İSPANYA NÜKLEER BASKIYA YENİLMEDİ, SIRA TÜRKİYE’DE.

Haber - 5 Haziran, 2006
Nükleer endüstri son zamanlarda, elektrik üretimini sağlayacak olan sıcak suyu elde etmek için, şimdiye kadar bulunmuş en pahalı, en tehlikeli ve kirlilik düzeyi en yüksek yöntemi yeniden canlandırmak için, bütçesi milyon dolarlarla ifade edilen bir çabanın içerisindedir. İspanya geçtiğimiz günlerde, bu tuzağa kolay kolay av olmayacağını kanıtladı. İspanya ulusunun lideri, faaliyette olan 8 santralin, temiz ve yenilenebilir enerji üretim tesislerinin faaliyete geçirilmesi amacıyla kapatılacağını duyurdu.

İSPANYA NÜKLEER BASKIYA YENİLMEDİ, SIRA TÜRKİYE’DE.

Nükleer lobi grupları, bugünlerde Türkiye’ye yaptıkları gibi İspanya’ya da 10 yeni nükleer santral satmak için kolları sıvamışlardı. Ayrıca ülkede faal durumdaki nükleer santrallerin emekliye ayrılma tarihlerinin sonrasında da açık tutulmasının önünü açacak bir yasayı yürürlüğe koymak için yoğun girişimlerde bulunuyorlardı.

Ne var ki, Ulusa Sesleniş konuşmasında Başkan José Luis Rodríguez Zapatero hükümetin nükleer enerjiyi devre dışı bırakmadaki kararlılığını açık bir üslupla beyan etti.

Greenpeace’den Jan Vande Putte, “Zapatero, tehlike düzeyi yüksek ve kirliliğe yol açan sözkonusu kaynağın devre dışı bırakılması ve yerine güvenli yenilenebilir enerji kaynaklarının faaliyete sokulması yönünde yapılan hazırlıklar bakımından gerçek bir liderlik sergilemiştir” dedi.

Jan Vande Putte şöyle devam etti: “Tüm dünyada nükleer endüstri yarattığı borçların, çelişkilerin ve geride bıraktığı yüksek miktarlardaki atık gibi sorunların içinde boğulmaktadır. Sadece Bush ve Blair gibileri, miyadını on yılı aşkın bir süre önce doldurmuş bu endüstriye kamuya ait milyarlarca doları dökmek suretiyle onu ayakta tutmaktadır.” 

Greenpeace İspanya, seçim vaadi olan “daha güvenli, daha temiz ve daha ucuz” enerjinin faaliyete sokulması amacıyla, 20 Mayıs tarihinde hükümete toplu halde dilekçe sunan çevre ve sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu bir platformun üyesidir. Türkiye’de de benzer bir platform bugüne dek yüzbinlerce imza toplamış olmasına ve yaklaşık 20 bin kişiyle hükümete ilk kitlesel tepkisini Sinop’ta göstermiş olmasına karşın görülüyor ki, Enerji Bakanı Hilmi Güler, benzer duyarlılığa sahip değildir. Üstelik Enerji Bakanı, Türkiye’nin henüz değerlendirilmemiş inanılmaz bir yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği potansiyeli dururken, elindeki fırsatları değerlendirmeyip nükleer aşkı uğruna ülkeyi nükleer teknoloji sahibi lobilere bağımlı kılacak.   

Diğer yandan, Zapatero nükleer santrallerin devre dışı bırakılmasıyla kalınmayıp, aynı zamanda geride kalan radyoaktif atıklarla ilgili bir çözüm üretilmesi amacıyla kapsamlı bir danışmanlık sürecini de başlatacaklarını beyan etti. Türkiye’de ise nükleer endüstrinin en büyük krizi olan radyoaktif atıkların ne yapılacağı konusunda tutarlı hiçbir program belirlenmeden nükleer santraller için paçalar sıvanıyor.    

 

Nükleer lobiler, çoktan başarısızlığa uğramış bir sektörü diriltmek için sundukları tekliflerde belirli noktaları sürekli vurgulanmaktadır — bunlardan günümüzde en sık telaffuz edileni küresel ısınmadır ve bu unsur, milyarlarca doların dökülerek daha çok reaktörün inşası için geçerli bir mazeret olarak gösterilmeye çalışılmaktadır.

Ne var ki, iki büyük ölçekli nükleer reaktörün sağladığı 6.000 megawattan fazla enerjiyi Avrupa’daki elektrik şebekelerine tek başına sağlayan rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları liderliği ele geçirmekte. Rüzgar enerjisi, yalnızca birkaç yıl içerisinde İspanya’daki elektrik üretimindeki payını yüzde 8’e çıkardı. Sadece 2005 yılında, kurulu gücü 1680 Megawattı geçen rüzgar çiftlikleri kuruldu, bu tesislerin üretim miktarı İspanya’nın geçen ay faaliyetini durdurduğu Zorita nükleer santralinin üretim miktarının 4 katıdır.

İsveç, Almanya ve Belçika’dan sonra İspanya, nükleer enerji üretimini durduran dördüncü Avrupa ülkesidir.