yoksun bırakılma ve orman yangınları açısından
Brezilya'da en kötü durumda olan Mato Grosso şehrinde 2003-04
Amazonlar'daki orman yok olmasının yarısını gerçekleşmiştir. Mato
Grosso'nun valisi, Blairo Maggi halk tarafından 'Soya Kralı' olarak
biliniyor. Kendi muazzam büyük soya şirketi Grupo Andre Maggi
bölgedeki soya üretiminin çoğunu kontrol ediyor ve 2002'deki
seçiminden beri de, Mato Grosso'daki orman tahribi de yüzde 30
artmıştır.
Amazonların tahribatında bankaların da rolü bulunmakta. Dünya
Bankası'nın özel kredi kolu olan Uluslarası Finans Kurum'u (IFC)
ortadaki delillerde rağmen, Grupo Andre Maggi'yi "çevreye riski az"
diye kabul edip şirkete krediler tayin etti. Başka bankalar da
kendi çevre veya sosyal denetlemelerini yapmadan şirkete yüksek
tutarda krediler verdi.
Şu ana kadar, Hollanda'nın en büyük tarım bankası olan Rabobank
Grupo Andre Maggi şirketine 330 milyon dolarlık borç verdi.
Rabobank, IFC'nin hatalı değerlendirmesini kabul ettiklerini, borç
verirken kendi değerlendirmelerini yapmadıklarını itiraf etti.
Böylece fast food zincirleri, süpermarketler, soya tüccarları ve
büyük bankalar el ele vermiş Amazon yağmur ormanlarını geri
dönülmez bir noktaya doğru götürüyorlar.
Eğer soya fasulyelerinin Amazon'daki çiftliklerden Avrupa'daki
tavuk üretimlerine 7.000 km (4.400 mil)'lik izlerini biz takip
edebiliyorsak, yemek sanayiisinin gıdalarının nerden geldiğini
bilmemesi ve Amazon soyalarının tedarik zincirinden çıkartılmasını
talep etmemeleri için bir özürleri yok.