Nükleer İhaleyi Durdurun

Haber - 23 Eylül, 2008
Greenpeace ve Küresel Eylem Grubu’ndan otuza yakın eylemci Enerji Bakanlığı önünde yüzleri boyalı ve siyah tulumlar giymiş halde ölü taklidi yaparak nükleer ihaleyi protesto etti. Aynı anda bir diğer grup eylemci ise Enerji Bakanlığı'nın karşısına "STOP" yazılı bir pankart açarak eylemi destekledi.

23 Eylül 2008, Ankara- Greenpeace ve Küresel Eylem Grubu’ndan otuza yakın eylemci Enerji Bakanlığı önünde yüzleri boyalı ve siyah tulumlar giymiş halde ölü taklidi yaparak nükleer ihaleyi protesto etti. Aynı anda bir diğer grup eylemci ise Enerji Bakanlığı'nın karşısına "STOP" yazılı bir pankart açarak eylemi destekledi.

Eylem polisin, aralarında İsrail'li iki gönüllünün ve 65 yaşında bir nükleer karşıtının olduğu kırka yakın eylemciyi göz altına almasıyla sona erdi. Greenpeace ve Küresel Eylem Grubunun, Yeşillerin de destek verdiği eylemleri ile nükleere karşı güçlü bir duruş gösterildi. 

Enerji Bakanı Hilmi Güler nükleer endüstrinin sözcüsü olmak yerine Türkiye'nin enerji ihtiyacına gerçek çözümler üretmeli. Bu çözümler, temiz yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve enerji verimliliğidir. Hükümet her ne kadar nükleere karşı yükselen sesleri susturmak istese de aklın ve mantığın sesi duyulacak.

Nükleer endüstri, akıtılan yüz milyarlarca dolara karşın geçtiğimiz elli yıl içinde atık sorununa ve güvenlik açıklarına çözüm bulamadı. Bir reaktörden yıllık ortalama 25-30 ton atık çıkmakta; bu dünya üzerindeki atıklara her yıl 12,000-14,000 ton civarında atık eklendiği anlamına geliyor. Daha geçtiğimiz aylarda İspanya'da yaşanan radyoaktif kamyon skandalı sonrasında yaklaşık bin kişinin sağlık kontrolünden geçmesi gerekmişti.

Fransa, İsveç ve Japonya'da, yakın dönemde yaşanan kazalar ve daha yüzlercesi, nükleer santraller olduğu sürece yeni Çernobil'lerin ne kadar olası olduğunu zaten bir kere daha ispatlamıştı. Sadece Fransa'daki nükleer santrallerde her yıl ortalama rapor edilmesi gereken 900 olay meydana geliyor.

"Nükleer: ekonomik bir çöküş”

Nükleer endüstri, santrallerin insanlık ve çevreye karşı taşıdıkları büyük riskleri bertaraf edemediği gibi ekonomik faciaları da beraberinde getirmektedir. Artan inşaat süreleri ve maliyetleriyle çok riskli olan nükleer santral yatırımlarına şirketler de yanaşmıyor ve bütün yük vergi sahiplerine kalıyor. Hükümetin zorlukla kazanılan milyarlarca liramızı vaat ettiği hiçbir şeyi yerine getirmeyen kirli, tehlikeli ve pahalı nükleer santrallere yatırması kabul edilemez.

Son yıllarda yapılan nükleer projelerin öngörülen bütçelerini ortalama üç-dört kat  aşmakta. Yaşam süreleri dolan nükleer santrallerin temizlenmesi de yine devlete ve vergisini veren vatandaşa ek bir yük oluyor. Nükleer santral yatırımlarınin Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası tarafından da çok riskli yatırımlar olarak nitelendirilmesi ve  kredilendirilmemesi de finans kuruluşlarının da bu görüşte olduğunu doğruluyor.

Enerji kampanyamıza bağış yapın!

Bağımsızlığımızı korumak için hiçbir şirket, devlet ya da politik partiden bağış ya da sponsorluk kabul etmiyor, sadece sizin gibi bireylerin desteği ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz.