11 Mart 2026, İstanbul – Fukuşima nükleer felaketinin üzerinden 15 yıl geçti. Japonya’nın kuzeydoğu bölgesini yıkıma uğratan Büyük Doğu Japonya Depremi ve Fukuşima Daiichi nükleer felaketinin izleri 15. yılda da devam ediyor. Greenpeace olarak, hayatını kaybedenleri anıp aileleriyle üzüntülerimizi paylaşırken; benzer acıları yaşamamak için nükleer enerjinin tehlikelerinden arınmış bir dünya talebimizi yineliyoruz.

Nükleer projeler iklim krizi gibi acil bir sorunu çözmekten çok uzak: hem yavaş hem de maliyetli. Bununla birlikte Fukuşima nükleer felaketi bize nükleerin hayatlara ve ekosistemlere verdiği zararın geri döndürülemez olduğunu gösteriyor. Enerji güvenliği ve karbon nötr bir gelecek nükleer bağımlılık üzerine kurulamaz. Gerçek sürdürülebilirlik için yenilenebilir enerjiye kökten bir geçiş gerekiyor.

COP31’e başkanlık yapacak olan Türkiye’de de nükleer hala gündemde. Mersin Akkuyu’da nükleer santral inşaatı sürerken Sinop ve Kırklareli’de nükleer santral yapılması planlanıyor. Bunun yanında “Küçük Modüler Reaktörler” (SMR) sıklıkla anılıyor. Yetkililer COP31 gündemine dair konuşmalarında yenilenebilir enerjideki kararlılığı artırmaktan söz ederken fosil yakıtlardan çıkışın bir yolu olarak nükleer santrallerle ilgili yatırımları da artıracaklarını ifade ediyor.

Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay, Türkiye’nin fosil yakıtlardan uzaklaşması için nükleer enerjiye ihtiyaç olmadığını belirterek “Fukuşima felaketinin 15. yılında, nükleer enerjinin ‘asla olmaz’ denilen felaketleri kapımıza getirme riskini bir kez daha hatırlıyoruz. Fosil yakıtlardan çıkış için nükleere mahkum olduğumuz iddiası, güneş ve rüzgar enerjisi potansiyeli bakımından Avrupa’nın zirvesinde yer alan ülkemizin gerçekleriyle bağdaşmıyor. Bizi on yıllarca dışa bağımlı kılacak, yüksek maliyetli ve güvenlik riskleri barındıran nükleer macerası yerine; yenilenebilir kaynaklarını akıllı şebekeler ve depolama çözümleriyle merkeze alan, gerçekten yerli ve güvenli bir enerji devrimine odaklanmalıdır. Yani fosil yakıtlardan çıkış için gerekli olan tek şey bu değişimi gerçekleştirme iradesi. İyi bir adil dönüşüm planlaması ile kimseyi arkada bırakmayacak bir şekilde fosil yakıtlardan çıkış mümkün” dedi.

Greenpeace Japonya İcra Direktörü Sam Annesley de “Nükleer enerjiyi tercih etmek, sorumsuzluğun doruk noktasıdır” diye konuştu: “Nükleer enerji artık finansal açıdan uygun bir seçenek değil. Şu anda Japonya’da en uygun maliyetli enerji üretim türü, yerli enerji kaynaklarını kullanan ve tükenmez olan güneş enerjisidir. Fotovoltaik hücreler şu anda ağırlıklı olarak yurtdışında üretilse de, şebeke bağlantısı ve inşaat dahil toplam maliyetlerin yaklaşık %70’i yerli şirketler tarafından karşılanmakta ve böylece Japon ekonomisine katkı sağlanmaktadır. Elektrikli araçlar ve yapay zekadan kaynaklanan elektrik tüketiminin beklenen artışını karşılamak için büyük ölçekli, merkezi nükleer veya fosil yakıtlı santrallerin gerekli olduğunu vurgulayan anlatı, kısa vadeli ve 1,5 °C hedefi ile tutarsızdır. Bu eski paradigmanın ötesine geçmeliyiz. Başlangıç noktamız, endüstriyel rekabet gücü ve yerel topluluklar için, yakıt ithalatı gerektirmeyen, radyoaktif atık veya sera gazı emisyonu olmayan, ucuz, istikrarlı ve yerli bir enerji kaynağı olan yenilenebilir enerjiyi kullanmak olmalıdır.  Japonya, güneş ışığı, rüzgar ve su gibi bol miktarda yenilenebilir kaynaklara sahiptir; maliyetleri düşürürken enerji verimliliğini artırmak için büyük bir potansiyel vardır. Greenpeace Japonya, hükümeti nükleer enerjiden ziyade enerji verimliliğinin ve sürdürülebilir yenilenebilir kaynakların yaygınlaştırılmasına öncelik vermeye çağırıyor.”