UNTC müzakelerinde, masada duran seçenekler çok net: Ya kirletenlerin ve milyarderlerin sorumluluktan kaçtığı eski düzen devam edecek ya da tarihte ilk kez gerçekten kapsayıcı ve demokratik bir vergi sistemi kurulacak.

Şu anda New York’ta, Birleşmiş Milletler merkezinde, belki de manşetlerde yeterince görmediğiniz ama cüzdanınızı ve gezegenin geleceğini doğrudan ilgilendiren kritik bir süreç işliyor.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Vergi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNTC) 4. Hükümetlerarası Müzakere Komitesi (INC-4) toplantıları devam ediyor. Bu toplantılar, sadece diplomatların teknik terimlerle konuştuğu, kapalı kapılar ardındaki bir süreçten ibaret değil; Kirletene Ödet, Yükümü Hafiflet kampanyamızda talep ettiğimiz adil düzenin küresel anayasasının yazılabileceği tarihi bir fırsat.

Daha önceki yazılarımızda bu sürecin neden önemli olduğunu ve Greenpeace’in 5 temel talebini aktarmıştık. 2026 yılı itibariyle, müzakerelerin en kritik virajındayız. Peki, New York’tan gelen haberler bize ne anlatıyor ve bu süreç Türkiye için neden önemli?

Neden şimdi? Çünkü “eski düzen” iflas etti

Yıllardır küresel vergi kuralları, OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) adı verilen ve zengin ülkelerin domine ettiği bir kulüp tarafından belirleniyordu. Ancak bu sistem, çok uluslu şirketlerin ve süper zenginlerin kârlarını vergi cennetlerine kaçırmasını engelleyemediği gibi, iklim krizine karşı ihtiyaç duyulan devasa fonları da yaratamadı.

Brezilya’daki COP30 iklim zirvesinin finansman konusunda hayal kırıklığı yaratması ve küresel borç krizinin derinleşmesi, gözleri UNTC’ye çevirdi. Zira artık anlaşıldığı üzere, iklim kriziyle mücadele etmek istiyorsak, önce paranın olduğu yere, yani vergi düzenine ve buradaki adaletsizliklere bakmalıyız.

Masada ne var?

Greenpeace olarak bir heyetle New York’ta takip ettiğimiz bu müzakerelerde, masada duran seçenekler çok net: Ya kirletenlerin ve milyarderlerin sorumluluktan kaçtığı eski düzen devam edecek ya da tarihte ilk kez gerçekten kapsayıcı ve demokratik bir vergi sistemi kurulacak.

Bu sözleşme taslağı, eğer doğru şekillenirse şunları sağlayabilir:

  1. Ultra Zenginler İçin Küresel Vergi: Çok uluslu şirketlerin ve ultra zengin bireylerin (HNWIs) vergi kaçırmasını önleyecek şeffaf kurallar ve asgari vergi standartları.
  2. Kirleten Öder İlkesinin Yasalaşması: Fosil yakıt devlerinin küresel kârları üzerinden alınacak bir “kirleten vergisi” ile iklim finansmanı yaratılması.
  3. Adil Vergilendirme Hakkı: Vergilendirme yetkisinin, şirketlerin merkezlerinin olduğu zengin ülkelere değil, gerçek ekonomik faaliyetin (üretimin, satışın) yapıldığı ülkelere kaydırılması.

“Siyasi retorik yetmez, eylem gerek”

Greenpeace Uluslararası Vergi Politikaları Uzmanı Clara Thompson’ın işaret ettiği gibi, UNTC ezberleri bozma potansiyeline sahip. Ancak şu anki taslak metinlerde gördüğümüz en büyük tehlike, hükümetlerin “egemenlik” ve “ekonomik güvenlik” gibi büyük sözlerin arkasına saklanıp, ultra zenginlerin ve şirketlerin çıkarlarını korumaya devam etmesi.

Thompson’ın vurguladığı gibi; siyasi retorik, müzakere masasında gerçek bir hırsa dönüşmediği sürece, kuralları yine en güçlüler kendi çıkarlarına göre yazmaya devam edecek. Bizim görevimiz, bu “mış gibi yapma” haline izin vermemek.

Türkiye için tarihi fırsat

Türkiye gibi ekonomiler için UNTC, OECD dayatmalarına karşı da bir çıkış yolu sunuyor. Mevcut sistemde çok uluslu şirketler, Türkiye gibi ülkelerde elde ettikleri kârı vergi cennetlerine taşıyarak vergi yükünden kaçınabiliyor.

Bu sözleşme, Türkiye’nin vergi tabanını aşındıran bu kara delikleri kapatmak ve hakkı olan kaynağı içeride tutmak için eşsiz bir fırsat. Buna karşılık Türkiye, sürece liderlik edebilecekken bugüne kadar çekimser kalmayı tercih etti. Oysa, iklim krizinin etkilerini en sert yaşayan coğrafyalardan biri olarak, “kirletenlerin ödediği” küresel bir fondan yararlanmak Türkiye’nin de yararına. 

Sonuç: Yükü sahibine iade etmeliyiz

Mevcut sistemde, vergi kaçıran şirketlerin ve jetleriyle dünyayı kirleten zenginlerin yarattığı bütçe açığını, bizler yüksek KDV, ÖTV ve gelir vergisiyle kapatmaya çalışıyoruz. New York’taki müzakereler, bu adaletsiz döngüyü kırmak için küresel bir kaldıraç olabilir.Ancak hükümetler bu adımı kendiliğinden atmayacak. Bizim “Kirletene Ödet, Yükümü Hafiflet” kampanyamızda yaratmak istediğimiz kamuoyu baskısı, Türkiye’nin bu masada “zenginlerin koruyucusu” değil, “halkın ve iklimin savunucusu” olarak yer almasını sağlamak için hayati önem taşıyor.

Tıkla, aramıza katıl, adil bir gelecek için yürüttüğümüz mücadeleye ortak ol!

Greenpeace’in bağımsız ve cesur kampanyalar yürütmesini sağlayan tek güç sensin. Bağışınla sesimizi daha güçlü kıl, dünyanın geleceğine birlikte yön verelim!

Senin desteğinle daha güçlü, daha etkili ve daha cesuruz. Şimdi bize katıl!

Bağış Formu Yükleniyor…