Yeni AB Anayasası: Altı Çevre, Üstü Euratom

AB Anayasası anlaşma metninde hem çevresel önlemler var, hem de nükleer tehdit.

Basın bülteni - 18 Haziran, 2004
Greenpeace, Avrupa anayasası anlaşma metninin geçtiğimiz günlerde benimsenmesini memnuniyetle karşıladı. Yeni anlaşmanın Avrupa'nın çevreci politikasını sürdürmesiyle ilgili temel bir adım olduğunu düşünen örgüt, bir yandan da anayasayla ilgili tartışmanın çoğunlukla kurumsal sorunlara yoğunlaşmasından şikayetçi.

Greenpeace eylemcileri Lucas Heights nükleer reaktörünü işgal ediyor.

Asıl kaygı verici olan, AB'de çevre politikasıyla ilgili geniş kapsamlı bir oturum olmaması. En kötüsü ise, AB hükümeti Euratom antlaşmasının düzeltilmesiyle ilgili bir fırsatı kaçırdı.

GP Avrupa Birimi'nden Jorgo Riss, "Avrupa için iyi olan bir anlaşma aynı zamanda çevre için de iyidir." dedi. "Çevre sorunlarıyla uluslararası düzeyde ilgilenerek en yüksek verim alınmalı; çünkü bu sorunlar ülke sınırları tanımıyor. AB genel taslağı, hatalarına rağmen kimyasal kirlilik ve iklim değişikliği gibi küresel sorunlarla başa çıkılmasıyla ilgili bir taslak ortaya çıkarmış. Anayasa AB karar mekanizmasını Avrupa Parlamentosu'nun güçlerini artırarak geliştirecek; bu suretle şeffaflık ve demokratik kontrol artacak."

Anayasanın çevre görüngüsünden bakıldığında güçlü tarafları şunlar: Birliğin amacı olan artan gelişmeyi onaylaması, çevreci siyaset yapılmasında önlem alma taraftarı ve 'kirleten öder' düşüncesini temel alan bir politika gütmesi. Bu anayasada tüm politikaların çevreyi koruma amacıyla bütünleşmesine gereksinim duyuluyor.

Euratom: Tedavülden Kalkması Gecikmiş bir Anlaşma

Riss, "Tüm bunların yanısıra, hükümetlerin 1957'den beri değişmeden kalmış Euratom anlaşmasını masaya yatırmamaları büyük bir utançtır." dedi. "Euratom AB Enerji Departmanı'nı yenilenebilir enerji yerine nükleer enerjiyi desteklemeye yönlendirerek yanlış bir adım atıyor. Avusturya, Almanya ve İrlanda'nın en yakın zamanda toplanmak üzere uluslararası bir konferans çağrısını memnuniyetle karşılıyoruz."

Riss, artan askeri harcamalara da dikkat çekti:

"Silahlanmaya daha fazla gelir ayrılmasının teşvik edilmesiyle küresel güvenliğin günden güne daha fazla tehdit edilmesi riski oluşuyor. Bunun yerine kaynaklara ulaşmakta çok büyük eşitsizliklerin olmasıyla, adaletsiz küresel ticaret kurallarıyla, ve yaygın insan hakları ihlalleriyle uğraşılmalı."