Soma’da bugünlerde yaşananlar, sadece ekonomik ömrünü doldurmuş bir termik santralin şalter indirmesinden ibaret değil. Soma Termik Santrali’nin içine düştüğü ekonomik darboğaz ve operasyonel imkansızlıklar nedeniyle üretimini durdurma kararı almasının ardından, binlerce işçi ve aileleri büyük bir belirsizliğin içine sürüklendi. Ücretsiz izne çıkarılan işçilerin santral önünde başlattığı hak arayışı, aslında iklim adaleti mücadelesinin tam merkezinde yer alıyor.

Greenpeace olarak durduğumuz yer çok net: Doğayı, insanı ve tüm canlıları zehirleyen kömüre karşıyız, fakat bu kirlilikten kâr eden endüstrinin mağdur ettiği işçilerin yanındayız. Kömür devri tüm dünyada çevresel ve ekonomik nedenlerle kapanırken, bu değişimin faturası emeğiyle hayatını kazanan işçiye kesilemez.

Ermenek’in acı tecrübesi: Bir daha asla 

Soma’daki işçilerin eylemlerinde sıklıkla dile getirdikleri bir uyarı var: “Soma, Ermenek olmasın”. Peki, Ermenek’te ne olmuştu? 2014 yılında yaşanan facianın ardından Ermenek’te kömür madenleri aniden ve herhangi bir alternatif planlama yapılmadan kapandı. Mekanda Adalet Derneği’nin (MAD) bölgede yaptığı derinlemesine çalışmaların ortaya koyduğu gibi, bu plansız çıkış sadece madencilere değil, bütün bir yerel ekonomiye zarar verdi.

Yıllarca yer altında ter döken madenciler bir anda işsiz kaldı, birçoğu yıllarca kıdem tazminatlarını ve içeride kalan maaşlarını alamadı. Madenciler, en temel hakları olan emekliliklerini kazanabilmek için başka bölgelerdeki madenlere göç etmek zorunda kalarak hem ailelerinden uzaklaştı hem de o ağır döngünün içinde sıkışıp kaldı. Ermenek tecrübesi bize çok açık bir ders veriyor: Kömürden çıkış planlı ve adil bir şekilde yönetilmezse, bedelini doğrudan  işçiler ve yöre halkı  öder.

Adil bir dönüşüm için yeterli kaynağımız var

Peki kömürü geride bırakırken, işçileri mağdur etmeyecek, onları yeni ve temiz istihdam alanlarına taşıyacak, yerel ekonomileri beraberinde dönüştürecek bir dil dönüşüm için yeterli kaynağımız yok mu? Rakamların gösterdiğine göre, fazlasıyla var. Elektrik piyasasında temiz enerjinin maliyetleri hızla düşerken, kamu kaynakları hala yüksek alım garantileriyle kömür santrallerine aktarılıyor. Öyle ki güneşten elektrik üretim maliyeti 3,5 dolar-sente kadar inebiliyorken, kirli kömürden üretilen elektriğe teşviklerle 7,5 dolar-sent ödeniyor.

İşte tam bu noktada üyesi olduğumuz İklim Ağı’nın yaptığı şu tespit, çözümün ne kadar elimizin altında olduğunu gösteriyor: “Kömüre her yıl fazladan ayrılacak 133 milyon dolar kamu kaynağı, kömür bölgelerinde temiz ve insan onuruna yakışır istihdam alanları yaratmak için harcanabilir.. Bu miktar, 7 bin kömür madeni işçisinin 1 yıllık ortalama gelirine tekabül ediyor”.

Açıkça görüldüğü üzere, kamu bütçemizde işçilerin geleceğini güvence altına alacak finansal güç mevcut. Kamu kaynaklarının, iklim krizini derinleştiren şirketlerin kârını korumak yerine, o bölgede emek veren işçilerin refahına ve sosyal destek programlarına yönlendirilmesi gerekiyor.

Soma için adil geçiş modeli 

Soma’nın kaderi, sağlığı tehdit eden kömüre veya yeni bir yoksulluk döngüsüne mahkûm edilmemeli. Yaşanan bu kriz, COP31 iklim zirvesine ev sahipliği yapacak olan Türkiye’nin emeği koruyan, toplumsal adaleti temel alan planlı bir dönüşümü başarabileceğini uluslararası arenada da göstermesi için önemli bir fırsat.

Soma’da hiç kimsenin geride bırakılmayacağı adil ve planlı bir geçiş için acilen atılması gereken adımlar şunlar:

  • İş ve Gelir Güvencesi: Ücretsiz izne çıkarılan işçilerin maaş ve özlük hakları kriz çözülene kadar derhal devlet güvencesi altına alınmalı, “Ermenek sendromu” tekrar yaşanmamalı.
  • Rehabilitasyon İstihdamı: Kapanan maden sahalarının ve santral alanlarının temizlenerek yeniden doğaya kazandırılması uzun soluklu bir iş. Kömür işçileri, mevcut maaş ve haklarıyla bu restorasyon sürecinde güvenle istihdam edilmeli.
  • Bölgesel Ekonomik Çeşitlendirme: 2026 itibarıyla kömür santrallerinden kesilecek milyarlarca liralık kapasite mekanizması teşvikleri, Soma’nın alternatif, temiz enerjiye dayalı ve sürdürülebilir ekonomik dönüşümü için kullanılmalıdır.
  • Temiz Bölgesel Isınma: Soma halkı ısınmak için termik santral atıklarına mecbur bırakılmamalı, devlet eliyle yenilenebilir kaynaklara dayalı temiz ısıtma altyapıları hızla kurulmalı.

Kömürün zehrinden arınırken hayatını kömüre vermiş işçileri ve bu kaynak etrafında gelişmiş yerel ekonomileri yoksulluğa terk edemeyiz. Şirketleri değil, emeği, doğayı ve insan onurunu koruyan politikaları hemen hayata geçirmeliyiz. Soma’da atılacak adımların adil dönüşümün bir örneği olması mümkün. Bunu yapabilecek gücümüz var, önemli olan bu önemli dönüşümü gerçekleştirme niyeti ve iradesi. COP31 başkanı Türkiye, değişimi kendi evinden başlatabilir. 

Greenpeace’in bağımsız ve cesur kampanyalar yürütmesini sağlayan tek güç sensin. Bağışınla sesimizi daha güçlü kıl, dünyanın geleceğine birlikte yön verelim!

Senin desteğinle daha güçlü, daha etkili ve daha cesuruz. Şimdi bize katıl!

Bağış Formu Yükleniyor…