Dr. Uygar Özesmi, Genel Direktör, Greenpeace Akdeniz
Bunu yaparken herkesle buluşmamız ve herkesi kucaklamamız
gerekiyor. İstesek de, istemesek de bu küçük mavi küreyi binbir
farklı insanla paylaşıyoruz. Yaratacağımız gelecek çeşitliliğe ve
farklılıklara saygı duyan bir gelecek olmak zorunda. Gezegenle
barışmanın yolu da buradan geçiyor. Onun için bu köşede binbir
farklı insanı her dalda, ilgi alanında, inançta, bilgide, meslekte,
uğraşıda vs buluşturmak; birlikte hayal etmek, birlikte karar
vermek ve adımlar atmak istiyoruz.
“
İnsan düşünmeye başladığı andan beri gelecek hayalleri kurdu.
Ancak o ilk gelişim evresinde farkında olmadığı şey, gerçek
dünyanın sonlu oluşuydu. Belki hâlâ da reddettigi gerçek bu…
”
Burada paylaşılan hayal, görüş ve ufukla hep beraber ağımızı
geliştirip güç birliği yapabiliriz. Bu sayfalarda kanaat
önderlerini, sanatçıları, bilim insanlarını, felsefecileri, ruhani
liderleri, hatta politikacıları buluşturmak istiyoruz. Okuyucuların
yorumları ise en az yazılar kadar önemli... Evrensel değerlere
saygılı ve yeşil ufuk açan her türlü yazıyı bekliyoruz.
İnsan düşünmeye başladığı andan beri gelecek hayalleri kurdu.
Ancak o ilk gelişim evresinde farkında olmadığı şey, gerçek
dünyanın sonlu oluşuydu. Belki hâlâ da reddettigi gerçek bu…
İnsanlar bir zamanlar kültürel çeşitlilik ile doğanın üretim
döngülerinin bir parçasıydı. Doğa, insanın doğadan aldığını doğa
yerine koyabilecek, atığını geri dönüştürecek enginlikteydi,
yararlanılırdı. Sonra insanların bir kısmı fosil yakıtları
keşfetti, buna bağlı endüstriyel ve tarımsal "devrimi"
gerçekleştirdi ve geri kalan insanları, kültürlerini de yok ederek
buna mahkum kıldı. Yeni dünya düzeninde üretim, döngülere ve
çeşitliliğe göre değil, standartlara ve üretim hatlarına göre
düzenlendi. Günümüzde üretim süreci her aşamasında yeniden
kullanıma ve ürünün ürüne dönüşmesine göre ayarlanmadı. İnsanlık
doğada varolmayan, zarar verme, yok etme ve kullanılamaz hale
getirmeyi ifade eden iki yeni kavram üretti "atık" ve "tüketim".
Bunun sonucunda küre ısınmaya, doğanın döngüleri ve biyoçeşitlilik
hızla yok olmaya başladı. Yaşam saatinin yayı, zembereği
dağıldı.
Peki o zaman atmamız gereken adımlar ne? Ufuk çizgisinin altında
yaşam nasıl olmalı? Yaşamın 3,45 milyarlık tecrübesinden ders
almalı. Üç ekolojik ilke var uygulayacağımız. Birincisi (1) Enerji
kaynaklarımızı pratik anlamda tükenmeyen güneş ve jeotermal
enerjiye dayandırmamız gerek. İkincisi (2) üretim sürecimizi
döngülere dayandırmalıyız. Üretim sürecinde çıkan her ürün yeni bir
üretimde kullanılabilmeli. Üretim sürecinde kullanılamayan ve
özellikle başka canlılara zarar veren "atıklar" tarihe karışmalı.
Artık atık sözlükten çıkmalı - her üretim başka sanayilere girdi
olmalı, yani dönüştürülmeli. Üçüncüsü (3) doğadaki ayak izimizi -
doğadan aldığımızı - dünyanın kaldırabileceği ölçekte
sınırlamalıyız. Bütün gezegeni tarla, fabrika ve yerleşimle
kaplayamayız.
Ancak bu sistemi kursak da, göz ardı etmememiz gereken sosyal
değerlerimiz var, yoksa baskıcı bir kabus içinde sözümona bir yeşil
ekonomi oluşabilir. Asla dört sosyal ilkeden (1) çeşitliliğe
saygıdan, (2) sosyal adaletten, (3) bireysel hak ve seçimlerden,
(4) işbirliği ve karşılıklı yarardan vaz geçmememiz gerek. Bu dört
ilke yerel, bölgesel, ulusal ve küresel diye adlandırdığımız, bütün
mekânsal ölçeklerde olduğu gibi, bütün zamansal ölçeklerde de
geçerlidir. Ekolojinin kabusa dönüşmemesi için evrensel insan
haklarına saygı, en az gezegene saygı kadar önemli. Günümüz ulus
devlet örgütleniş biçimi o baktığımız ufukta sürecek ise şayet,
devletin başlıca görevi yukarıda açıklanan ekolojik, sosyal ve
ekonomik ilkelerin işlemesi için gerekli koşulları sağlamak ve
hakları korumak olmalıdır.
Yeşil ufka doğru yolumuz uzun şüphesiz. Ancak ufkun altındaki
hayallerimizle şekillenecek, kararlarımızla güçlenecek,
eylemlerimizle gerçekleşecek. Bir bakmışsınız ufukta bir gökkuşağı
belirivermiş…
Greenpeace'e destek verin
Bağımsızlığımızı korumak için hiçbir şirket, devlet ya da politik partiden bağış ya da sponsorluk kabul etmiyor, sadece sizin gibi bireylerin desteği ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Dr. Uygar Özesmi, Genel Direktör, Greenpeace Akdeniz