Çevre ve Orman Bakanı'na yanıt

Osman Pepe, başkalarını suçlamak yerine kendi üzerine düşeni yapmalıdır.

Basın bülteni - 22 Eylül, 2004
Greenpeace, 30 yılı aşkın bir süredir tüm dünyada çalışmalarını sürdüren dünyanın en büyük ve saygın uluslararası çevre örgütlerinden biridir. Yürüttüğü tüm çalışmalar bilimsel temellere dayanmakta ve kendi bünyesindeki gerek bilim grubu, gerekse politik çalışmalar grubu, konuların her boyutu ile ele elınmasına olanak sağlamaktadır. Ayrıca Greenpeace'in İngiltere'de Exeter Üniversitesi bünyesindeki laboratuarı, dünyada bilimsel geçerliliği ve saygınlığı olan bilimsel çalışmalar sürdürmektedir.

Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mustafa Öztürk

Greenpeace gibi bir kuruluş hakkında bir devlet kurumunun yeterli bilgiye sahip olmadan suçlamalarda bulunması, ne yazık ki söz konusu kurumun konunun özü hakkında yeterliliğe sahip olmamasından kaynaklanmaktadır.

Bakanlik da analizlerini aynı yere yaptırıyor

MV Ulla batığından Greenpeace'in almış olduğu numuneler, mahkemece kabul edilmiş bilirkişi heyetinin belirlediği yerlerden alınmış ve her numuneden üçer adet alınarak üç ayrı laboratuvara gönderilmiştir. Bu laboratuarlardan biri Bakanlığın da analizlerini yaptırdığı Tübitak MAM'dır.

Söz konusu laboratuarlar, ülkede saygınlığı ve geçerliliği olan yerler olup güvenilirliğini sorgulamak bilim dünyasına kalmıştır. Ayrıca Bakanlığın almış olduğu numuneler batık alanının yüzey suyundan alınmıştır. Oysa ki Greenpeace ve İskenderun Çevre Koruma Derneği, bilirkişilerin istemi üzerine numuneleri sualtından, atığın hemen üzerinden ve dip çamurundan almıştır.

Kaldı ki gemi batmadan önce ODTÜ'nün yapmış olduğu analizler geminin yükünün niteliğini net olarak ortaya koymakta ve burada söz konusu olanın dört buçuk yıllık bir ihmal olduğu gerçeğini de değiştirmemektedir.

Çevre Bakanlığı, olayın başından beri Greenpeace ve diğer sivil toplum kuruluşlarının destek çağrısına yanıt vermediği gibi, atığın tahliyesi için hiçbir girişimde bulunmamaktadır. Tersine, çelişkili açıklamalar yaparak kamuoyunu net bilgilendirememekte ve konunun çözümü için yıllardır savaşım veren sivil toplum kuruluşlarına suçlamalar yöneltmekle yetinmektedir.

Greenpeace, 2000 yılında sözkonusu geminin Türk karasularına yasadışı girmesi ve tarafımıza ihbar edilmesi üzerine Basel Anlaşması ve Türk yasalarına dayanarak geminin atığı ile beraber İspanya'ya geri gönderilmesi için ilk günden beri çalışmaktadır. Greenpeace, geminin varlığını İsdemir limanında eylem yaparak kamuoyuna duyurmuş, ardından İspanyol Büyükelçiliği'nde eylem yaparak İspanya'nın sorumluluğunu üstlenmesini talep etmiştir. -Görünen o ki, Pazartesi günkü basına açık toplantı sırasında bizi İspanya'nın tarafını tutmakla itham eden Müsteşar Yardımcısı'nın bu süreç hakkında pek bir bilgisi bulunmamaktadır.-

Bunun ardından İspanya'daki Greenpeace ofisi ile birlikte yürütülen araştırmalar, MV Ulla'nın öyküsünün gerçek yüzünü ortaya çıkarmıştır. 2002 yılındaki Basel Anlaşması toplantısında yine MV Ulla olayı, diğer tehlikeli atık ticareti vakaları ile birlikte Greenpeace tarafından ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri tarafından gündeme getirilmiş ve çözüm için bir adım daha atılmasını sağlamıştır. 2002 yılında İspanyol hükümeti atığın geri alınmasının sorumluluğunu kabul etmiştir. Oysa Çevre Bakanlığı bu gerçeği reddetmekte ve dört yıllık ihmalin sorumluluğunu da kabul etmemektedir.

Şu andaki gerçek bu atığın tahliyesinin daha fazla zaman geçirilmedden yapılması gerektiği ve daha sonra gerekli tazminatlar ile ilgili çalışılması gerektiğidir. Çevre ve Orman Bakanlığı, kamuoyunu yetersiz verilerle yanlış ve eksik bilgilendirmek yerine derhal İspanyol hükümeti ile işbirliğine geçerek MV Ulla'yı atığı ile çıkarma çalışmalarına başlamalıdır.

Kategoriler