BİR TOKSİK SKANDALIN YILDÖNÜMÜ!

Haber - 7 Eylül, 2007
İçinde toksik içerikli yükü ile birlikte İspanya'dan gelen MV Ulla gemisi 6 eylül 2004 günü İskenderun Körfezinde gözlerimizin önünde battığında, bu ülkenin yetkililerinin vurdumduymazlığı bir tokat gibi yüzümüze çarpmıştı.Aradan 3 yıl geçti ama değişen hiçbir şey yok.

MV Ulla, 2200 tonluk toksik atıkla birlikte batarken

MV Ulla gemisi 2000 yılında sessizce İskenderun Limanı'na demirlediğinde başlayan en büyük tehlikeli atık ticareti skandallarından biri, o günden 4 yıl sonra daha da büyük bir skandala dönüşmüştü.

İçindeki 2000 tonluk kromIV içeren toksik kül ile birlikte batması üzerine Greenpeace bunca yıl geri gönderilmesi için uluslararası ve ulusal kampanya yürüttüğü bu skandalla ilgili şu açıklamayı yapmıştı:

“Dört yıllık bir geçmişi olan toksik atık skandalı, en sonunda bir çevre felaketiyle sonlandı. İskenderun’da demirlemiş olan MV Ulla adlı gemi, sorumsuzluk ve devletin ilgisizliği nedeniyle battı. MV Ulla şu an hepsi deniz altında olan 2000 tondan fazla toksik atık taşıyordu.

Toksik maddeler kampanya sorumlusu Banu Dökmecibaşı bu talihsiz olayı, devletin gerçek önlemler almadığında, uluslararası anlaşmaların ve hukukun nasıl çiğnendiğinin bir örneği olarak göstermiş ve  MV Ulla’daki toksik atıkların  Akdeniz’e tehdit oluşturmadan geri gönderilmesi gerektiğinin altını çizmişti.

Yaşadığımız bu olay, yalnızca Uluslar arası ve ulusal hukuku, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkımızı ihlal etmekle kalmadı, halihazırda cançekişmekte olan denizlerimize yönelik ciddi bir tehdit oluşturdu. Çünkü MV Ulla'nın taşıdığı termik santral küllleri, içerdiği ağır metaller nedeniyle deniz canlılarında kalıcı toksik etki bırakacak nitelikteydi.

Mv Ulla'nın batışı üzerine ilk olarak Greenpeace, Çevre ve Orman Bakanlığına işbirliği önermiş ve atığın durumunun tespitinın yapılmasını talep etmişti. Ancak Greenpeace ve İskenderun Çevre Koruma Derneği'nin tüm uyarılarına karşın hiçbir girişimde bulunmayınca bu kez söz konusu iki kuruluş mahkemeye başvurarak batıkta dalış yapmak üzere izin alarak bir kez daha yetkililerin duyarsızlığına karşı eyleme geçmişti. Yapılan dalışlar atığın henüz yayılmadığını göstermekle birlikte hala deniz canlılarına yönelik tehdit oluşturuyordu.

Yürütülen kampanya sonucu MV Ulla'nın çoktan geri gönderilmiş olması gereken atığı sualtından çıkarıldı. Ancak bu operasyonun da yapılış şekli, pekçok soru işareti oluşturdu. Gerek atığın tümünün çıkarılmadığı gerçeği, gerekse işlem sırasında kontamine olmuş deniz suyunun geri boşaltılması, hükümetin yalnızca atık ticareti konusunda yetersiz olduğunu değil, aynı zamanda deniz ortamı gibi son derece hassas ve doğrudan kaynaklarımızı etkileyen birçevrenin özel ilgi ve duyarlılık gerektirdiğini de anlayamadıklarını gösteriyordu.

MV Ulla hala deniz dibinde artık katılaşan atığıyla beraber, tamamen çıkarılacağı günün gelmesini bekliyor. Atığın bir bölümünü alan İspanyol gemisi Amorito  giderken başka bir geminin geleceğini söylese de, o gemi hiç gelmedi. MV Ulla denizin dibinde tükettiği yaşam alanı içinde hala varlığını sürdürüyor.

MV Ulla gibi örnekler, bu duyarsızlık sürdükçe tekrarlayacaktır. Yalnızca varolan yasaların gereğince uygulanması, deniz ticaretinin denetlenmesi, tehlikeli atıık ticaretinin tamamen önüne geçilmesi konusunda ciddi önem verilmesinin dışında deniz yaşamının korunması adına geniş kapsamlı yasa ve düzenlemelerin hazırlanması ve uygulanması şart. Aksi takdirde yaşamımızın en önemli kaynağı olan denizlerin ve kaynaklarının yokolması çok da uzak görünmüyor!

Mvulla'nın hikayesi ve Greenpeace kampanyası için detaylı bilgi için:

http://www.greenpeace.org/turkey/press/releases/mv-ulla-ile-birlikte-uluslarar

Aktif Olun!

Sanal eylemlerimize katılmak için lütfen tıklayın.

Kategoriler