#İklim Değişikliği

Türkiye Paris Anlaşması'nı Onaylasın

Türkiye, iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerden biri olan Akdeniz havzasında yer alıyor. Ancak Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında sunduğu iklim taahhüdünde iddialı bir emisyon azaltımı…

Harekete Geç

Günümüzün açık ara en yakıcı problemi iklim krizi. Mevsimlerin alt üst olduğu, ani ve aşırı hava olaylarının yeni normalimiz haline geldiği, sera gazı salımları nedeniyle hava kirliliğinin tırmandıkça tırmandığı, sağlıklı gıdaya erişimin tehlikeye girdiği ve tarımsal üretimin de ciddi bir verimsizlik tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı, bıçak sırtı bir dönemden geçiyoruz, tüm dünyalılar olarak.

Global Climate Strike March in Turkey. © Yasin Akgul / Greenpeace
Birçok sivil toplum kuruluşu, bilim insanı, aktivist ve gazeteci tüm dünyada iklim krizinin insan dahil sayısız türü yok oluşa sürüklediğini söylüyor. Gelgelelim, karar alıcılar harekete geçmiyor ve bu felaket sürecini durduracak mecburi önlemleri almıyor. ABD mesela, Paris Anlaşması’ndan çekiliyor. Türkiye Paris Anlaşması’nı onaylasın istiyoruz, ama bir adım atmıyor. Ülkelerin birçoğu, yaşamın devamı için gerekli olan seviyede sera gazı azaltım hedefleri koymuyor. Gerekli yapısal ve sektörel değişikliklere gidilmiyor, sorumlular sorumlu tutulmuyor.

Hem de tüm bu tablo, iklim inkarcılarının yapacağı hiçbir lobinin güneşi sıvamaya yetmediği bir dönemde ortaya çıkıyor. Öte yandan, başta IPCC’nin (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) 1,5 derece raporu olmak üzere birçok bilimsel çalışma, iklim krizinin sorumlusunun büyük ölçüde insan faaliyetleri olduğunu ortaya koyuyor.

Peki biz vaz mı geçeceğiz?

Hayır, geçmedik. Geçmiyor insan.

Bu yangın yerinin tam ortasında, hayatlarımıza Greta Thunberg diye bir genç öğrenci girdi ve onunla beraber yeni bir dönem başladı. Greta’nın İsveç Parlamentosu’nun duvarlarına çaktığı “SKOLSTREJK FÖR KLIMATET” (İklim İçin Okul Grevi) manifestosu, iklim krizine karşı mücadelede grev başlığını açmış oldu. Açtığı yoldan ilerleyen milyonlarca gençle beraber iklim grevi ve Fridays For Future (İklim için Cumalar) hareketi, iklim inkarcılarının, iklim krizinin sorumlularının Pandora’sıdır artık.

Climate Strikes one year apart. © Greenpeace

Dünyadaki tüm iklim grevi aktivistlerinin iklim grevi ile başardığı, iklim mücadelesinin belki de en çok ihtiyaç duyduğu sivil itaatsizliği yeniden ana akımlaştırmak oldu. Gençlerin ve çocukların, yetişkinler gibi politik doğruculuk filtreleri pek yok, malum. Greta’nın Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde yaptığı konuşma bunun bir diğer örneği. Aynı “fütursuzluğu” şimdi yetişkinlerin, eylemlerine, karar alıcıların da kararlarına yansıtması gerekiyor. Çünkü iklim grevleri, dünyada belirli bir yaş grubunu iklim aktivisti haline getirdi ve kuşkusuz bunun arkası gelecek. Değişim, beğenelim veya beğenmeyelim, geliyor. İklimi duyarsız takım elbiselilerin elinden birlikte kurtaracağız.

Peki ya Türkiye?

İklim değişikliğinden etkilenecek en hassas bölgelerden birinde bulunan Türkiye’de de gençler iklim grevinde yerlerini aldı. İşaret fişeğini İstanbul’dan 11 yaşındaki Atlas Sarrafoğlu yaktı ve 15 Mart 2019’da Bebek Parkı’nda Türkiye’nin ilk iklim grevi yapıldı.  Atlas, parka sadece 30 kişinin geleceğini düşünüyordu ama öyle olmadı. Renkli ve heyecanlı gençler parkı doldurdu. Böylece Fridays For Future Türkiye de fiilen canlanmış oldu. Dünya genelinde o gün 120’den fazla ülkede on binlerce iklim aktivisti buluştu ve hareketi büyüttüler.

Bir sonraki grev ise 24 Mayıs’ta Maçka Parkı’ndaydı. Greve giden 125 ülkeden biri de Türkiye oldu ve Türkiyeli genç iklim aktivistleri, taleplerini bir defa daha dile getirdiler.

En büyük iklim eylemi: 20 Eylül

Mayıs’tan sonraki küresel iklim grevi çağrısı ise, 20 – 27 Eylül haftası için yapıldı. İklim aktivistleri el yükseltiyordu. Grev, bir günden taşacak, bir haftaya yayılacaktı.

Global Climate Strike March in Turkey. © Yasin Akgul / Greenpeace

20 Eylül’e giden yolda, çevre mücadelesi veren çeşitli kurumlar, Fridays For Future’un çağrısını kuvvetlendirmek için İstanbul’da Sıfır Gelecek platformunu olşturdu ve hummalı bir çalışmaya başladı. Platform, iklim etkinliklerini aylara yayarak gelecekte daha uzun vadeli hareketlilik yaratacak bir zemin oluşturmasını amaçladı. Bu doğrultuda talepler belirlendi ve 20 Eylül’e giden yolda #2030daBen sloganıyla sosyal medya paylaşımları, birçok performans, panel, eylem, ve film gösterimi gerçekleştirildi.

Bu süreç, 20 Eylül’deki iklim grevine büyük bir katılım getirdi. Kadıköy’de buluşan 3 binden fazla insan, iklim için yürüdü ve Yoğurtçu Parkı’nda konserler eşliğinde gerçekleştirilen greve katıldı. Ülke genelinde ise 15 şehirden genç iklim aktivistleri iklim grevindeydi.

20 Eylül’de dünya genelinde 169 ülkede 4 milyonun üzerinde insan iklim için grevdeydi. Bu gezegenin şu ana kadar gördüğü en büyük iklim eylemiydi.

Ne istiyorlar?

Çocuklar, iklim grevcileri, iklim için acil eylem bekliyor. Gezegenin sonunu getirmekte olan mevcut gidişin değişmesi için, yarın değil, bugün hemen şimdi harekete geçilmesini istiyorlar.

Global Climate Strike March in Turkey. © Yasin Akgul / Greenpeace

Çocukların isteklerini şöyle özetleyebiliriz:

  • Net sıfır karbon emisyonuna geçişi sağlayacak sistem değişikliği,
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş,
  • İklim acil eylem durumu ilanı
  • Paris İklim Anlaşması’nın onaylanması,
  • Fosil yakıtların bırakılması.

Çocuklar, basitçe küresel ısınma yüzünden yok olmaya yüz tutan yaşamlarımızı kurtarmak için, elinde bunu yapacak güç ve yetkiyi bulunduran yetişkinlerin sorumluluk almasını istiyor. Evimizi ateş sarmış gibi davranmamızı, çünkü evimizi ateş sardığını söylüyorlar.

Çocuk gibi davranan yetişkinlerden, sorumsuz karar alıcılardan ve küreyi ısıtan şirketlerden, iklimi kurtarmak için yapılacakları söyleyen bilimin arkasında birleşmelerini istiyorlar

1,5 dereceden önce son çıkış

Pek vakit kalmadı, bu açık. Öte yandan, dünya böyle bir eylemlilik de görmedi. Gezegen üzerindeki ülkelerin büyük bir çoğunluğunda, insanların duygudaşlık içinde harekete geçme iradesi gösterdiği görülmüş şey değil. Çünkü yaşamak istiyoruz. Yaşamak da, iklim krizi çağında hayatın olağan akışını durdurmak, hatta terse çevirmekten geçiyor. İklimi kurtarmak, 1,5 rakamını bir kabus figürü değil, yeniden bir rakam olarak algılayabilmek için, bildiğimiz anlamda yaşamı kurtaracak büyük çabanın parçası olmamız, kendi iklim devrimimizi de gerçekleştirmemiz gerekiyor.

Hemen şimdi!

Onur Akgül, Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Sorumlusu


*: Greta Thunberg’in, Birleşmiş Milletler İklim Eylemi Zirvesi’nde, 30 Eylül 2019’da yaptığı konuşmadan bir cümle.