13 Temmuz 2026, İstanbul – Greenpeace Türkiye’nin Afşin-Elbistan A Termik Santrali 4. Ünitesinin çevre izninin ve lisans belgesinin iptali için yöre sakinleriyle birlikte 2024 yılında açtığı davada bilirkişi raporu açıklandı. Rapor, Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nin 4. Ünitesinden yayılan hava kirliliğinin insan sağlığı, tarımsal üretim, su kaynakları ve ekosistem bütünlüğü üzerinde “ciddi ve sürekli bir risk” oluşturduğunu ortaya koydu.

Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne yapılması planlanan iki yeni ek üniteye karşı Greenpeace Türkiye’nin yöre sakinleri ile birlikte açtığı davada da mahkeme Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu kararını iptal ettiğini geçtiğimiz hafta açıklamıştı. Bu karar ve çevre izninin iptali için açılan davadaki bilirkişi raporu, bölgede termik santrallere yer olmadığını ortaya koyuyor.

Raporda bilirkişi heyeti, “ortak kanaat”ini şöyle açıkladı: 

  • Tesis hava emisyonu yönünden Çevre İzin ve Lisans Belgesi’nin asgari teknik şartlarını karşılamıyor; yönetmelik kapsamındaki entegre değerlendirme yükümlülüğünü yerine getirmiyor;
  • Bu yetersizlikler yapısal ve sürekli nitelik taşıyor; 
  • Alınan önlemler ülke ve dünya standartlarıyla kıyaslandığında yetersiz ve elverişsiz kalıyor; 
  • Hava emisyonu aykırılığı insan sağlığı, tarımsal üretim, su kaynakları ve ekosistem bütünlüğü üzerinde ciddi ve süregelen bir risk oluşturuyor. 

Raporun ardından mahkemenin bilirkişi raporuna itirazları değerlendirdikten sonra yürütmeyi durdurma talebi hakkında karar vermesi ve duruşma tarihi belirlemesi bekleniyor. 

Greenpeace’ten “kömürden çıkış tarihi  ve adil geçiş için yol haritası” çağrısı

* Bilirkişi raporunda yer alan keşif fotoğraflarında “tesisin oldukça eski olduğu ve yer yer çürüme/aşınma izleri taşıdığı” ifadeleri yer alıyor.

Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay, termik santralin çevre ve insan sağlığına yönelik olumsuz etkilerinin bilirkişi raporuyla ortaya konduğunu belirtti.

“Bilirkişi raporunda öne çıkan en önemli bulgulardan biri, hava kirliliği aşımının münferit olmadığı. Bizim 2024 yılında ilk kez elde ettiğimiz Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemi (SEÖS) verileri de ortalama değerlerin yönetmelik sınırlarını 1 buçuk kattan 8 kata kadar aştığını gösteriyordu. Rapordaki bulguların anlamı açık; yaşanan sorunlar bakımla giderilecek arızalar değil. Azot oksitler için tesiste arıtma ünitesi hiç yok; kükürt arıtma sisteminin verimi olması gerekenin çok altında; ünite kırk yıllık ve teknolojik ömrünü tüketmiş. Bölge için yapılması gereken bu ömrünü tüketmiş santrallere yatırım yapmaya devam etmek yerine bölgenin kömürden adil bir geçiş ile nasıl kurtarılacağını planlamak olmalı.

“Bilirkişi raporu mevcut ünitelerdeki sorunlara dikkat çekerken santrale iki yeni ek ünite yapılması planlanıyor. Ek ünitelerle ilgili açtığımız davada da mahkeme Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu raporunun iptaline karar verdi. Kömürlü termik santrallerin yaşama verdiği zarar her adımda ortaya konulurken yapılması gereken şey çok açık. Yaşama Yatırım kampanyamızda da dile getirdiğimiz gibi COP31’e ev sahipliği yapacak olan Türkiye, Afşin-Elbistan A Termik Santrali başta olmak üzere yeni ek ünite, genişletme planlarını iptal edip kömürden çıkış tarihini ve bu çıkışın adil olması için gerekli yol haritasını acilen açıklamalı.”

“Ölçüme hazırız’ dediklerinde de sınırlar aşıldı”

Rapordan öne çıkan bulgular şöyle:

  • Rapora göre tesisin saptanan kazan arızasını giderdikten sonra “artık ölçüme hazırız” diyerek ölçüm anını kendisi belirlediği durumda bile havaya saldığı kükürt dioksit ve azot dioksit için konulmuş yasal sınırlar aşıldı. Bilirkişi heyeti bunu “arızi bir hata” olarak değil, “yapısal ve sürekli bir yetersizlik” olarak niteledi. 
  • Dört üniteli tesiste izin yalnızca bir üniteye verilmiş; yönetmeliğin zorunlu kıldığı bütünsel değerlendirme yapılmamış. Rapor, aynı adresteki tüm tesislerin birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılan yönetmelik kuralının yerine getirilmediğini tespit etti. 
  • Sağlık riskinin değerlendirilebilmesi için gereken veri bugüne dek eksiksiz üretilip paylaşılmadı. Bir çevresel riskin sağlık sonuçları, ancak bu veri eksiksiz ortaya konduğunda ölçülebilir, çünkü çevresel kaynaklı kronik hastalıkların kayıtlara geçmesi on yıllar alır. Bilirkişi de bu nedenle riski, gerçekleşmiş bir zarar üzerinden değil, “devam ettirilmesi kabul edilemez nitelikte ciddi bir tehdit” olarak tanımladı. 
  • Yaklaşık 40 yıllık ünite, düşük verimiyle (%30-33) modern santrallerin (%45+) ve ülke-dünya standartlarının gerisinde; alınan önlemler “yetersiz ve elverişsiz” bulundu.

Editöre notlar:

Detaylı Bilgi için;

Emel Türker Alpay, Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu, [email protected] 

Beyza Kural, Greenpeace Türkiye İletişim Sorumlusu, [email protected] 

SON