Yumurtalarda kanserojen madde

Greenpeace ve Bumerang, Stokholm Anlaşması Konferansı yaklaşırken hükümeti sözünü tutmaya çağırıyor

Haber - 11 Nisan, 2005
Greenpeace Akdeniz ve Bumerang(1) bugün tavuk yumurtaları ile ilgili yeni bir raporu açıkladılar. Rapor, İzmit'te serbest beslenen tavukların yumurtalarından yapılan numune çalışmasında alarm verecek düzeyde dioksin ve HCB (heksaklorabenzen) belirlendiğini ortaya koyuyor. Elde edilen sonuçlar, Türkiye'nin kalıcı organik kirleticilerin (KOK'lar) canlı yaşamına zararlı etkisini azaltmak adına vermiş olduğu sözü yerine getirmesinin son derece can alıcı olduğunu doğruluyor.

Greenpeace ve Bumerang İzmit'te Alikahya köyünde yumurta analizleri icin numune toplarken.

Greenpeace ve Bumerang, İzmit'te Alikahya köyünde yumurta analizleri icin numune toplarken.

Dünyanın 20 ülkesinde yapılan yumurta analizleme çalışması, Türkiye'nin de katılacağı, KOK'lar ile ilgili Stokholm Anlaşması'nın (2) 1. Taraflar Konferansı arifesinde gerçekleştirildi. Konferans, 2-6 Mayıs 2005 tarihleri arasında Uruguay'da yapılacak. Bu tarihi anlaşma, toksik kimyasalların kullanımı, üretimi ve bertarafının kontrol edilerek çevre ve canlı sağlığını korumayı amaçlayan ilk küresel ve yasal bağlayıcılığı olan uluslararası antlaşmadır.  Türkiye bu antlaşmayı 2001 yılında imzalamıştı.

Çek Cumhuriyeti'ndeki Axys Varilab Laboratuvarı'nda yapılan analizlerden hazırlanan rapor, Izmit'ten toplanan yumurta örneklerinde, AB limitlerini aşan seviyede dioksinin ve dikkat çekici seviyede HCB'lerin tespit edildiğini göstermektedir. Söz konusu kimyasalların ana kaynaklarından biri olan Izmit tehlikeli ve klinik atık yakma tesisinden yayılan KOK'ların besin zincirini zehirlemeye başlamış olması önemli ölçüde endişe vericidir. Izmit'teki yumurta örnekleri, diğer ülkelerdekilere  kıyasla 2 katı fazla oranda dioksin ve 5 katı fazla oranda HCB içermektedir.    

Greenpeace Akdeniz, toksik maddeler kampanyası sorumlusu Banu Dökmecibaşı ''Konvansiyon, yalnızca çevre adına kazanılmış bir zafer değil, aynı zamanda uluslararası camianın, politik istek ve niyet olduğunda, insan sağlığını kirletici endüstrilerin çıkarlarından daha öncelikli tutarak gelecek nesilller için güvenli bir geleceği garanti altına alabileceklerinin de açık bir göstergesidir'' dedi.  Dökmecibaşı, ''Ancak KOKların besin zincirine çoktan karıştığı ve her geçen gün çevreye ve bedenlerimize biraz daha fazla zehirin girdiği de açıkça görülmektedir, bu nedenle eyleme geçmek için daha fazla zaman kaybedemeyiz. Türkiye'nin önünde KOK'ların kaynaklarını tespit etmek ve son vermek adına  çok acil ve önemli adımlar vardır'' diye ekledi.

 

KOK'lar yeryüzündeki tüm canlılar için ciddi bir tehdit yaratmaktadırlar. Çok düşük seviyeleri bile hormonal bozukluklara yol açarlar, insan ve hayvanların üreme ve bağışıklık sitemlerini tehdit ederler. Bazıları aynı zamanda kanserojendir. Bu tür kirleticiler kalıcıdırlar ve çok uzak mesafelere seyahat ederek ulaşabilirler.

 

Çevre organizasyonları Greenpeace, Bumerang ve IPEN(Uluslararası KOKların eliminasyonu bilgi ağı) ,Türkiye'den KOK kaynağı olan şu üç sıcak noktalar raporlarını yayımlayarak hükümetlerin konvansiyonu onaylamalarının ve uygulamalarının aciliyetine işaret ettiler (4) : PVC ve klor üreticisi olan Petkim A.Ş., Derince'deki tarım ilacı (BHC) deposu ve Izmit tehlikeli ve klinik atık yakma tesisi. Bu üç rapor da Türkiye'de acilen bir KOK'lar envanterine ihtiyaç olduğunun altını çizmektedir.

 

Bumerang kampanyacısı Melis Yarman '' Petkim A.Ş. ile Izaydaş atık yakma tesisi, çevreye yaydıkları dioksin, PCB'ler (poliklorlu bifeniller) ve HCB'ler(heksaklorabenzen) ile Konvansiyonun üretimine son verilmesini öngördüğü öncelikli kimyasalların ana kaynaklarından sayılmaktadırlar. Yapılan yumurta analizleri Çevre Bakanlığı'na bu tür tehlikeli kimyasalların kaynağında durdurulması yönünde acilen eyleme geçmesi için önemli bir uyarıdır'' dedi.

 

Greenpeace'den Tuna Türkmen'' Bir başka KOK kaynağı olan Derince'deki 3000 tonluk BHC ve DDT stoğunun, Bakanlığın karar verdiği gibi Izaydaş'da depolanarak değil, alternatif bertaraf teknolojileri ile yokedilmesi mümkündür. Konvansiyon, çevreye salınacak yeni KOK'lar yaratacak yöntemler yerine alternatif çözümler için fonlar sağlamaktadır'' dedi.

 

Bumerang kampanyacısı Gözde Baykara ise ''Bu nedenlerle hükümetlerin halihazırda insan sağlığı ve çevreyi tehdit eden ve gelecekte tehlikeli kirlilik kaynakları oluşturacak riskleri azaltmak adına biran önce eyleme geçmeleri son derece kritiktir. Türkiye'yi imza attıkları Konvansiyona uygun davranmaya ve KOK'ları kaynakta azaltma ve son vermeye dair verdikleri sözü tutmaya çağırıyoruz'' dedi.

 

Türkiye, çevre ve canlı yaşamını korumaya yönelik isteğini göstermek için, KOK'lar ile ilgili bir envanter hazırlamalı ve ardından da ulusal stratejisini oluşturmalıdır. Bu envanter, Türkiye'nin 2006 yılından önce Stokholm Konvansiyonu'nu onaylamasına öncülük etmelidir.

1) Bumerang, zehirsiz bir gelecek için KOK'lar ile ilgili çalışmalar yapmayı amaçlayan yeni bir çevre kuruluşudur. Daha fazla bilgi ve deklerasyon istek üzerine temin edilebilir. 2) Kalıcı Organik Kirleticiler ile ilgili Stokholm Konvansiyonu, tedbirli yaklaşım ilkesine dayanarak tüm KOK'lara kaynakta son verilmesini amaçlayan ve yasal bağlayıcılığı olan uluslararası bir antlaşmadır. http://www.pops.int / Şu ana kadar imzalayan ve onaylayan ülkelerin listesi için: http://www.pops.int/documents/signature/signstatus.htm 3) '' Izmit tehlikeli ve klinik atık yakma tesisi civarındaki tavuk yumurtalarındaki dioksin, PCB ve HCB kirliliği'' raporu Greenpeace ofisinden temin edilebilir. 4) '' Petkim'', '' Derince tarım ilacı stoğu'' ve ''Izaydaş'' ile ilgili 'hotspot' (sıcak noktalar) raporları ve Greenpeace'in ''Petkim'in Karanlık Yüzü'' ile '' Izmit tehlikeli ve klinik atık yakma tesisindeki ağır metal ve organik kirleticiler'' raporları Greenpeace ofisinden temin edilebilir.