Bonn İklim Konferansı (SB64), COP31’e giden çalkantılı yolda kritik ama bir o kadar da kaotik bir durak olarak resmen tamamlandı. Taraflar evlerine dönerken, mesajımız hala aynı ve net: Bilimin bizim için koyduğu küresel hedef olan 1.5°C’nin altında kalmak. Bunun için en başta yapmamız gerekenler emisyonları azaltmak, uyum konusunda güçlü adımlar atmak, bu ikisini mümkün kılacak gerekli finansmanın oluşturulabilmesi için süreci hızlandırmak. Ancak geçtiğimiz iki hafta Bonn’da yine gördük ki gerçek iklim eylemi usul gecikmeleri ve fosil yakıt çıkarları tarafından hâlâ rehin tutuluyor.
Müzakerelerin Atmosferi: Bilime Yönelik Saldırılar ve Diplomatik Çıkmazlar
Bonn’daki hava işbirliğinden çok uzaktı; temel iklim bilimine yönelik endişe verici ve yöntemsel saldırıların tırmandığına şahit olduk. Başta Suudi Arabistan ve Hindistan olmak üzere petrol üreticisi ülkeler; 1.5°C ısınma sınırı, tehlikeli kırılma noktaları ve IPCC’nin (Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli) otoritesine atıfta bulunan ifadeleri resmi metinlerden çıkarmak için amansızca çalıştı. Bilime yapılan bu saldırılara karşı sivil toplum kuruluşları ve pek çok ülke temsilcisi “bilimin müzakeresi olmaz” diyerek oldukça kalabalık bir basın toplantısı yaparak bu sürece tepkisini gösterdi.
Bu tepkiye karşın, engelleyici adımlar birçok kritik çalışma programını işlemez hale getirerek konferansın sonucunu da etkiledi. Yakından takip ettiğimiz alanlar ile ilgili gelişmeler şu şekilde gerçekleşti:
- Azaltım Çalışma Programı (MWP): Hiçbir anlaşma sağlanamadan sona erdi. Günlerce süren toplantılar, ülkelerin engelleyici adımlarıyla sonuçsuz kaldı.
- Küresel Uyum Hedefi (GGA): Tam bir duraklamaya girdi ve süreç ilerlemedi. Küresel güney haklı olarak uyum finansmanının üç katına çıkarılması hedefinin takip edilmesini talep ederken, küresel kuzey ülkeleri bunu reddetti.
- İş Birliği ve Sinerjiler: Rusya ve Arap Grubu’nun Rio Sözleşmeleri arasındaki politika uyumunu artırmaya yönelik her türlü anlamlı karara karşı çıkmasının ardından müzakereler bir kez daha bir sonraki oturuma ertelendi.
- Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Diyaloğu (Küresel Durum Değerlendirmesi – GST): İki yıllık bir gecikmenin ardından nihayet gerçekleşti ve Fosil Yakıtlardan Adil Geçiş (TAFF) yol haritalarına odaklandı. Ancak, katılımcılar arasındaki gerçek fikir alışverişini ve sivil toplumun rolünü ciddi şekilde kısıtlayan katı bir genel kurul (plenary) formatına hapsedildiği için “aslında diyalog olmayan bir diyalog” haline geldi.
Türkiye Bağlantısı: Elektrifikasyon, Fosil Yakıtlardan Çıkışın Alternatifi Değildir
Bonn, bu yıl Türkiye için ayrı bir önem taşıyordu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Avustralyalı mevkidaşı Chris Bowen ile birlikte görüşmelere katılarak yaklaşmakta olan COP31 Başkanlığı olarak yeni bir küresel elektrifikasyon hedefi açıkladı.
Greenpeace Türkiye olarak temiz enerji yayılımına odaklanılmasını memnuniyetle karşılasak da sahadaki duruşumuz net: Elektrifikasyon hedefleri olumlu, ancak fosil yakıtlardan tamamen çıkışa yönelik somut ve bağlayıcı bir plan olmadan kesinlikle yetersiz.
Hükümetlerin, gezegenimizi boğmaya devam eden kömür, petrol ve gaz altyapısını görmezden gelirken elektrifikasyonu bir “yeşil badana” (greenwashing) kalkanı olarak kullanmalarına izin veremeyiz. Başkanlıklardan, gönderilen ortak Türkiye-Avustralya sivil toplum mektubunun yanı sıra, iklim değişikliği ile mücadelenin şirketlerin çıkarlarından kurtulmasını ve gerçek, fosil yakıtlardan uzak bir iklim liderliği yapmalarını talep ettik.
İklim Finansmanı: Kirletenlere Ödetme Zamanı
Peki bu azaltım, uyum gibi iklim eylemlerinin parası nereden gelecek? Konferans boyunca gelişmekte olan ülkeler, öngörülebilir ve hibe tabanlı finansman eksikliğinin iklim hedeflerini uygulamadaki en büyük engel olduğunu defaatle dile getirdi. Bu sırada zengin ve yüksek emisyonlu ülkeler tarihi sorumluluklarından kaçmaya devam ediyor.
Greenpeace olarak, İklim Finansmanı Çalışma Programı (CFWP) ve Veredas Diyaloğu gibi alanları basit ve adil bir çözümü savunmak için kullandık: Kirleten Öder (Make Polluters Pay). Küresel olarak adil bir geçişi finanse etmek için devasa fosil yakıt şirketlerine ve ultra zengin bireylere yönelik artan oranlı vergilendirme yapılması için baskı kurduk. Brezilya COP Başkanlığı’nın son dakika müdahalesi sayesinde iklim finansmanı, küresel kuzeyin direnişine rağmen COP31’in gündeminde yer almaya devam edecek.
Umut Veren Anlar
Müzakere salonlarının içindeki sinir bozucu tıkanıklığa rağmen, salonların dışındaki iklim adaleti ruhu oldukça canlıydı.
Greenpeace olarak, alanda The Wayfinders’ Roadmap (Yol Göstericilerin Yol Haritası) adlı etkileyici bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yaptık. Sergi, delegelere Pasifik’te görsel bir yolculuk sunarak iklim kriziyle mücadele eden ve fosilsiz bir gelecek için mücadeleye öncülük eden toplulukların hikayesini anlattı. Oldukça sembolik bir anda, BM İklim Değişikliği (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell sergiyi ziyaret ederek rehberli bir tura katıldı ve buradaki liderliğin hayati rolünü kabul etti.
Sırada Ne Var?
Bonn’dan COP31’e giden yol, hükümetlerin bilime mi yoksa fosil yakıt lobisine mi kulak vermeyi seçeceğiyle tanımlanacak. Önümüzdeki aylarda BAE Diyaloğu raporu nihai hale getirilecek ve İkinci Küresel Durum Değerlendirmesi (GST2) takvimi 2027’deki sentez aşamasına doğru ilerleyecek. Önümüzdeki hafta, elektrifikasyona dair küresel bir kampanya Londra İklim Eylem Haftası’nda duyurulacak.
Elektrifikasyonun fosil yakıtlardan çıkıştan ayrı bir şekilde ele alınamayacağını açık olarak dile getirmeye devam ederken, Türkiye’de Çanakkale Karabiga’da bulunan ve ithal kömür ile çalışan CENAL kömürlü termik santralinde devasa bir kapasite genişlemesinin de Çevresel Etki Değerlendirme süreci başlatıldı. O yüzden COP31 başkanlığını üstlenen Türkiye’ye bir kere daha sesleniyoruz: Liderliğini üstlendiğiniz elektrifikasyon fosil yakıtlardan çıkış ile ayrı düşünülemez. Türkiye küresel iklim liderliği iddiasının samimiyetini evinden başlayarak kanıtlayabilir. Bu nedenle her türlü yeni termik santral genişletme ve/veya inşa etme planı derhal iptal edilmeli, kömürden çıkış tarihi verilmeli ve fosil yakıtlardan adil çıkıp planı açıklanmalıdır.


