Bugünkü konumuz, Amerika Birleşik Devletleri’nin kuzey batı eyaletlerinden Vermont’taki bir nükleer santral; Vermont Yankee Nükleer Santrali.

Vermont Yankee, Güvenli – Temiz – Güvenilir gibi üç kavramı kendine slogan edinmiş şirket web sitesinden öğrendiğimize göre 650 MegaWatlık kapasitesi ve 650 çalışanı ile eyaletin elektrik gereksiniminin üçte birini sağlamaktadır.

vermont_nukleer_santraliSantralin işleticileri tarafından her ne kadar “güvenli”, “temiz” ve “güvenilir” olduğu ilan edilse de son bir kaç ayda yaşananlar pek de öyle olduğu izlenimi vermiyor.

Mayıs 2009’da Vermont Yankee işleticisi Entergy’nin yetkilisi Jay Thayer, devlet yetkililerine santralde radyoaktif atık taşıyan yeraltı boruları olmadığına dair yeminli ifade veriyordu. Aynı, Jay Thayer “olmayan” borulardan radyoaktif bir malzeme olan tritium sızıntısının başladığı 7 Ocak tarihinden bir ay sonra, olay şirketin kontrol edebileceği boyutları aşınca görevinden alınarak “idari” izne çıkartılıyordu.

Entergy, Vermont Yankee’nin de arasında bulunduğu 5 nükleer santralini ayrı bir şirket bünyesinde toplayarak, verimlilik iyileştirmeleri ve birim enerji fiyatlarında bekledikleri artışlarla da yıllık 2 milyar Dolar kar etmeyi planlarken, karşılarına bir “radyoaktif sızıntı aksiliği” çıkıvermiştir.

Vermont_nukleer_santrali_tritium_sizdiriyorKimi kaynaklara göre tesisin içinde ve çevresinde bulunan ve yeraltı sularındaki radyoaktivitenin izlenmesi amacı ile açılmış kontrol kuyularında, ilk kez Kasım 2009’da bir sızıntı işaretine rastlanmıştı. Ancak, sızıntının resmi yetkililere raporlanması 7 Ocak 2010 tarihinde yapılmıştı.

Vermont Eyalet Valisi John H. Lynch, durum ile ilgili “güvenin kötüye kullanılması” yorumunu yaparken, Federal Nükleer Enerji Düzenleme Komisyonu Başkanı Gregory Jaczko’ya gönderdiği mektupta açıkça Entergy şirketini yalan ifade vermek ve yetkilileri yanıltmakla suçluyordu.

Söz konusu kontrol kuyularının 18 Şubat tarihli son ölçümleri kuyu numaralarına göre şöyledir:

  • 3 = 32.000 picocurie/lt
  • 4 = 2.400 picocurie/lt
  • 7 = 991.000 picocurie/lt
  • 10 = 1.99 million picocurie/lt
  • 12 = 18.800 picocurie/lt
  • 14 = 113.800 picocurie/lt
  • 15 = 305.000 picocurie/lt

Burada hatırlatmak gerekir ki ABD federal standartlarına göre içme suyunda bulunmasına izin verilen sınır 20,000 picocurie/lt’dir. Öte yandan, yapılan bazı ölçümlerde görülen radyoaktivite düzeyinin reaktörün içinde ölçülebilecek ile neredeyse aynı olduğu haberlerde yer almaktadır.

Aynı günlerde Associated Press haber ajansı, ABD’de bulunan 104 nükleer santralın en az 27’sinde benzer sızıntı olaylarına rastlandığını duyurmaktaydı. Tabii ki aynı haberde Başkan Obama’nın yeni nükleer santral inşası için yeni açıkladığı devlet garantisinden de söz ediliyordu.

Bütün bunlar biraraya gelince sormak gerek; sorun nükleer santralların artık nükleer endüstri dışında genel kabul gören tehlikeleri mi sadece, yoksa onları işletenlerin içinde yer aldığı salt kar odaklı düzen mi?