Greenpeace Gemisökümü Kampanyacıları Erdem Vardar, Martin Besieux ve Marietta Harjono, bir basın toplantısında Malta'nın gemisökümündeki rolünü anlatıyor. Malta, dünyadaki en büyük ikinci toksik gemi ihracatçısı ülke.
Gemisökümü Kampanyası Sorumlusu Erdem Vardar'ın da katıldığı
basın toplantısında, Malta'nın Asya ülkelerinde çevre ve insan
sağlığında derin tahribata yol açan gemisökümü çalışmalarındaki
payı masaya yatırıldı. Greenpeace, Malta'ya kötü ününden kurtulmaya
ve çevre dostu gemisökümü kıstaslarını uygulamada diğer ülkelere
önayak olmaya çağrısında bulundu.
Örgüt,
Saklambaç Oyunu adlı raporda Malta'nın Panama'dan sonra ikinci
en büyük toksik gemi ihracatçısı ülke olduğunu gözler önüne
seriyor. Geçtiğimiz yıl tahminen 34 gemi sökülmek üzere Asya
ülkelerine gönderildi. Gemi sahiplerinin hiçbiri, sökümden önce
gemilerinin temizlenmesini sağlamadı. Geçtiğimiz yıl Hindistan'a
düzenlenen Greenpeace turunda, St. Angelo adlı bir Malta bayraklı
gemi kıyıda insani olmayan koşullar altında sökülürken
belgelenmişti.
Malta, Uluslararası
Denizcilik Örgütü'nün (IMO) uygulanması isteğe bağlı
kurallarını kabul etti etmesine; ancak bunun uygulamaya hiçbir
olumlu etkisi olmadı. Bu yıl içinde 15 Malta bandıralı gemi
sökülmek üzere Asya ülkelerine gömderildi. Bu gemilerin ihracı,
toksik atıkların sınırlarötesi taşınımını yasaklayan Basel Anlaşması'na
aykırı.
Greenpeace Gemisökümü Kampanyacılarından Marietta Harjono,
"Malta, bir bayrak ülkesi olmaktan kaynaklanan ahlâki
sorumluluklarını gözardı edemez. Temiz gemisökümünü teşvik
çalışmalarına önayak olmak, hem Malta'nın kötü ününden
kurtulmasını, hem de ülkede yeni kârlı iş alanları yaratılmasını
sağlar." dedi.
Şu anda Malta'da bulunan Greenpeace heyeti, hafta boyunca
Malta'da İletişim ve Çevre Bakanları ile buluşup Malta'nın
gemisökümündeki rolünü tartışacak.
Önümüzdeki aylar gemisökümünün kaderi açısından kritik, çünkü
IMO ve AB yönergelerine göre, 2010 yılına kadar toplam 2 bin 200
tek cidarlı gemi hurdaya ayrılacak*. Bu, şu anki sayının beş-altı
kat artması demek; bu artış ise, çevre ve insan sağlığında geri
dönülemez felaketlere yol açabilir. Bu bağlamda, Avrupa Birliği
ülkelerinin, özellikle Malta'nın bu gemilerin çevre dostu
yöntemlerle bertarafı konusunda örnek oluşturmaları gerek.
Erdem Vardar, konu hakkında şunları söylüyor: "Ortada ironik bir
durum var. Gelişmiş ülkeler tek cidarlı tankerlerin yol açacağı
petrol sızıntılarından ve çevre felaketlerinden korkuyor; ancak
bunların sökümü sırasında Asya'da ve Aliağa'da ortaya çıkan
felaketler kimsenin umurunda değil. Bu çifte standardın dik
alasıdır ve ahlaki açıdan kabul edilebilir değildir."
* Bu uygulama, 2002 yılının Kasım ayında İspanya açıklarına olan
Prestige petrol kazası sonrasında yasalaştırıldı. Prestige, tek
cidarlı bir gemiydi; bu da geminin herhangi bir kaza sonrasında
sızıntıya karşı daha az dayanıklı olması sonucunu doğuruyor. Avrupa
Parlamentosu'nun istemi sonucunda, Avrupa Komisyonu (DG TREN) tek
cidarlı tankerlerin ortadan kaldırılmasının gemi sökümü
endüstrisine etkileri konulu bir rapor hazırladı. Geçtiğimiz
günlerde kamuoyuna açıklanan bu raporun da belirttiği gibi, ne AB
ülkeleri, ne de gelişmekte olan ülkeler, tam anlamıyla çevre dostu
söküm uygulamalarına sahip.