Greenpeace Sosyo-Ekonomi Bülteni / Mart 2026
Mart ayında fiyat artışları hız kesmiş gibi görünse de savaşın gölgesindeki fosil yakıt bağımlılığı ve “burada ve şimdi” yaşanan iklim aşırılıkları, geçim sıkıntımızın daha da derinleşeceğine işaret ediyor.
Mart ayı verilerinde fiyat artış hızının kısmen yavaşlaması (aylık enflasyon %1,94, gıda enflasyonu %2,9), dar gelirlinin omuzlarındaki yükü hafifletmeye yetmedi. Asgari ücretin, yılın henüz üçüncü ayında açlık sınırının 4.718 TL gerisinde kalması, vatandaşların temel ihtiyaçlara ulaşımını giderek zorlaştırıyor. Gıdadaki kısmi yavaşlamaya aldanıp sevinmek ise maalesef çok güç; zira ekonomik tablomuz küresel krizlerin sarsıcı etkilerine karşı her zamankinden daha savunmasız.
Toplanan her 100 TL verginin 68 TL’sinin doğrudan harcamalarımızdan kesilmesi, şirket kârlarının değil halkın emeğinin vergilendirildiğini bir kez daha kanıtlıyor. Üstelik devlet 2026 yılında, aylık ortalama 300 milyar TL kadar vergi gelirinden vazgeçti. Bunun ne kadarının asgari ücrete sağlanan vergi desteği, ne kadarının kirleten zenginlere teşvik olduğu ise bilinmiyor. Kamu kaynaklarının şeffaf ve adil olmayan bu dağılımı, yaşadığımız geçim sıkıntısını yapısal bir çıkmaza sürüklüyor.
Bu çıkmazı daha da derinleştiren asıl tehdit ise, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile başlayan savaş hali ve bu durumun fosil yakıtlara dayalı küresel enerji sisteminin kırılganlığını gözler önüne sermesi. Temiz ve yenilenebilir enerjiler olan güneş ve rüzgarın elektrik üretimindeki payı %24’e çıksa da; dışa bağımlı ithal kömür ve doğalgaz (%22) ile yerli kömür (%12) dahil olmak üzere fosil yakıtlar hala sistemin önemli bir parçasını oluşturuyor. Doğru yatırımlarla üretilebilecek ve hepimize fayda sağlayacak temiz enerji mümkünken, biz yine fosil yakıtlara para harcayıp, zehir soluyoruz. Savaşın getirdiği jeopolitik riskler, ithal fosil yakıtların maliyetini ve dolayısıyla hayat pahalılığını önümüzdeki aylarda daha da artırma potansiyeli taşıyor.
Ekonomik kırılganlığımıza ek olarak, iklim olaylarındaki aşırılıklar da krizin bir diğer yüzünü “burada ve şimdi” yaşatıyor. Mart ayında yağışlar normallerin %33, geçen yılın ise %100 üzerinde gerçekleşti. Artan kuraklık nedeniyle ihtiyaç duyulan bu artış, maalesef bölgesel olarak yaşanan seller, dolu riskleri ve diğer iklim olayları ile birlikte geldi. Bu durum iklim değişikliğinin tehlikeli bir öngörülemezlik ve aşırılık hali olduğunu kanıtlar nitelikte.
Sonuç olarak, savaşların yaşandığı ve iklim aşırılıklarının rutine dönüştüğü bu dönemde; ekonomik sıkıntılar ile iklim değişikliği birbirini tetikleyen bir yapı sergiliyor. Kamu bütçesinin adil dağıtılması, enerji politikalarının ise savaşa ve kirliliğe hizmet eden fosil yakıtlardan hızla arındırılarak temiz enerjiye yönlendirilmesi kalıcı bir çözüm için elzem görünüyor.
Verilere yakından baktığımızda ise durum şu şekilde:
- Mart ayında toplanan her 100 TL verginin 68 TL’si harcamalarımızdan kesildi.
- Devlet 2026 yılında, aylık ortalama 300 milyar TL kadar vergi gelirinden vazgeçti. Bunun ne kadarının asgari ücrete sağlanan vergi desteği, ne kadarının kirleten zenginlere teşvik olduğu ise bilinmiyor.
- Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (Türk-İş) göre Mart ayında açlık sınırı 32.793 TL’ye ulaştı. 2026 yılı için belirlenen asgari ücret bu hesabın 4.718 TL, en düşük emekli aylığı ise 12.793 TL altında kaldı. Yani milyonlarca kişinin geliri, yılın ikinci ayında sadece karın doyurmak için gereken tutarın gerisinde kaldı.
- Tablo sadece bununla sınırlı değil. Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) %4,1 olarak hesapladığı aylık enflasyonu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) %1,94 olarak açıkladı. Aynı dönemde Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) verilerine göre gıda enflasyonu biraz hafifleyerek %2,9 olarak ölçüldü. Maalesef bu yavaşlamaya rağmen, hayat pahalılığı artarken gelirimiz yerinde bile saymıyor, reel olarak azalıyor.
- Tüm bu ekonomik tabloya karşılık bu ay üretilen toplam elektrik içerisinde dışa bağımlı olduğumuz fosil yakıtlar, ithal kömür ve doğalgazın oranı %22, yerli kömürün oranı ise %12 oldu. Güneş ve rüzgarın oranı ise %24. Temiz ve yenilenebilir enerjinin payı aylık olarak artsa da, fosil yakıt bağımlılığımız devam etti.
- Türkiye genelinde Mart ayında ortalama 81.1 mm yağış kaydedildi. Mart ayı normalinin 61.2 mm (1991-2020) ve geçen yıl mart ayı yağışının 28.8 mm olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu ay yağışlarda uzun dönem normaline göre %33, geçen yıl Mart ayı yağışına göre ise %100’den fazla artış gerçekleştiğini görüyoruz.
- Yağışlardaki artışla birlikte 2026 yılı Mart ayı ortalama sıcaklığı 7.5 °C olarak ölçüldü. Bunu 1991-2020 arasındaki dönemdeki Mart aylarının ortalama sıcaklığı olan 7.7 °C ile kıyasladığımızda normallerin 0.2 °C altında gerçekleştiğini görüyoruz.
Greenpeace destekçisi ol!
Greenpeace’in bağımsız ve cesur kampanyalar yürütmesini sağlayan tek güç sensin. Bağışınla sesimizi daha güçlü kıl, dünyanın geleceğine birlikte yön verelim!
Senin desteğinle daha güçlü, daha etkili ve daha cesuruz. Şimdi bize katıl!


