Hazırladığımız son rapora göre, Türkiye’de kömürün gizli maliyeti yıllık 592 milyar 13 milyon TL olarak hesaplanıyor. Bu rakam, hane başına yaklaşık 21.500 TL’ye denk geliyor; başka bir deyişle, raporun metodolojisine göre kömürün hane başına ekstra maliyeti her yıl bir emekli maaşından fazla.

Yeni başlattığımız “Kömüre Değil Yaşama Yatırım” kampanyasıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yeni kömürlü termik santral yapmama taahhüdü vermesi ve kömürden adil çıkış için tarih açıklaması çağrısı yapıyoruz.

Kampanya kapsamında hazırladığımız “Türkiye’de Kömürün Gizli Maliyeti” raporu Türkiye’de kömürün şu üç kategorideki gizli maliyetini yaklaşık olarak ortaya koyuyor: Devlet sübvansiyonları, sağlık ve çevre üzerindeki etkiler, pahalı kömür kullanımının ucuz yenilenebilir alternatiflere kıyasla yarattığı ek maliyetler.

İstanbul sokaklarında temiz grafiti: Kömürden çıkış şimdi!

Fotoğraf: Caner Özkan, Greenpeace

Raporun ortaya koyduğu gerçekler ve kömürden çıkış talebi Greenpeace aktivistlerinin temiz grafiti çalışmasıyla İstanbul’un farklı semtlerinde yer aldı. 

Basınçlı suyun kirli yüzeylerin belirli bölümlerini temizleyerek mesajı ortaya çıkardığı grafiti çalışması ile İstanbul’un Kadıköy, Üsküdar, Rumeli Hisarı gibi semtlerindeki sokaklarda Kömürden çıkış şimdi!” talebi ortaya çıktı.

Fotoğraf: Caner Özkan, Greenpeace

Santrallerde üretilen elektrik enerjisinin 3’te 2’si ithal kömürden geliyor

Türkiye’deki aktif 37 kömürlü termik santral, ülkedeki elektriğin yüzde 34’ünü karşılıyor. Bununla birlikte bu santrallerde üretilen elektrik enerjisinin üçte ikisi ithal kömürden geliyor. Avrupa’nın en büyük kömür tüketicilerinden olan Türkiye’de kömür kullanımının topluma maliyeti ise yeterince bilinmiyor. Türkiye’de Kömürün Gizli Maliyeti raporuna göre kömüre yönelik devlet sübvansiyonları ve destekleri yılda toplam 133 milyar 729 milyon TL’yi buluyor. Kömür kullanımının sağlık ve çevre üzerindeki etkileri ise 398 milyar 167 milyon TL olarak hesaplanıyor. Bunların yanında kömür kullanımının yenilenebilir enerji yerine tercih edilmesinden kaynaklanan ek maliyetler 60 milyar 117 milyon. Rapor, bu tabloda halkın elektrik faturalarını düşürebilmesi için kömürden adil geçişin sağlanması, temiz alternatiflere geçişin desteklenmesi ve enerji üretiminin dışsal maliyetlerinin içselleştirilmesi taleplerini dile getiriyor.

Kimse geride kalmadan kömürden çıkalım

“Raporumuz, kömürdeki ısrarın faturalarımıza nasıl yansıdığını ortaya koyuyor. Bunun yanında kömürden adil bir çıkış planının olmaması madenlerdeki ve santrallerdeki işçilerin geleceğini belirsiz hale getiriyor. Kömürlü termik santraller etrafında şekillenen yerel ekonomileri, yaşamı buna bağlı halkı büyük bir çöküş riski ile karşı karşıya bırakıyor. Üstelik bu risk ve maliyetler özellikle bölge halklarının yıllardır boğuştuğu diğer çevresel maliyetlerin ve sağlık maliyetlerinin üzerine ekleniyor. Ancak çözüm var. Son 10 yılda rüzgar enerjisi santrali kurulum maliyetleri %40, güneş enerjisi santrali kurulum maliyetleri ise %77 oranında geriledi. Bu düşüş, güneş enerjisinden elektrik üretim maliyetini %69 oranında azaltarak güneş enerjisini Türkiye’nin en ucuz elektrik kaynağı haline getirdi. 

“Doğru bir adil geçiş planlaması ile hem doğayı hem insanları koruyacak bir enerji sistemi inşa etmek mümkün. Kömürle elektrik üretiminin yerini daha ucuz ve temiz alternatiflerin alması; enerji verimliliğinin sağlanması ve enerji talebinin azaltılması, elektrik şebekesi ve batarya teknolojilerinin geliştirilmesi tüketicilerin ve vergi mükelleflerinin yükünü önemli ölçüde hafifletir, hava kirliliği ve iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlar, çevre korumayı güçlendirir ve tarımsal üretimi artırır. Çağrımız net; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne yapılması planan ek üniteleri iptal etsin, yeni kömürlü termik santral yapmama taahhüdü versin ve kömürden çıkış için net bir yol haritası açıklasın. Geç olmadan, kimse geride kalmadan kömürden çıkalım.”

Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay