Karbon Tutma ve Depolama

Sayfa - 2 Aralık, 2010
Karbon Tutma ve Depolama (Carbon Capture and Storage-CCS) santrallerden çıkan karbonu tutup yeraltında depolayarak fosil yakıt yakmanın iklim üzerindeki etkilerini azaltmayı hedefliyor. Sistemin geleceği ve gelişimi sistemi yeni termik santraller kurmayı doğrulamak isteyen kömür endüstrisi tarafından destekleniyor. Buna rağmen, teknoloji hala kanıtlanmadı ve iklimi kurtarmak için zamanında hazır olamayacak.

İklim krizi acil eyleme geçmeyi gerektiriyor. İklim bilimciler bizleri iklim değişiklikinin zararlı etkilerini önleyebilmek için sera gazı salımlarının 1990 yılına oranla en fazla 2005 yılına kadar artış gösterebileceğini ondan sonra da düşmeye başlamasını ve 2050 yılına kadar en az %50 azaltım yapmamız gerektiği konusunda uyarıyor. Kömür fosil yakıtların en kirletici olan, ve iklim için en büyük tehdit. Eğer şu anda öngörülen milyarlarca dolarlık yatırımlar gerçekleştirilirse, kömür kaynaklı karbon salımları 2030 yılına kadar %60 oranında artacak.

CCS teknolojisinin fizibilitesi, fiyatı, güvenliği ve güvenilirliği düşünüldüğünde, bunun tehlikeli bir kumar olduğu açıkça ortadadır. Dünyanın her yerinden 1000 tane iklim karar alıcısı ve etkileyicisi CCS teknolojisinin iş görürlüğü konusunda şüphe bildiriyor. Sadece %34’ü var olan termik santrallerin herhangi bir yan etki olmaksızın CCS teknolojisine geçmesinin gelecek 25 yıl süresince mümkün olabileceğine, sadece %36sı yeni termik santrallerin düşük karbon enerjisi sağlayacağına inanıyor.

İklim değişikliğinin tehlikeli etkilerini durdurmanın gerçek çözümü iklimi korumaya hemen bugün başlayabilecek olan yenilenebilir enerjiler ve enerji verimliliğinde yatıyor. Enerji talebindeki büyük azaltımlar CCS teknolojisini kurmaktan daha aza malolacak enerji verimliliği önlemleri ile mümkündür. Teknik olarak erişilebilir rüzgar, jeotermal ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynakları dünyanın şu anda tükettiği enerjinin altı katından fazlasını karşılayabilir; üstelik sonsuza kadar.

Greenpeace Enerji [D]evrimi, ciddi bir enerji verimliliği programı ile birleştirilince yenilenebilir enerjilerin küresel CO2 salımlarını %50 oranında nasıl azaltacağını ve dünyanın enerji ihtiyacının yarısını 2050 yılına kadar sağlayabileceğinin yolunu çiziyor. Türkiye Enerji [D]evrimi ise ciddi bir ekonomik büyüme gerçekleşse ve nüfusumuz 99 milyona çıksa bile temiz bir enerji sistemine geçişimizin mümkün olduğunu teknik olarak kanıtlayan bir belge. Üstelik bu yol, şu anda hükümetin izlediği yoldan daha ucuza mal oluyor.

Kategoriler