“Toplanan her 100 TL verginin 67 TL’si harcamalarımızdan kesildi”

İklim adaleti perspektifinden bakıldığında 2026 Ocak ayı sosyo-ekonomi verileri, ne ekonomik adaletsizliğin ne de ekolojik tahribatın hız kestiğini; aksine birbirini besleyerek büyüdüğünü gösteriyor. Yeni yılla birlikte güncellenen asgari ücretin daha ilk aydan açlık sınırının altında kalması ve gıda enflasyonundaki keskin tırmanış, dar gelirlinin yaşam mücadelesini daha da ağırlaştırıyor.

Toplanan vergilerin üçte ikisinin doğrudan vatandaşın harcamalarından kesilmesi, ancak aynı anda kirleten sektörlere sağlanan, şeffaf olmayan devasa teşviklerin sürmesi, yaşadığımız bu çoklu krizin bir tercih meselesi olduğunu kanıtlıyor. Kamu bütçemiz temiz ve adil bir enerji dönüşümüne değil, enerjimizin hâlâ büyük çoğunluğunu oluşturan ithal ve kirli fosil yakıt düzenine akıtılıyor.

Bunun bedelini ise sadece eriyen maaşlarımızla ve soluduğumuz zehirle değil; mevsim normallerini aşmaya devam eden sıcaklıklar ve aşırı uçlarda gezinen dengesiz yağış rejimleri gibi iklim kaosunun somut etkileriyle ödüyoruz. İklim krizinin tetiklediği bu ekstrem hava olayları doğrudan tarımı ve gıda güvenliğini tehdit ederek gıda enflasyonunu besliyor, fatura dönüp dolaşıp yine halka çıkıyor. Bu yıkıcı döngüyü kırmak için kamu politikalarının acilen değişmesi şart: Vergi sistemi düşük ve orta gelirliyi kollamalı, milyarlarca liralık teşvikler gezegeni zehirleyenlere değil, iklim dirençli bir geleceğe ve halkın refahına yönlendirilmeli.

Verilere yakından baktığımızda ise durum şu şekilde:

  • Ocak ayında toplanan her 100 TL verginin 67 TL’si harcamalarımızdan kesildi. Şirket kârları değil, halkın emeği vergilendirildi. 
  • Devlet 2026 yılında, aylık ortalama 300 milyar TL kadar vergi gelirinden vazgeçti. Bunun ne kadarının asgari ücrete sağlanan vergi desteği, ne kadarının kirleten zenginlere teşvik olduğu ise bilinmiyor. 
  • Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (Türk-İş) göre Ocak ayında açlık sınırı 31.224 TL’ye ulaştı. 2026 yılı için belirlenen asgari ücret bu hesabın 3.149 TL, en düşük emekli aylığı ise 11.224 TL altında kaldı. Yani milyonlarca kişinin geliri, daha yılın ilk ayında sadece karın doyurmak için gereken tutarın gerisine düştü.
  • Tablo sadece bununla sınırlı değil. Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) %6,32 olarak hesapladığı aylık enflasyonu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) de beklentilerin üzerinde %4,84 olarak açıkladı. Aynı dönemde Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) verilerine göre gıda enflasyonu %5,17 ile son 2 yılın zirvesini gördü. Tüm bunlar açıkça gösteriyor ki hayat pahalılığı artarken gelirimiz yerinde bile saymıyor, reel olarak azalıyor.
  • Tüm bu ekonomik tabloya karşılık bu ay üretilen toplam elektrik içerisinde dışa bağımlı olduğumuz fosil yakıtlar, ithal kömür ve doğalgazın oranı %47, yerli kömürün oranı ise %12 oldu. Güneş ve rüzgarın oranı ise mevsimin de etkisiyle %19’da kaldı. Doğru yatırımlarla üretilebilecek ve hepimize fayda sağlayacak daha ucuz temiz enerji mümkünken, biz yine fosil yakıtlara para harcayıp, zehir soluduk. 
  • Türkiye genelinde Ocak ayında ortalama 103.9 mm yağış kaydedildi. Ocak ayı normali 69.8 mm (1991-2020) ve geçen yıl ocak ayı yağışı 26.8 mm olarak gerçekleşmişti. Ocak ayında Türkiye geneli yağışlarda, normaline göre %49 artış gerçekleşirken, geçen yıl ocak ayı yağışlarının 3 katından fazla artış oldu. Bu durum farklı şehirlerde sel ve taşkınlara neden oldu. 
  • Ocak ayı ortalama sıcaklığı ise 3.6 °C olarak ölçüldü. Bunu 1991-2020 arasındaki dönemdeki Ocak aylarının ortalama sıcaklığı olan 2.9 °C ile kıyasladığımızda normallerin 0.7 °C üzerinde gerçekleştiğini görüyoruz. En düşük sıcaklık -33.1 ºC ile Erzurum’da, en yüksek sıcaklık ise 23.4 °C ile Yalova’da tespit edildi.

Greenpeace’in bağımsız ve cesur kampanyalar yürütmesini sağlayan tek güç sensin. Bağışınla sesimizi daha güçlü kıl, dünyanın geleceğine birlikte yön verelim!

Senin desteğinle daha güçlü, daha etkili ve daha cesuruz. Şimdi bize katıl!

Bağış Formu Yükleniyor…