“6 yaşındaki çocuğumu sabah külle kaplı servise bindiriyorum. Ordan santrale 450 metre mesafedeki okuluna gidiyor. Bizim için zaten çok geç ama en azından onları kurtarmamız lazım.”

Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nin yanıbaşındaki kahvehanede anlatılanlar termik santralin yarattığı tahribatın günlük hayattaki karşılıklarından yalnızca biri. Külle kaplı servis, termik santralin raporlarda, verilerde sayfalarca aktarılan etkilerini somutlaştırıyor. Buna karşın zehir saçan santrale çevre izni veriliyor ve ek üniteler yapılmak isteniyor. Biz de mücadelemizi sürdürüyoruz.
Çoğulhan Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde, Türkiye’nin dördüncü büyük ovası olan Afşin-Elbistan ovasının verimli topraklarının ortasında bir kasaba. Çoğulhan’ın önü arkası termik santral. Bir yanında Afşin-Elbistan B Termik Santrali, bir yanında da Afşin-Elbistan A Termik Santrali var ve kırk yılı aşkın süredir bu santrallerin getirdiği hastalıklar ve kirlilik ile yaşıyorlar. Bölgede termik santraller nedeniyle yaşanan bu sorunlara rağmen, Afşin-Elbistan A Termik Santrali 2018’de Çelikler Holding’e özelleştirildi ve şimdi yeni bir termik santral büyüklüğünde iki yeni ek ünite yapılmak isteniyor. Hem var olan santralin yarattığı sorunlar hem de yeni projeye karşı mücadelemiz bölge halkı ile birlikte devam ediyor.
Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nin dördüncü ünitesine verilen çevre iznine karşı açtığımız davanın bilirkişi keşfi için geçtiğimiz hafta bölgedeydik. “Çevreciler geliyor” diye kapanan santralde bilirkişi heyeti için bulunamayan maskeler, sigaradan korumaya çalışırken termik santralin külüyle kaplanan hikayeler anlatılmayı bekliyor.
Termik santral külü ve sigara dumanı
Bölge yalnızca termik santrallerin etkileriyle değil, 3 yıl önce yaşanan ve birinin merkezi Elbistan olan depremlerin yıkıcı etkileriyle de halen mücadele ediyor. İnşaatlar, kapalı yollar… Kış mevsimi olduğu için havadaki o boğucu inşaat tozu bu defa yok ama onun yerini de çamur almış.
Keşif gününden önce Elbistan’a vardık ve halktan ilk duyumumu aldık: “Çevreciler gelecek diye Perşembe günü santrali kapatacaklar. Birkaç gün kapalı kalacak.” İlk günü genzimizi yakan is kokusu, kulakları çınlatan termik santral sesi eşliğinde Çoğulhan’da geçirdik.
Biz gelmeden önceki gün köy kahvesine Dumansız Hava Sahası Denetim Ekibi gelmiş. “Kahvenin içinde, kapalı alanda sigara içmeyin, denetimler devam edecek ve ihlal tespit edilmesi durumunda para cezası kesilecek” demişler. Kahvede bulunanlar çalışan santrali gösterip “Sağlığımızı düşünüyorsanız buna ne yapacaksınız?” diye sormuşlar. Halkın sağlığını düşündüğü için sigara denetimindeki Sağlık Bakanlığı planlanan yeni üniteler için hazırlanan çevresel etki değerlendirme raporunda 50 metrelik sağlık güvenlik bandını yeterli olarak değerlendirmişti. O sırada santralden kül yağmaya devam ediyor. Karın rengi siyah, çatıların, okul servislerinin üzeri kül kaplı.
Belirsiz yanıtlar
Keşif gününde santral gerçekten de çalışmıyor. Mahkeme heyeti ile birlikte Afşin-Elbistan A Termik Santraline giriyoruz. Önce işletme bölümünde reflektörlü yelek, iş ayakkabısı, baret dağıtılıyor. Santralin içine girmek için yola çıkıyoruz. Yolun sağında solunda düzenli atık depolama alanında depolanması gereken atıklar dolu. Avukatımız bir önceki keşfimizden sonra atık miktarının daha da arttığını söylüyor. Dava konusu dördüncü ünitenin önünde mahkeme heyeti önce tarafların beyanlarını alıyor. Yöre sakinlerinden davacı arkadaşlarımız santralin hayatlarını nasıl olumsuz şekilde etkilediğini, kanser olan çocuklarını, ölen yakınlarını, verimsizleşen topraklarını ve kuruyan su kaynaklarını anlatıyor.
Santralin neden çalışmadığını soruyoruz, “Gece 12’de arıza çıktı” diyorlar.
“Geçici izni olan ünite neden çalışmaya devam etmiyor?” diyoruz, cevap belirsiz.
“İzni olmayan üçüncü üniteyi neden çalıştırdınız” diyoruz. “Gerekli izinler alabilmek için santral çalışırken ölçüm yapılması gerekiyor” diyorlar.
“Ne kadar çalışması gerekiyor bu ölçümler için?” diyoruz. Yanıt; “iki ay”.
“Peki neden neredeyse bütün yıl çalıştırdınız?” diyoruz, yanıt yine belirsiz.
“Maskeler nerede?”
Ünitenin içine maskesiz girilmemesi gerektiği için keşif heyetindeki hocalar koruyucu maske istiyor. Maskelerin bulunup getirilmesi bir hayli zaman alıyor. Maskeler gelene kadar güvenlik için üzerimize giydiğimiz yelekler ve baretler yalnız bekliyor. O sırada aklımıza çalışmaları esnasında yanan, parmağı, kolu kopan ama işten atılırım korkusu ile ertesi gün iş başı yapan santral işçileri geliyor.
Ünitenin için bilim kurgu distopya filmlerinden fırlamış gibi. Yerler siyah kül kaplı, yağmurda içeri giren sudan kül balçıkları oluşmuş. Santral çalışmadığı halde içeride nefes almak insanı zorluyor. Bu da neden keşif sırasında santralin çalıştırılmadığına dair bir fikir veriyor.
Bilirkişi heyeti santral çalışmaksızın keşfin tamamlanamayacağını, gerekli örneklerin alınamayacağını söylüyor. Hakim de santral çalıştığı zaten tekrar keşif yapılmasına karar veriyor.
Mücadele devam ediyor
Elbistan merkeze geri dönüyoruz. Edebiyat ve mücadele sevenlerin buluşma noktası olan yeni kafeye gidip sıcak çay ve şiir dinletisi ile ısınıyoruz. Gelecek günler için hayal kurmamızı sağlayan umut, mücadelemize enerji veren dönüştürücü öfkemiz her zaman içimizde. İnşaatın, çamurun, kömürün isinin ve külünün ağırlığına rağmen hayat da mücadele de devam ediyor.
Yaşananları yazmaya başladığımda kurumsal hesabımıza annesini de kanserden kaybettiğini belirten bir kişiden santralle ilgili bir şeyler yapılıp yapılamayacağını soran bir mail geliyor. Külle kaplı servislerle çocuklarını korumaya çalışan ebeveynler, kanser nedeniyle ebeveynlerini kaybeden çocuklar için mücadele etmeye, Afşin-Elbistan’da yeni bir termik santrale yer yok demeye devam ediyoruz. Haklı olanlar kazanana, kirletenler bedelini ödeyene kadar.
Greenpeace destekçisi ol!
Greenpeace’in bağımsız ve cesur kampanyalar yürütmesini sağlayan tek güç sensin. Bağışınla sesimizi daha güçlü kıl, dünyanın geleceğine birlikte yön verelim!
Senin desteğinle daha güçlü, daha etkili ve daha cesuruz. Şimdi bize katıl!


