Küresel vergi reformu için önemli adımların atıldığı günlere şahit olduk. Ülkeler 15 Ağustos’ta New York’ta sona eren BM Vergi Sözleşmesi Uluslararası Müzakere Komitesi’nin birinci ve ikinci oturumlarında müzakereye ve işbirliğine hazır olduklarını gösterdiler. Tartışmalar, yeni küresel vergi kuralları aracılığıyla kurumsal kirleticileri ve ultra zenginleri hesap verebilir kılmanın önemini vurgularken, hayati iklim eylemleri ve kamu hizmetlerine yatırım yapmak için trilyonlarca dolarlık kamu fonunun serbest bırakılmasının da önemine dikkat çekti.
Görüşmeleri yerinde takip etmek için New York’ta bulunan Greenpeace Uluslararası’nın Polikalar Birimi’nde, Küresel Kıdemli Politika Uzmanı olan Nina Stros’’a göre, “Kanada’daki orman yangınlarından kaynaklanan duman New York şehrini kapladı ve BM Vergi Sözleşmesi müzakerelerinde neyin tehlikede olduğunu acı bir şekilde hatırlattı. Ultra zenginler ve kurumsal kirleticiler yıkımdan kar elde etmeye devam ederken, insanların ve gezegenin bunun bedelini ödemek zorunda kalması korkunç bir durum”.
Müzakereler temkinli bir havada başlamış olsa da, mevcut küresel vergi rejiminin kusurlu olduğu ve krizdeki bir gezegen için uygun olmadığı noktasında artan bir mutabakatla sona erdi. İspanya ve Almanya gibi ülkelerin eşitsizliği gidermek ve çevre tahribatıyla mücadele etmek için vergi çözümlerini destekleyen yazılı ve sözlü açıklamaları ile Afrika Grubu’nun doğal kaynakların çıkarılmasından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi konusunda ek bir taahhüt önerisi gibi bazı olumlu adımlar da atıldı.
Geldiğimiz noktada güçlü önlemler almak için daha fazla bekleyemeyeceğimiz açık. İklim çözümleri ve kamu hizmetleri için fon sağlamak ve yasal boşlukları kapatmak için acil olarak yeni küresel vergi kurallarında uzlaşılması gerekiyor. Sürdürülebilir kalkınma için uluslararası bir vergi sistemi kurulması yönündeki çabalarda artan bir ivme var. Kamu desteği de giderek artıyor. Zira iklim krizi derinleşiyor, eşitsizlikler kötüleşiyor. Hükümetler, herkes için adil ve müreffeh bir gelecek sağlamak için bu bozuk sistemi düzeltmek üzere şimdi harekete geçmeli.
Sözleşme müzakereleri 2027 yılına kadar devam edecek. Üçüncü müzakere turu 10-21 Kasım 2025 tarihleri arasında Nairobi’de gerçekleştirilecek.
İşte Greenpeace’in BM Vergi Sözleşmesi müzakerelerinde yeni küresel vergi kuralları çağrısında bulunmasının 5 nedeni
Peki Greenpeace neden BM Vergi Sözleşmesi müzakerelerinde yeni küresel vergi kuralları çağrısında bulunuyor, Nina Stros’un makalesinde yer alan 5 madde şöyle:
- Vergi sisteminin değiştirilmesi, aşırı servetin gücünü kırmak ve petrol ve gaz şirketleri ile süper zenginlerin verdikleri zarardan sorumlu tutulması için hayati önem taşıyor.
Hükümetler yıllardır, en zengin insanlar ve şirketlerin daha fazla servet elde etmeleri ve diğer herkesin zararına gezegenimizi yok etmeye devam etmeleri için vergi sistemlerimizde boşluklar bıraktılar.
Bu durum, aşırı servetin az sayıda elit kesimde yoğunlaşmasına ve eşitsizliğin sürmesine neden oldu. En zengin %1, insanlığın servetinin %95’inden fazlasına sahip, ancak bizden orantılı olarak daha az vergi ödemektedirler. Sadece beş petrol ve gaz şirketi, 2024 yılı için toplamda 100 milyar ABD dolarının üzerinde kar elde ettiğini bildirdi.
Bu arada petrol ve gaz şirketleri iklim krizini körüklüyor; süper zenginler ise özel jetler, mega yatlar ve yatırımlar gibi son derece kirletici lüks yaşam tarzlarıyla iklim bozulmasına neden oluyor. En zengin %1,en alt gelir grubundakilerin üçte ikisi kadar karbon salıyor.
Şirketler ve milyarderler ne kadar çok para ve güç biriktirirse, dünya o kadar kirli, adaletsiz ve demokratik olmayan bir yer haline geliyor ve geri kalanımız için hayat o kadar zorlaşıyor. Onları sorumlu tutmak ve dünyamızı yok etmelerini engellemek için yeni kurallara ihtiyacımız var. Onların daha fazla vergi ödemesini sağlayacak daha adil vergi kurallarına ihtiyacımız var. Vergi adaletsizliğine son vermeliyiz.
2. Yeterli para var, ancak yanlış ellerde. Küresel vergi kuralları adil değil ve azınlığı çoğunluğa karşı kayırıyor.
2015 yılından bu yana, dünyanın en zengin %1’inin serveti 33,9 trilyon ABD dolarından fazla arttı; bu rakam, yıllık yoksulluğu 22 kez ortadan kaldırmaya yeter. 2000 ile 2019 yılları arasında fosil yakıt endüstrisinin karı 31,315 trilyon ABD doları olarak gerçekleşti. Bu, günde yaklaşık 4,3 milyar ABD dolarına denk geliyor!
Bu muazzam servete rağmen, süper zenginler ve kurumsal kirleticiler adil vergi paylarını ödemek zorunda değiller. Bu durum, vergi kaçakçılığı ve vergi kaçırma ile daha da kötüleşiyor. Ülkelerin, vergi cennetlerini kullanarak vergi ödemekten kaçınan çok uluslu şirketler ve zengin bireyler nedeniyle yılda 492 milyar ABD doları vergi kaybettikleri tahmin ediliyor.
Bu sadece adalet meselesi değil, aynı zamanda halkın da istediği bir şey. Greenpeace International ve Oxfam’ın 13 ülkede yaptırdığı bir ankete göre, insanların %86’sı petrol ve gaz şirketlerine uygulanan daha yüksek vergilerden elde edilen gelirlerin iklim krizinden en çok etkilenen topluluklara aktarılmasını destekliyor. İnsanların %90’ı, iklim felaketlerinden en çok etkilenen toplulukları desteklemek için hükümetin harcamalarını artırmak amacıyla süper zenginlere uygulanan vergilerin artırılmasını destekliyor.
3. Adil küresel vergi kuralları, yoksullukla mücadele, iklim değişikliği ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşmak için kilit öneme sahip.
Hükümetler, küresel yoksulluğu sona erdirmek, iklim krizini çözmek ve on yıl önce kabul ettikleri sürdürülebilirlik taahhütlerini yerine getirmek konusunda çok geride kaldı. Bu ilerleme eksikliği, insanlığın ve doğal dünyamızın geleceğini tehdit etmekte ve bize çok büyük maliyetler getiriyor. İklim değişikliğinin tarım, altyapı, üretkenlik ve sağlığa verdiği zarar, 2050 yılına kadar küresel ekonomiden yılda 38 trilyon ABD doları kayba neden olabilir. Düşük gelirli ülkelerin iklimle ilgili kayıp ve zararlarının yıllık 300 milyar ABD dolarını aşacağı tahmin ediliyor.
BM iklim görüşmeleri, birçok Kuzey Yarımküre ülkesinin uluslararası iklim finansmanı yükümlülüklerini yerine getirmek için yeterli para olmadığını iddia etmesi nedeniyle tıkanmış durumda. Bu durum, ülkeler arasındaki güvenin bozulmasına yol açıyor ve emisyonları azaltmak için daha fazla eylem ve işbirliğini baltalıyor.
Ancak paranın eksikliği olmadığı açık – bu, süper zenginleri ve büyük kirleticileri sorumlu tutmak ve servetin adil dağılımı için kuralları reform etmek için siyasi irade meselesi. BM Vergi Sözleşmesi bu bulmacanın önemli bir parçası: Kirlilikten kar edenler, sürdürülebilir ve daha dayanıklı bir geleceğe yatırım yapmak için gerekli olan kritik fonları serbest bırakmak için adil paylarını ödemeli.
4. Küresel vergi kurallarını belirlemek için daha kapsayıcı ve demokratik bir sistem
Araştırmacılar,madencilik sektöründeki vergi kayıplarından kaynaklanan yıllık küresel gelir kaybının en az 44 milyar ABD doları olduğunu hesapladı. Bu kayıplar çoğunlukla, ancak sadece değil, gelişmekte olan ekonomilere sahip ülkelerde hissediliyor ve bu ülkelerin kalkınmasına ek bir engel teşkil ediyor.
Bu tür boşluklar, kuralların Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) aracılığıyla bir avuç zengin ülke tarafından şekillendirilmesi nedeniyle küresel vergi sisteminde yer alıyor. Buradaki adaletsizlik ortada..
Her ülkenin küresel vergi konularında söz sahibi olabileceği ve oy kullanabileceği yeni bir vergi kuralları belirleme sistemine ihtiyacımız var. BM’nin Vergi Sözleşmesi bunu başarabilecek potansiyele sahiptir. Vergi kararlarının alınmasında daha demokratik ve kapsayıcı bir sistem, güç dengesizliklerini değiştirmeye ve iklim krizi ve ekonomik adaletsizlikten en çok etkilenen ülkeler de dahil olmak üzere, her yerde insanlar için çalışan bir sistem oluşturmaya yardımcı olabilir.
5. Vergi, süper bir güç ve oyunun kurallarını değiştiren bir unsur. Hepimize refah ve güvenlik sağlar.
Vergiler, okullarımızı, eğitimimizi, kamu sağlık hizmetlerimizi ve diğer kamu hizmetlerini finanse etmek için güçlü (ve hayati) bir araç. Adil, ilerici ve verimli vergi politikaları, ülkelerin artan eşitsizliği gidermek, yükselen yaşam maliyetlerini frenlemek, doğayı korumak ve iklim eylemlerini finanse etmek için para toplamasına yardımcı olabilir.
Dünyanın neredeyse tüm ülkelerinde kamu borç oranları yüksek olduğundan, bu borçların hizmet maliyetleri artıyor ve bazı yoksul ülkeleri krizin eşiğine itiyor. İklim ve çevre tahribatının maliyeti de aynı şekilde artıyor. Diğer ülkelerde ise, fosil yakıt üretimini teşvik etmek için verilen sübvansiyonlar gibi hatalı öncelikler nedeniyle çok miktarda kamu parası kaybediliyor. Sistemin bu şekilde çalışması gerekmediğini biliyoruz. Daha adil ve daha iyi birçok çözüm mevcut.
Uluslararası petrol ve gaz şirketlerinin ve en zenginlerin küresel kârlarını vergilendirecek bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varılması, en savunmasız toplulukların iklim felaketlerinden sonra yeniden inşa ve toparlanma süreçlerini desteklemek için BM fonlarına ve ulusal kaynak seferberliğine aktarılabilecek yüz milyarlarca dolarlık bir kaynak yaratabilir.
Çok az sayıda kişinin daha fazla servet biriktirmesini korumaya ve kolaylaştırmaya odaklanan vergi kurallarını reform etme zamanı çoktan geldi. İnsanların ve gezegenimizin ihtiyaçlarını öncelikli kılacak bir değişim zamanı şimdi. Süper zenginlere ve çevreyi kirleten şirketlere vergi uygulamak isteğe bağlı değil, herkes için müreffeh ve adil bir gelecek sağlamak için zorunlu.